İçinde ten olan 8 harfli 56 kelime var. İçerisinde TEN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ten olan kelimeler listesine ya da Sonu ten ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E N T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
NET, TEN
2 Harfli Kelimeler
EN, ET, NE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BEDESTEN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı tarihî çarşı
-
[isim]
Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı tarihî çarşı
- ÜSTENMEK
-
-
[-i]
Bir iş yapmayı üstüne almak, taahhüt etmek
-
[-i]
Bir iş yapmayı üstüne almak, taahhüt etmek
- TENZİHEN
- ...
- TENEFFÜS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Solunum
- "Sanki teneffüs ettiği havayı kollayan bir tilki gibi tetikte, sihirli ve hamarat görünürdü." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
Temiz hava almak, dinlenmek için verilen ara
- "Bizim mektebin teneffüs saatlerini hatırlatan bu kısa konuşma aralarında..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
- "Orada insanlığın, faziletin, sevginin havasını teneffüs edeceğiz." (Orhan Seyfi Orhon)
-
[isim]
Solunum
- HASSATEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Ayrıca, özellikle, bilhassa
- "Bu bazı demagogların, hassaten, seçim propagandalarında kullandığı boş laflardan biri değildir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[zarf]
Ayrıca, özellikle, bilhassa
- ARİYETEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Eğreti olarak, ödünç olarak
-
[zarf]
Eğreti olarak, ödünç olarak
- YÜREKTEN
-
-
Temiz duygularla, saygı ile, içten, içtenlikle
- "İlk zamanlarda olduğu gibi şöyle içten ve yürekten konuştukları bir anları olmuyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Temiz duygularla, saygı ile, içten, içtenlikle
- FITRATEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Yaradılıştan
- "Okuyup yazması da ötekilerden fazla, fıtraten de müsait." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[zarf]
Yaradılıştan
- İZAFETEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Bir şeye veya kimseye bağlanarak, dayanarak, ilişik olarak, mal edilerek
-
Saygı göstermek amacıyla, bir kimsenin adına
- "Bu caddenin adı filana izafeten verildi."
-
[zarf]
Bir şeye veya kimseye bağlanarak, dayanarak, ilişik olarak, mal edilerek
- LEVANTEN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yakın Doğu ülkelerinden olduğu hâlde Avrupalı gibi görünen Hristiyan, tatlı su Frengi
-
[sıfat]
Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı
- "Orada levanten yaşamasından izlenimler edinerek öykülerine özgün bir atmosfer sağlar." (Selim İleri)
-
[sıfat]
Bu tavra özgü olan
- "Beyoğlu'nun dar, soğuk ve levanten bir salonu..." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Yakın Doğu ülkelerinden olduğu hâlde Avrupalı gibi görünen Hristiyan, tatlı su Frengi
- BELEŞTEN
-
-
[zarf]
Emek vermeden, karşılıksız
- "Para olduğu vakit karşıki İsmail'in kahvesine gidersin, olmadığı vakit buraya gelir, kahveyi hep beleşten içersin." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[zarf]
Emek vermeden, karşılıksız
- HÜRMETEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Hürmetli olarak, saygılıca
-
[zarf]
Hürmetli olarak, saygılıca
- MEPSUTEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Yayılmış, açılmış bir biçimde
-
[zarf]
Yayılmış, açılmış bir biçimde
- TENKİTLİ
-
-
[sıfat]
Eleştirmeli
- "Tenkitli metin yayını."
-
[sıfat]
Eleştirmeli
- TUNGSTEN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Volfram
-
[isim]
Volfram
- TENEZZÜL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme
- "... onlara eliniz eteğiniz sürünmez, tenezzül edip başınızı çevirmeyebilirsiniz." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme
- HAFİFTEN
-
-
[zarf]
Hafifçe, belli belirsiz, yavaş yavaş
- "İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı / Hafiften bir rüzgâr esiyor." (Orhan Veli Kanık)
-
[zarf]
Hafifçe, belli belirsiz, yavaş yavaş
- MADDETEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Madde bakımından, maddi bakımdan, manen karşıtı
- "Milletini maddeten ve manen yükseltmek istemeyen adam nasıl samimi Türkçü olabilir?" (Orhan Seyfi Orhon)
-
[zarf]
Madde bakımından, maddi bakımdan, manen karşıtı
- TENTESİZ
-
-
[sıfat]
Tentesi olmayan
-
[sıfat]
Tentesi olmayan
- YELTENME
-
-
[isim]
Yeltenmek işi veya durumu
-
[isim]
Yeltenmek işi veya durumu