İçinde tel olan 7 harfli 27 kelime var. İçerisinde TEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tel olan kelimeler listesine ya da sonu tel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
TEL
2 Harfli Kelimeler
EL, ET, LE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TELKARİ
-
-
[isim]
Tel durumundaki gümüşü, altını örerek veya bir şey üzerine kakarak yapılan iş
-
[sıfat]
Gümüş veya altını ince teller durumuna getirip örerek yapılan (takı vb.)
-
[sıfat]
Gümüş veya altın tellerden yapılmış motiflerle süslü
- "Telkâri bir vazo."
-
[isim]
Tel durumundaki gümüşü, altını örerek veya bir şey üzerine kakarak yapılan iş
- MÜPTELA
-
Kelime Kökeni: Arapça mubtelā
-
[sıfat]
Bakınız bağımlı
-
Tutulmuş
-
Âşık, vurgun
-
[sıfat]
Bakınız bağımlı
- TELATİN
-
Kelime Kökeni: Rusça
-
[isim]
Bir tür sağlam, yumuşak dana veya öküz derisi
-
[isim]
Bir tür sağlam, yumuşak dana veya öküz derisi
- TELEKLİ
-
-
[sıfat]
Teleği olan
-
[sıfat]
Teleği olan
- TELLEME
-
-
[isim]
Tellemek işi
-
[isim]
Tellemek işi
- TELAŞLI
-
-
[sıfat]
Telaş eden, telaşa düşen; pürtelaş
- "O akşam yine aynı telaşlı ses beni merdiven başında durdurdu."
-
Bakınız aceleci
- "Onun telaşlı adımlarla binadan çıkıp karşıdaki adliyeye girdiğini gördüler."
-
[sıfat]
Telaş eden, telaşa düşen; pürtelaş
- TELYAZI
-
-
[isim]
Bakınız telgraf
-
[isim]
Bakınız telgraf
- ÇİFTELİ
-
-
[sıfat]
Çiftesi bulunan
-
Çifte atan (at, eşek vb. hayvan)
- "Çifteli mi? Arpa yüzü gördüğü yok ki çifteli olsun."
-
Alnında çift sakar bulunan (hayvan)
-
[mecaz]
Rahat durmayan, sürekli sataşarak rahatsız eden
-
[ağızlardan]
Bakınız uğursuz
-
[sıfat]
Çiftesi bulunan
- İTELEME
-
-
[isim]
İtelemek işi
-
[isim]
İtelemek işi
- ÜSTELİK
-
-
[isim]
Üste verilen şey, fazladan verilen şey; fark
- "Saatimi bu kalemle değiştirdim, bin lira da üstelik aldım."
-
[zarf]
Ayrıca, bir de, bundan başka; bile
- "Üstelik bu sene dimağımda büyük bir yorgunluk duyuyorum."
-
[isim]
Üste verilen şey, fazladan verilen şey; fark
- MOTELCİ
-
-
[isim]
Motel işleten kimse
-
[isim]
Motel işleten kimse
- TENTELİ
-
-
[sıfat]
Tentesi olan
- "Uzun, tenteli, tek atlı muhacir arabalarına binilir."
-
[sıfat]
Tentesi olan
- TELLİCE
-
-
[isim]
Tek kadın tarafından oynanan bir oyun türü
-
[isim]
Tek kadın tarafından oynanan bir oyun türü
- METELİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca metallique
-
[isim, eskimiş]
Çeyrek kuruş, on para değerinde demir para
- "Köprüyü yelek cebimdeki son metelikle geçtim."
-
[mecaz]
Çok az para
- "Bende tek metelik yok diye kahkahayı bastı."
-
[isim, eskimiş]
Çeyrek kuruş, on para değerinde demir para
- TELGRAF
-
Kelime Kökeni: Fransızca télégraphe
-
[isim]
İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni; tel (II)
- "Hareketimiz hiçbir tarafa telgrafla bildirilmeyecekti."
-
Bu düzenle gönderilen haberin yazılı olduğu kâğıt; tel (II), telyazı
- "Dün telgrafla sıhhatinizi sormak için kasabaya inmiştim."
-
[isim]
İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni; tel (II)
- TELEFON
-
Kelime Kökeni: Fransızca téléphone
-
[isim]
Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek
-
Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt
- "Mesela hep aynı saatlerde telefon çalardı."
-
[isim]
Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek
- BESTELİ
-
-
[sıfat]
Bestesi olan, bestelenmiş
-
[sıfat]
Bestesi olan, bestelenmiş
- TELEFAT
-
Kelime Kökeni: Arapça telefāt
-
[isim, eskimiş]
Hastalık, afet vb. sebeplerle hayvanların toplu ölümü
-
[isim, eskimiş]
Hastalık, afet vb. sebeplerle hayvanların toplu ölümü
- NİTELİK
-
-
[isim]
Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik; vasıf, keyfiyet
- "Niteliğini kestiremediği müzmin iştahsızlıktan, sürekli kırıklıklardan yorgun düşmüş."
-
Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği; renk, kalite
-
[felsefe]
Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik; keyfiyet
-
[felsefe, mantık]
Bakınız ulam
-
[isim]
Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik; vasıf, keyfiyet
- ÖTELEME
-
-
[isim]
Ötelemek işi
-
[fizik]
Bir cismin, bütün noktalarının eşit, paralel ve yöndeş yollar çizmesiyle beliren hareketi; intikal
-
[isim]
Ötelemek işi