İçinde tel olan 7 harfli 27 kelime var. İçerisinde TEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tel olan kelimeler listesine ya da Sonu tel ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E L T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
TEL
2 Harfli Kelimeler
EL, ET, LE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BESTELİ
-
-
[sıfat]
Bestesi olan, bestelenmiş
-
[sıfat]
Bestesi olan, bestelenmiş
- ÜSTELİK
-
-
[zarf]
Ayrıca, bir de, bundan başka
- "Üstelik bu sene dimağımda büyük bir yorgunluk duyuyorum." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[sıfat]
Güçlü, kuvvetli, sağlam
- "Benim sesim ondan daha üsteliktir!" (Osman Cemal Kaygılı)
-
[isim]
Üste verilen şey, fark
- "Saatimi bu kalemle değiştirdim, bin lira da üstelik aldım."
-
[zarf]
Ayrıca, bir de, bundan başka
- TELEKLİ
- ...
- ÜÇTELLİ
-
-
[isim]
Üç teli olan saz
-
[isim]
Üç teli olan saz
- KARTELA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Tombala vb. oyunlarda sayıların yazılı olduğu kart
-
Boya, kumaş, halı vb. ürünlerin çeşitlerini küçük parçalar hâlinde gösteren liste
-
Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela
-
[isim]
Tombala vb. oyunlarda sayıların yazılı olduğu kart
- TELATİN
-
Kelime Kökeni : Rusça
-
[isim]
Bir tür sağlam, yumuşak dana veya öküz derisi
-
[isim]
Bir tür sağlam, yumuşak dana veya öküz derisi
- İTELEME
-
-
[isim]
İtelemek işi
-
[isim]
İtelemek işi
- NÜKTELİ
-
-
[sıfat]
Nükte ile süslenmiş, nüktesi olan, esprili
- "Hazırcevap ve nükteli sözler söylemek şöhretini kazanmış." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[sıfat]
Nükte ile süslenmiş, nüktesi olan, esprili
- MÜPTELA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Kötü alışkanlıklara düşkün, meraklı
- "Kumara müptela."
-
Tutulmuş
- "Vereme müptela."
-
Âşık, vurgun
-
[sıfat]
Kötü alışkanlıklara düşkün, meraklı
- TELAKKİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Anlayış, görüş
- "O zamanki telakkiye göre, sigara sporcuların uzak durması gereken yasakların başında gelirdi." (Haldun Taner)
- "Bu beğenilmeyi bir hak, güzelliğine karşı herkesin vermeye mecbur olduğu bir vergi telakki etmeye alışmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Kabul etme, sayma
-
[isim]
Anlayış, görüş
- TELAŞLI
-
-
[sıfat]
Telaş eden, telaşa düşen
- "O akşam yine aynı telaşlı ses beni merdiven başında durdurdu." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Aceleci
-
[sıfat]
Telaş eden, telaşa düşen
- TELETIP
- ...
- TELEKIZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Telefon ile iletişim kurarak fuhuş yapan kadın
-
[isim]
Telefon ile iletişim kurarak fuhuş yapan kadın
- TELEFON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek
- "Siz gelmeyin, ben telefon eder, gelirim." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
- "Ne zaman telefonu açıp nasılsınız?, diye hatırını soracak olsam..." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt
-
[isim]
Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek
- TELKARİ
- ...
- ÇİFTELİ
-
-
[sıfat]
Çiftesi bulunan
-
Çifte atan veya alnında çift sakar bulunan
-
Rahat durmayan, sataşkan
-
Uğursuz
-
[sıfat]
Çiftesi bulunan
- MOTELCİ
-
-
[isim]
Motel işleten kimse
-
[isim]
Motel işleten kimse
- TENTELİ
-
-
[sıfat]
Tentesi olan
- "Uzun, tenteli, tek atlı muhacir arabalarına binilir." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Tentesi olan
- TELGRAF
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni
- "Hareketimiz, hiçbir tarafa telgrafla bildirilmeyecekti." (Atatürk)
-
Bu düzenle gönderilen haberin yazılı olduğu kâğıt
- "Dün, telgrafla sıhhatinizi sormak için kasabaya inmiştim." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni
- NİTELİK
-
-
[isim]
Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet
- "Niteliğini kestiremediği müzmin iştahsızlıktan yorgun düşmüş." (Atilla İlhan)
-
Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite
-
Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçebilen özellik, keyfiyet
-
[isim]
Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet