İçinde yet olan 7 harfli 61 kelime var. İçerisinde YET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yet olan kelimeler listesine ya da Sonu yet ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E T Y Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ET, EY, TE, YE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NİYETÇİ
-
-
[isim]
Alıştırılmış güvercin, saka kuşu, tavşan vb. hayvanlara para karşılığında niyet çektiren kimse
-
[isim]
Alıştırılmış güvercin, saka kuşu, tavşan vb. hayvanlara para karşılığında niyet çektiren kimse
- DİYETLİ
- ...
- EHLİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sürücü belgesi
-
Ustalık, uzluk
- "Üstat, ehliyetin son olgunluk merhalesini ifade ettiğinden yaş, baş ve sakal mefhumlarını da ihtiva ederdi." (Ahmet Haşim)
-
[isim]
Sürücü belgesi
- DİRAYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Zekâ
-
[isim]
Zekâ
- İRSİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kalıtım
-
[isim]
Kalıtım
- YETİRİŞ
- ...
- KAYETME
- ...
- HAMİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir insanın yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası
- "İçinde müthiş bir harp taraftarlığı, bir vatanperverlik, bir hamiyet taşıyordu." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Bir insanın yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası
- BİDAYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Başlama, başlangıç
- "Sevdasını, bidayette kıyısından köşesinden paylaşırken, zamanla tamamen sahiplenmiş." (Atilla İlhan)
-
[isim]
Başlama, başlangıç
- CEMİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Dernek
- "Gazi'nin reisliği altında bir Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti var." (Etem İzzet Benice)
-
Düğün
- "Bohçacı hanım, cemiyetin nerede olacağını öğrenip yarın haber getirmeyi vadetmişti." (Sermet Muhtar Alus)
-
Bir olayı veya kişiyi kutlamak amacıyla bir araya gelen topluluk
- "Bir hafta olmazdı ki bir mektebe başlama, bir sünnet, bir düğün, bir lohusa cemiyeti görmeyelim." (Ömer Seyfettin)
-
Yüksek sosyete
-
Birbirine uygun veya zıt anlamlı kelimeleri tenasüp, tezat sanatları yoluyla bir araya getirme
-
Toplum
-
[isim]
Dernek
- EMNİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Güvenlik
- "Kendi vatandaşlarının ırz, mal, can emniyeti hakkında teminat istiyorlar." (Ercüment Ekrem Talu)
- "Hele emniyet ettiğim birkaç uyanık arkadaşla bulunduğum zaman bülbül gibi ötüyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Arkadaşının emniyet vermesine rağmen içi rahat değildi." (Mahmut Yesari)
-
Güven, inanma, itimat
- "Paris'teki hemşehriler bana büyük bir sevgi ve emniyetle kucaklarını açmışlardı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Polis işleri
-
Güvenlik işlerinin yürütüldüğü yer
- "Emniyet müdürlüğü."
-
Bir araçta güven sağlayıcı parça
-
[isim]
Güvenlik
- YETİNME
-
-
[isim]
Yetinmek işi, kanaat, iktifa
-
[isim]
Yetinmek işi, kanaat, iktifa
- KEMİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Nicelik
-
[isim]
Nicelik
- HASİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Özgülük, hassa
-
Yiyecek ve içecek için yarar, etki
-
[isim]
Özgülük, hassa
- GAYETLE
-
-
[zarf]
Aşırı derecede
- "Gayetle zengin bir ailenin kıymetli, tek evladı." (Ömer Seyfettin)
-
[zarf]
Aşırı derecede
- TAZİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Taziye
-
[isim]
Taziye
- SAFİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Saflık
-
[isim]
Saflık
- KİFAYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme
- "Kazandığım para benim sade hayatıma kifayet ediyor." (Halide Edip Adıvar)
-
Bir işi yapabilecek yetenekte olma, yeterlik, liyakat, iktidar
-
[isim]
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme
- MALİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Üretimde bir mal elde edilinceye değin harcanan değerlerin toplamı
-
[isim]
Üretimde bir mal elde edilinceye değin harcanan değerlerin toplamı
- RİVAYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Söylenti
- "O, yanıma oturarak kara haberlerden, kötü rivayetlerden bahsetti." (Falih Rıfkı Atay)
- "Son nefesini vermeden önce, biraz daha ışık, diye söylendiği rivayet edilir." (Haldun Taner)
-
Bir olay, bir haber veya sözü nakletme
- "Rivayete göre, iğrenç, akla gelmez uğursuzluklar işlemişler." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Söylenti