İçinde sık olan 7 harfli 12 kelime var. İçerisinde SIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sık olan kelimeler listesine ya da sonu sık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I K S
3 Harfli Kelimeler
SIK
2 Harfli Kelimeler
IS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SIKILMA
-
-
[isim]
Sıkılmak işi
-
[mecaz]
Utanma ve çekinme duygusu
-
[isim]
Sıkılmak işi
- SIKIYSA
-
-
kendine güveniyorsa, yürekliyse
-
kendine güveniyorsa, yürekliyse
- SIKACAK
-
-
[isim]
Bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan araç
-
Genellikle meyve sıkmak için kullanılan her tür araç
-
[isim]
Bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan araç
- SIKIŞIK
-
-
[sıfat]
Sıkışmış bir durumda olan
- "Size bu kadar ücreti niye ödemekteyiz, böyle sıkışık anlarımızda?"
-
[sıfat]
Sıkışmış bir durumda olan
- SIKIŞMA
-
-
[isim]
Sıkışmak durumu
- "İçinde garip bir sıkışma, ezilip büzülme duyuyordu."
-
[isim]
Sıkışmak durumu
- SIMSIKI
-
-
[sıfat]
Çok sıkı
- "Düşünen filozof yeryüzü yaşamasına sımsıkı bağlı bu maddeci görüşten sıyıramıyor kendini."
-
[zarf]
Çok sıkı olarak, sıkı bir biçimde; sıkı sıkıya
- "Artık onu sımsıkı sarıyorlarmış gibi bunaltan duvarlar, o kilitli kapılar yoktu."
-
[sıfat]
Çok sıkı
- SIKINTI
-
-
[isim]
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal huzursuzluk; bun, bungunluk, ezgi, ezginlik, çile (I), dert, kasavet, zor
- "İçinin sıkıntısını ondan mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı."
-
Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli ruhsal huzursuzluk; ağırlık, karanlık, kasavet, mihnet
- "Sıkıntı ve ızdırapla sağa sola döndüm."
-
Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
- "İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim."
-
Bulunmama durumu
- "Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi."
-
[mecaz]
Bakınız sorun
- "Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu."
-
[isim]
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal huzursuzluk; bun, bungunluk, ezgi, ezginlik, çile (I), dert, kasavet, zor
- KISIKÇA
-
-
[sıfat]
Biraz kısılmış
- "Halide'yi ararken mutfakta kısıkça sesli, başı yazma yemeni, sırtı örme hırkalı ihtiyarca bir hanımla karşılaştık."
-
[sıfat]
Biraz kısılmış
- SIKINMA
-
-
[isim]
Sıkınmak işi
-
[isim]
Sıkınmak işi
- ASIKLIK
-
-
[isim]
Yüzün kızgın, öfkeli ve hoşnutsuz bir ifade taşıması
- "Tavanı, duvarları, masayı, sandalyeleri, kapıların kulpuna kadar her noktayı yeniden iyice inceledi. Yüzündeki asıklık yavaşça gitti."
-
[isim]
Yüzün kızgın, öfkeli ve hoşnutsuz bir ifade taşıması
- SIKILIK
-
-
[isim]
Sıkı olma durumu
-
[isim]
Sıkı olma durumu
- SIKILIŞ
-
-
[isim]
Sıkılmak işi
-
[isim]
Sıkılmak işi