İçinde van olan 5 harfli 18 kelime var. İçerisinde VAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında van olan kelimeler listesine ya da sonu van ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Van Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A N V

3 Harfli Kelimeler

VAN

2 Harfli Kelimeler

AN, AV

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAVAN

  1. [sıfat] Yağı az
    • "Yavan yemek."
  2. Bakınız katıksız
    • "Birçok günler yavan ekmek bile bulamaz." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [mecaz] Hoşa gitmeyen, tatsız olan
    • "Hayatları gerçekten yavan ve dayanılmaz bir sıkıntıyla sonuçlanır." (Halide Edip Adıvar)
  4. [mecaz] Görgüsüz, bilgisiz olan
UNVAN

Kelime Kökeni: Arapça ʿunvān

  1. [isim] Bir kimsenin memuriyetindeki rütbesini, makamını veya mevkisini gösteren ad; san, titr
    • "Deme bana Oğuz, Kayı, Osmanlı / Türk'üm, bu ad her ünvandan üstündür" (Ziya Gökalp)
  2. [eskimiş] Kitap, kitap bölümü, makale, mektup vb.nin başına yazılan yazı veya söz
KOVAN

  1. [isim] Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü; kapçık
    • "İşte, etrafa yayılan top kovanları, kırık tüfekler, fişek yığınları..." (Halide Edip Adıvar)
  2. Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılan arı barınağı
DİVAN

Kelime Kökeni: Arapça dīvān

  1. [isim, tarih] Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis
  2. [edebiyat] Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser
  3. Bakınız sedir (I)
    • "Gerinerek kollarını yana doğru açarken başını divanın yastıkları üzerine koyuyor." (Esat Mahmut Karakurt)
  4. [mecaz] Bakınız meclis
    • "Çok geçmeden ortadaki masanın etrafında akşamki divan tekrar kurulmuş bulunuyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
EYVAN

Kelime Kökeni: Farsça eyvān

  1. [isim] Genel olarak binaların ortasında bulunan ve iç avluya açılan, üstü çoğunlukla tonozla örtülü, üç tarafı kapalı, bir tarafı tamamen açık yer; ayvan
  2. Bir tarafı dışarıya açık olan oda; ayvan
AYVAN

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız eyvan
AVANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿavene

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yardakçı
  2. Bakınız yardımcı
HAVAN

Kelime Kökeni: Farsça hāven

  1. [isim] İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılan kap
  2. [askerlik] Bakınız havan topu
  3. [eskimiş] Tütün kıyma makinesi
AVANS

Kelime Kökeni: Fransızca avance

  1. [isim] Bakınız öndelik
  2. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük
CİVAN

Kelime Kökeni: Farsça cevān

  1. [isim] Yakışıklı genç erkek veya güzel genç kadın
    • "Henüz on yedi yaşında pembe, beyaz, saf, masum bir civandı." (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat] Genç ve yakışıklı
    • "Maşallah! Ne güzel, ne civan kişiler!" (Necip Fazıl Kısakürek)
ÜNVAN

Kelime Kökeni: Arapça ʿunvān

  1. [isim] Bir kimsenin memuriyetindeki rütbesini, makamını veya mevkisini gösteren ad; san, titr
    • "Deme bana Oğuz, Kayı, Osmanlı / Türk'üm, bu ad her ünvandan üstündür" (Ziya Gökalp)
  2. [eskimiş] Kitap, kitap bölümü, makale, mektup vb.nin başına yazılan yazı veya söz
TAVAN

  1. [isim] Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı
    • "Bir aralık başımı yukarı kaldırdım ve tavandan sarkan bezgin ışığa baktım." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat
    • "Yükseköğrenim görmüş bir devlet memurunun tavanı birinci derecenin dördüncü basamağıdır."
  3. Otomobil, otobüs vb. araçların üst kısmını oluşturan düz bir yüzey şeklindeki kısım
  4. [ağızlardan] Çatı kiremidi
TÜVAN

Kelime Kökeni: Farsça tuvān

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kuvvet
SAVAN

  1. [isim, ağızlardan] Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim
  2. Bakınız yaygı
    • "Çatıların üstüne çöp yığınlarından ayıkladıkları naylonları, yırtık pırtık savanları, delik deşik kilimleri serdiler." (Lâtife Tekin)
VANLI

  1. [isim] Van ilinden olan kimse
REVAN

Kelime Kökeni: Farsça revān

  1. [sıfat, eskimiş] Giden, yürüyen
    • "Arabalarımıza binip Tiran yoluna revan, âdeta, kır gezintisine çıkmış bir aile hâlinde idik." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
ELVAN

Kelime Kökeni: Arapça elvān

  1. [isim, eskimiş] Renkler
  2. [sıfat] Türlü renklerde olan
    • "Çok aradım bulamadım dengimi / Elvan çiçeklerden aldım rengimi" (Halk türküsü)
İHVAN

Kelime Kökeni: Arapça iḫvān

  1. [isim, eskimiş] Yakın dostlar, samimi arkadaşlar
    • "Sabahleyin erkenden Cibali Yenikapısı’ndan bütün ihvan ve bütün çalgıcılar, hanendeler, çengiler cümbür cemaat koskoca bir pazar kayığı ile hareket ettik." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Aynı okul veya tarikattan olan kimseler
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü