İçinde ten olan 10 harfli 31 kelime var. İçerisinde TEN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ten olan kelimeler listesine ya da sonu ten ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ten Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E N T

3 Harfli Kelimeler

NET, TEN

2 Harfli Kelimeler

EN, ET, NE, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TENZİLATLI

  1. [sıfat] Bakınız indirimli
    • "Tenzilatlı satışlar başladı."
İÇTENLİKLE

  1. [zarf] Her türlü çıkar düşüncesinden uzak olarak, karşısındakine güvenerek, kendine yakın bularak, temiz yürekle, içten bir biçimde; açık açık, candan yürekten, canıgönülden, canıyürekten, samimiyetle, halisane
    • "Sarıldığı gibi iki yanağından içtenlikle öpmüştü müdürü." (Ayşe Kulin)
BESTENİGAR

Kelime Kökeni: Farsça beste + nigār

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde en eski birleşik makamlardan biri
YETENEKSİZ

  1. [sıfat] Yeteneği olmayan; istidatsız, kabiliyetsiz
    • "Yeteneksizimdir, düşündüklerimi gereğince anlatamıyorumdur ama bir yazının güç anlaşılsın ya da hiç anlaşılmasın diye yazılmasını anlayamam." (Melih Cevdet Anday)
MUVAKKATEN

Kelime Kökeni: Arapça muvaḳḳaten

  1. [zarf, eskimiş] Az bir zaman süresince, geçici olarak, eğreti olarak
    • "Muvakkaten onu nöbetçi asistanın odasına yatırmışlar." (Peyami Safa)
TENTENESİZ

  1. [sıfat] Bakınız dantelsiz
MÜSTENİDEN

Kelime Kökeni: Arapça musteniden

  1. [zarf, eskimiş] Dayanarak, dayandırarak
İÇTENLİKLİ

  1. [sıfat] Bakınız içten
NAMÜTENAHİ

Kelime Kökeni: Farsça nā + Arapça mutenāhī

  1. [sıfat] Bakınız sonsuz
  2. [zarf] Sonsuz bir biçimde
    • "Öğleye yakın bu sis dağılınca gökyüzü namütenahi açılıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
TENEKELEME

  1. [isim] Tenekelemek işi
TENEŞİRLİK

  1. [isim] Cami avlularında teneşir ve tabut konulan yer
  2. Teneşir yapmaya yarayan tahta
  3. [sıfat] Kötü huyunu ölünceye kadar sürdüren (kimse)
  4. [sıfat] Ölmek üzere olan (hasta)
İSTENİLMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız istenmek
    • "Gül Hanım'a balık yağı içirmek istenilmiş." (Memduh Şevket Esendal)
ENTİPÜFTEN

  1. [sıfat] Değeri olmayan
    • "Entipüften bir ödülün ne büyük prestiji ne de taşıdığı saygın isme bir katkısı olur." (Haldun Taner)
  2. Derme çatma, uydurma
PATENCİLİK

  1. [isim] Patencinin yaptığı iş
KERTENKELE

  1. [isim, hayvan bilimi] Kertenkelelerden, uzun vücutlu, sivri kuyruklu, çevik, böcekçil, küçük sürüngen hayvan; elöpen (Lacertus)
    • "Dibinde, kıyılmış kertenkele ve yılan parçaları varmış gibi midesini bulandırmıştı." (Peyami Safa)
MEDİYASTEN

Kelime Kökeni: Fransızca médiastin

  1. [isim, anatomi] Göğsün, yanlardan akciğerler, önden göğüs kemiği, arkadan omurga ile sınırlanan orta bölgesi
ETENELENME

  1. [isim, biyoloji] Oğulcuk veya eklentileriyle ana arasında kimyasal değiş tokuşu sağlamak amacıyla ilgi kurma
STENOGRAFİ

Kelime Kökeni: Fransızca sténographie

  1. [isim] Bakınız steno
TENHALAŞMA

  1. [isim] Tenhalaşmak işi
NEVRASTENİ

Kelime Kökeni: Fransızca neurasthénie

  1. [isim, ruh bilimi] Baş ağrıları, sindirim güçlükleri vb. fiziksel rahatsızlıklar ve ruhsal görevlerde gevşeme ve bitkinlik biçiminde görülen, sinirsel güçlerin zayıflamasından doğan nevroz; sinir argınlığı
    • "Mefkûre birdenbire kaybolmayıp yavaş yavaş zayıflarsa şeker hastalığı, nevrasteni, isteri başlarmış." (Ömer Seyfettin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü