İçinde yet olan 9 harfli 71 kelime var. İçerisinde YET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yet olan kelimeler listesine ya da sonu yet ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Yet Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E T Y

2 Harfli Kelimeler

ET, EY, TE, YE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HASİYETLİ

  1. [sıfat] Yararlı, etkili (yiyecek ve içecek)
    • "Hasiyetli nane şekeri."
ZİLYETLİK

  1. [isim] Zilyet olma durumu; eldecilik
    • "Soruşturma sırasında pek az kişinin tapu senedine ve zilyetlik belgelerine malik olduğu anlaşıldı." (Müstecib Ülküsal)
HUSUSİYET

Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣūṣiyyet

  1. [isim] Bakınız özellik
    • "Zaten insanın en büyük hususiyeti, içinde bulunduğu hâlden kurtulma arzusudur." (Ahmet Muhip Dıranas)
  2. İleri derecede tanışıklık, ahbaplık, yakınlık
HAYATİYET

Kelime Kökeni: Arapça ḥayātiyyet

  1. [isim, eskimiş] Canlılığını sürdürme durumu, yaşama gücü; yaşarlık
KASTANYET

Kelime Kökeni: Fransızca castagnette

  1. [isim, müzik] Parmaklara takılarak çalınan bir zil türü
KETUMİYET

Kelime Kökeni: Arapça ketūmiyyet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ağzı sıkılık
    • "Hatta bir gecelik zendostlukta bile temkin ve ketumiyet severim." (Sermet Muhtar Alus)
KİFAYETLİ

  1. [sıfat] Bakınız yeterli
AYRIYETEN

  1. [zarf] Bakınız ayrıca
EHLİYETLİ

  1. [sıfat] Sürücü belgesi olan
  2. Bakınız yeterli
SALAHİYET

Kelime Kökeni: Arapça ṣalāḥiyyet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yetki
    • "Bu cezai salahiyet hangi kanunla tespit edilmiştir, bilmiyorum." (Nâzım Hikmet)
MEMURİYET

Kelime Kökeni: Arapça meʾmūriyyet

  1. [isim] Bakınız memurluk
    • "Eski memuriyetleri bulsam ne yapacağımı bilirim." (Falih Rıfkı Atay)
KANUNİYET

Kelime Kökeni: Arapça ḳānūniyyet

  1. [isim, hukuk] Bakınız yasalaşma
MANYETİZE

Kelime Kökeni: Fransızca magnétisé

  1. [sıfat] Manyetizma ile etki altına alınmış
SAMOYETÇE

  1. [isim] Ural Dağları’nın doğusunda yaşayan topluluklar tarafından kullanılan dil
  2. [sıfat] Bu dille yazılmış olan
MEYUSİYET

Kelime Kökeni: Arapça meʾyūsiyyet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız üzüntü
  2. Bakınız kötümserlik
    • "Bu meyusiyet ve bedbinlik gecesini muhteşem bir sabah takip edecekmiş!" (Hüseyin Cahit Yalçın)
CEMİYETLİ

  1. [sıfat] Cemiyet içinde geçen, derli toplu, dağınık olmayan
    • "O kadar cemiyetli bir hayatımız vardı ki bir türlü bırakamadım." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
AHLAKİYET

Kelime Kökeni: Arapça aḫlākiyyet

  1. [isim] Bakınız ahlaklılık
    • "Çoraklardan, taşlıklardan, harabelerden, viranelerden gelen yakıcı bir rüzgâr gibi bazen bir mefkûre cereyanı eser; kurtulmak isteyen, hürriyeti seven, ahlakiyeti insanlık bilen ruhları toplardı." (Ömer Seyfettin)
HAMİYETLİ

  1. [sıfat] Hamiyeti olan, hamiyet sahibi; hamiyetperver
KABİLİYET

Kelime Kökeni: Arapça ḳābiliyyet

  1. [isim] Bakınız yetenek
    • "Bence şairin asıl sanatı ruh anlarını ifade etmek hususundaki kabiliyetidir." (Asaf Halet Çelebi)
MARUFİYET

Kelime Kökeni: Arapça maʿrūfiyyet

  1. [isim, eskimiş] Bilinme, tanınma, belli olma
    • "Memuriyetlerinin marufiyeti icabıyla birbirini ismen tanımamaları mümkün değildi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü