İçinde van olan 5 harfli 18 kelime var. İçerisinde VAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında van olan kelimeler listesine ya da sonu van ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Van Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
VAN
2 Harfli Kelimeler
AN, AV
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAVAN
-
-
[sıfat]
Yağı az
- "Yavan yemek."
-
Bakınız katıksız
- "Birçok günler yavan ekmek bile bulamaz."
-
[mecaz]
Hoşa gitmeyen, tatsız olan
- "Hayatları gerçekten yavan ve dayanılmaz bir sıkıntıyla sonuçlanır."
-
[mecaz]
Görgüsüz, bilgisiz olan
-
[sıfat]
Yağı az
- UNVAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿunvān
-
[isim]
Bir kimsenin memuriyetindeki rütbesini, makamını veya mevkisini gösteren ad; san, titr
- "Deme bana Oğuz, Kayı, Osmanlı / Türk'üm, bu ad her ünvandan üstündür"
-
[eskimiş]
Kitap, kitap bölümü, makale, mektup vb.nin başına yazılan yazı veya söz
-
[isim]
Bir kimsenin memuriyetindeki rütbesini, makamını veya mevkisini gösteren ad; san, titr
- KOVAN
-
-
[isim]
Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü; kapçık
- "İşte, etrafa yayılan top kovanları, kırık tüfekler, fişek yığınları..."
-
Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılan arı barınağı
-
[isim]
Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü; kapçık
- DİVAN
-
Kelime Kökeni: Arapça dīvān
-
[isim, tarih]
Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis
-
[edebiyat]
Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser
-
Bakınız sedir (I)
- "Gerinerek kollarını yana doğru açarken başını divanın yastıkları üzerine koyuyor."
-
[mecaz]
Bakınız meclis
- "Çok geçmeden ortadaki masanın etrafında akşamki divan tekrar kurulmuş bulunuyordu."
-
[isim, tarih]
Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis
- EYVAN
-
Kelime Kökeni: Farsça eyvān
-
[isim]
Genel olarak binaların ortasında bulunan ve iç avluya açılan, üstü çoğunlukla tonozla örtülü, üç tarafı kapalı, bir tarafı tamamen açık yer; ayvan
-
Bir tarafı dışarıya açık olan oda; ayvan
-
[isim]
Genel olarak binaların ortasında bulunan ve iç avluya açılan, üstü çoğunlukla tonozla örtülü, üç tarafı kapalı, bir tarafı tamamen açık yer; ayvan
- AYVAN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız eyvan
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız eyvan
- AVANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿavene
- HAVAN
-
Kelime Kökeni: Farsça hāven
-
[isim]
İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılan kap
-
[askerlik]
Bakınız havan topu
-
[eskimiş]
Tütün kıyma makinesi
-
[isim]
İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılan kap
- AVANS
-
Kelime Kökeni: Fransızca avance
-
[isim]
Bakınız öndelik
-
Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük
-
[isim]
Bakınız öndelik
- CİVAN
-
Kelime Kökeni: Farsça cevān
-
[isim]
Yakışıklı genç erkek veya güzel genç kadın
- "Henüz on yedi yaşında pembe, beyaz, saf, masum bir civandı."
-
[sıfat]
Genç ve yakışıklı
- "Maşallah! Ne güzel, ne civan kişiler!"
-
[isim]
Yakışıklı genç erkek veya güzel genç kadın
- ÜNVAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿunvān
-
[isim]
Bir kimsenin memuriyetindeki rütbesini, makamını veya mevkisini gösteren ad; san, titr
- "Deme bana Oğuz, Kayı, Osmanlı / Türk'üm, bu ad her ünvandan üstündür"
-
[eskimiş]
Kitap, kitap bölümü, makale, mektup vb.nin başına yazılan yazı veya söz
-
[isim]
Bir kimsenin memuriyetindeki rütbesini, makamını veya mevkisini gösteren ad; san, titr
- TAVAN
-
-
[isim]
Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı
- "Bir aralık başımı yukarı kaldırdım ve tavandan sarkan bezgin ışığa baktım."
-
Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat
- "Yükseköğrenim görmüş bir devlet memurunun tavanı birinci derecenin dördüncü basamağıdır."
-
Otomobil, otobüs vb. araçların üst kısmını oluşturan düz bir yüzey şeklindeki kısım
-
[ağızlardan]
Çatı kiremidi
-
[isim]
Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı
- TÜVAN
-
Kelime Kökeni: Farsça tuvān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kuvvet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kuvvet
- SAVAN
-
-
[isim, ağızlardan]
Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim
-
Bakınız yaygı
- "Çatıların üstüne çöp yığınlarından ayıkladıkları naylonları, yırtık pırtık savanları, delik deşik kilimleri serdiler."
-
[isim, ağızlardan]
Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim
- VANLI
-
-
[isim]
Van ilinden olan kimse
-
[isim]
Van ilinden olan kimse
- REVAN
-
Kelime Kökeni: Farsça revān
-
[sıfat, eskimiş]
Giden, yürüyen
- "Arabalarımıza binip Tiran yoluna revan, âdeta, kır gezintisine çıkmış bir aile hâlinde idik."
-
[sıfat, eskimiş]
Giden, yürüyen
- ELVAN
-
Kelime Kökeni: Arapça elvān
-
[isim, eskimiş]
Renkler
-
[sıfat]
Türlü renklerde olan
- "Çok aradım bulamadım dengimi / Elvan çiçeklerden aldım rengimi"
-
[isim, eskimiş]
Renkler
- İHVAN
-
Kelime Kökeni: Arapça iḫvān
-
[isim, eskimiş]
Yakın dostlar, samimi arkadaşlar
- "Sabahleyin erkenden Cibali Yenikapısı’ndan bütün ihvan ve bütün çalgıcılar, hanendeler, çengiler cümbür cemaat koskoca bir pazar kayığı ile hareket ettik."
-
Aynı okul veya tarikattan olan kimseler
-
[isim, eskimiş]
Yakın dostlar, samimi arkadaşlar