İçinde yet olan 11 harfli 46 kelime var. İçerisinde YET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yet olan kelimeler listesine ya da sonu yet ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Yet Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E T Y

2 Harfli Kelimeler

ET, EY, TE, YE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YETMEZLENME

  1. [isim] Yetmezlenmek işi
YETİŞKİNLİK

  1. [isim] Yetişkin olma durumu
    • "Yetişkinlik bir tek değil birçok yaşantı içerdiği için herkesin yetişkinlik anlayışı önemli ölçüde farklılaşır." (Bekir Onur)
MİLLİYETSİZ

  1. [sıfat] Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma duygusunu taşımayan (kimse)
    • "Sınıfsız, geleneksiz, vatansız, milliyetsiz hatta belki de dinsiz, başka bir yerde eşi görülmedik bir insan türü yaratıp devletin idaresini bu makine adamların eline vermek." (Niyazi Berkes)
  2. Herhangi bir milletin uyruğunda olmayan
    • "Milliyetsiz toplum yaşayışı olmadığı gibi milliyetsiz toplum evrimi de olamıyor." (İsmail Hakkı Baltacıoğlu)
AYETİKERİME

Kelime Kökeni: Arapça āyet + kerįme

  1. [isim, din bilimi] Bakınız ayet
EHLİYETNAME

Kelime Kökeni: Arapça ehliyyet + Farsça nāme

  1. [isim] Bakınız sürücü belgesi
  2. Bakınız yeterlik belgesi
MESULİYETLİ

  1. [sıfat] Bakınız sorumlu
  2. Sorumluluk gerektiren
    • "Birçok kimse için ağır ve zahmetli olan nice mesuliyetli işler, onun dürüst ve ustalıklı idare makinesinden bir anda hallolup çıkar." (Sâmiha Ayverdi)
VASİYETNAME

Kelime Kökeni: Arapça vaṣiyyet + Farsça nāme

  1. [isim] Bir kimsenin vasiyetini yazmış olduğu belge; vasiyet
    • "Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk'ün vasiyetnamesinde belirtilen mali menfaatler saklı olup kendilerine tahsis edilir." (Anayasa)
YETİŞTİRİCİ

  1. [sıfat] Bakınız üretici
    • "Tütün yetiştiricisi."
  2. [isim] Bir çocuğu, öğrenciyi çeşitli konularda eğiten, ona yol gösteren kimse
    • "Çocuk yetiştirmeli ki yetiştirici yetişsin, yetiştirici yetiştirmeli ki çocuk yetişsin." (Necip Fazıl Kısakürek)
ELASTİKİYET

Kelime Kökeni: Fransızca élastique + Arapça -iyyet

  1. [isim] Bakınız esneklik
MEDENİYETÇİ

  1. [isim] Bakınız uygarlıkçı
YETİŞEBİLME

  1. [isim] Yetişebilmek işi
YETİŞTİRMEK

  1. [-e, -i] Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak
  2. Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek
    • "Kitabı önümüzdeki aya yetiştireceğim."
  3. Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek
    • "Hastayı doktora yetiştirmek."
  4. Geliştirip büyütmek
    • "Evlerinin bahçesinde bir iki elma, erik ağacı yetiştirirler." (Necati Cumalı)
  5. İletmek, duyurmak
  6. Sağlayıp vermek
    • "Bir sakallı garson ahaliye boyuna su yetiştiriyor." (Reşat Nuri Güntekin)
  7. [-i] Yetmesini sağlamak
    • "Cephemiz susuz, kuru ekmek ve benzini güç yetiştiriyoruz." (Falih Rıfkı Atay)
  8. [-i] Aceleyle ulaştırmak
  9. [-e, mecaz] Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek
    • "Hiç kalır mı? Ertesi gün valiye yetiştirdiler." (Memduh Şevket Esendal)
  10. [-i, mecaz] Gelişip büyümesini sağlamak, büyümesine özen göstermek; beslemek, büyütmek
    • "Munise'yi güzel ahlaklı bir kadın olarak yetiştirecektim." (Reşat Nuri Güntekin)
  11. [-i, mecaz] Eğitim, öğrenim sağlamak
HAYATİYETLİ

  1. [sıfat] Yaşama gücüyle dolu
    • "O kadar genç, o derece hayatiyetli ki gelecek yıllar kendisine tehlikeli görünmemektedir." (Refik Halit Karay)
NİYETLENMEK

  1. [-e] Niyet etmek, tasarlamak
    • "Birkaç kere gitmeye niyetlendi." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [din bilimi] Oruç tutmaya karar vermek
HÜRRİYETSİZ

  1. [sıfat] Bakınız özgürlüksüz
  2. [zarf] Özgürlüğü olmadan
    • "Hürriyetsiz yaşayamaz, hürriyetsiz yaşamaktansa ölmeyi tercih ederdi." (Yalçın Toker)
NİHAYETİNDE

  1. [zarf] Bakınız sonunda
    • "Nihayetinde Suat’ın da artık kendisini bırakmayacağını, onun da realiteleri arasına girdiğini anladı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
HAYSİYETSİZ

  1. [sıfat] Değeri, saygınlığı olmayan
  2. Bakınız onursuz
    • "Ben haysiyetsiz bir kız mıyım? Seni aldatmam her şeyden önce kendi gözümde düşürür beni." (Melih Cevdet Anday)
YETENEKLİCE

  1. [zarf] Yetenekli bir biçimde
KABİLİYETLİ

  1. [sıfat] Bakınız yetenekli
    • "Gelenek, eğitim sürecini heveskâr ve kabiliyetli bir sanat talibini bir hocaya teslim ederek başlatır." (Sadettin Ökten)
SOSYETİKLİK

  1. [isim] Sosyetik olma durumu; asortiklik
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü