İçinde tm olan 6 harfli 69 kelime var. İçerisinde TM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tm olan kelimeler listesine ya da sonu tm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TUTMAÇ

  1. [isim, ağızlardan] Dört köşe kesilmiş küçük hamur parçalarından yapılan yoğurtlu çorba
İLETME

  1. [isim] İletmek işi
    • "Bilgiyi kurup iletmede konuşmanın başarısı şaşırtabilir çok kimseyi." (Nermi Uygur)
IŞITMA

  1. [isim] Işıtmak işi
KATMAN

  1. [isim] Bakınız kat (I)
  2. [jeoloji] Altında veya üstünde olan kayaçlardan gözle veya fiziksel olarak az çok ayrılabilen, kalınlığı 1 santimetreden az olmayan tortul kayaç birimi; tabaka
  3. [toplum bilimi] Bir toplum içinde makam, şöhret, meslek vb. bakımdan ayrılan topluluklardan her biri; tabaka
DİTMEK

  1. [-i] Yün, pamuk vb.ni tellere ayırarak kabartmak
  2. Elle çok küçük parçalara ayırmak
    • "Haşlanan etleri soğuduktan sonra didiniz."
KATMAK

  1. [-e, -i] Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek; vermek, zammetmek
    • "Sirkeye su katmak."
  2. Bir araya getirmek
    • "Fadime, bu yavru bolluğu arasında kuzuları çocuklara ve çocukları kuzulara katarak en olgun bir saadet içinde yaşamış." (Halide Edip Adıvar)
  3. Birlikte göndermek
    • "Kafileye muhafız katmak."
  4. [ağızlardan] Döllenmeyi sağlamak için erkek hayvanı dişinin yanına salmak
ULUTMA

  1. [isim] Ulutmak işi
TÜTMEK

  1. [nesnesiz] Duman veya buhar çıkarmak
    • "Dumanı tütmekte olan bir vapuru görerek artık yerine dönmeyi akıl etti." (Haldun Taner)
  2. Ocak veya sobanın bacası dumanı çekmeyip geri vermek
    • "Kahvelerin içi, tüten ocakla göz gözü görmez bir hâldeydi." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [mecaz] Yaşamak, varlığını sürdürmek
    • "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak" (Mehmet Akif Ersoy)
  4. [ağızlardan] İyi veya kötü kokmak
UNUTMA

  1. [isim] Unutmak durumu; nisyan
    • "Realiteler o kadar korkunçtu ki onları unutmaya ve gizlemeye imkân yoktu." (Mehmet Kaplan)
GİTMEK

  1. [-e] Bir yere doğru yönelmek; gidedurmak, uzanmak
  2. [-den] Bir yerden veya bir işten ayrılmak
  3. Çıkmak, ulaşmak
    • "Bu yol nereye gider?"
  4. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak
    • "Her gün çalışmaya gidiyor."
  5. [nesnesiz] Sürmek, devam etmek
    • "Ama böyle giderse Allah hemen sonunu hayırlara tebdil etsin." (Memduh Şevket Esendal)
  6. Yakışmak, yaraşmak
    • "Bu renk ona gitmedi."
  7. Tüketilmek, harcanmak
    • "Eline geçen paranın çoğu da İstanbul'da çoluğa çocuğa gidiyor." (Memduh Şevket Esendal)
  8. [nesnesiz] Götürülmek, gönderilmek
    • "Haber daha yeni gitti."
  9. [nesnesiz] Yeter olmak, yetmek, yetişmek
    • "İki ton kömür üç ay gider."
  10. [nesnesiz] Yürümek, yol almak
    • "Bu at iyi gider."
  11. [nesnesiz] Bakınız dayanmak
    • "Bu giysi iki yıl gider."
  12. [nesnesiz] Sona ermek
    • "Yaz gitti, kış geldi."
  13. [nesnesiz] Herhangi bir durumda olmak
    • "Yolculuk iyi gidiyor. Bakalım bu iş nasıl gidecek?"
  14. [nesnesiz] Yok olmak, elden çıkmak
    • "Gemiler ve saray hepsi gitti." (Falih Rıfkı Atay)
  15. [nesnesiz] Bakınız ölmek
    • "Ben giderim adım kalır / Dostlar beni hatırlasın" (Âşık Veysel)
  16. Bakınız başvurmak
    • "Mahkemeye gitmek."
  17. [nesnesiz] Bir şey zarar görmüş olmak
    • "Duvarın boyası gitmiş."
  18. [nesnesiz] Makine, işlemek, çalışmak
    • "Bu saat iyi gidiyor."
  19. [-den] Bakınız satılmak
    • "Altın kaçtan gidiyor?" (Sait Faik Abasıyanık)
  20. Bakınız yapmak
    • "Para ayarlamasına gitmek."
  21. [mecaz] Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak; yuvarlanmak
    • "Bu işin sonu nereye gider."
  22. [yardımcı fiil] Değerlendirmek, saymak, karşılamak
    • "Bu iş hoşuma gitmedi, tuhafıma gitti."
İŞİTME

  1. [isim] İşitmek işi
  2. Bakınız duyma
    • "Bunu işitmeye ne kadar muhtaçmış!" (Adalet Ağaoğlu)
KITMİR

Kelime Kökeni: Arapça ḳıṭmįr

  1. [isim] Ashabıkehf’in köpeğinin adı
KATMER

  1. [isim] Bir şeyi oluşturan katlardan her biri
  2. Yağda veya sacda pişirilen bir börek türü
    • "Abi katmer var, gel beraber yiyelim." (Emin Ersöz)
  3. Arasına yağ ve kaymak sürülerek katlanmış yufka ekmeği
KERTME

  1. [isim] Bakınız çentme
YETMİŞ

  1. [isim] Altmış dokuzdan sonra gelen sayının adı
  2. Bu sayıyı gösteren 70 ve LXX rakamlarının adı
  3. [sıfat] Yedi kere on, altmış dokuzdan bir artık
UYUTMA

  1. [isim] Uyutmak işi
    • "Size ninniler söyleyerek uyutması, döşeğinizin başında dikilip vücudunuzun baş eğmez haliyle alay edebilmek içindir." (Yüksel Yazıcı)
ISITMA

  1. [isim] Isıtmak işi; teshin
  2. [eskimiş, tıp] Bakınız sıtma
ADATMA

  1. [isim] Adatmak işi
YORTMA

  1. [isim] Yortmak işi
YATMAK

  1. [nesnesiz] Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak
    • "Dörtnala giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak." (Nâzım Hikmet)
  2. Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek
  3. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek
    • "Rüzgârdan bütün ekinler yattı. Gemi sağa yattı."
  4. Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak
    • "Bu gece nerede yatacağız?"
  5. Boş yere beklemek
    • "Mallar depoda yatıyor."
  6. İşlemez, çalışmaz durumda kalmak
    • "Gemi limanda yatıyor."
  7. Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek
    • "Turşu sirkede yatıyor."
  8. Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek
  9. Ölü gömülmüş olmak
    • "Mezarlık servilerinin altında ninelerim, teyzelerim yatarlardı." (Halikarnas Balıkçısı)
  10. Düz bir duruma gelmek, düzleşmek
    • "Kumaş iyice ütülenince yattı."
  11. [-le] Cinsel ilişkide bulunmak
  12. Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak
  13. Heves etmek, eğimli olmak, eğilmek
    • "Çalı süpürgelerinin kırmızı çiçeklerindeki bal kokusuna yatmışlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  14. [mecaz] Bulunmak, var olmak
    • "Her ayrıcalık hevesinin kökeninde bir kompleks, bir göstermecilik duygusu yattığı görülür." (Haldun Taner)
  15. [teklifsiz konuşmada] Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak
    • "Takım bu sezon yattı."
  16. İşsiz kalmak, çalışmamak
  17. [argo] Bilerek yenilmek, şike yapmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü