İçinde sık olan 6 harfli 11 kelime var. İçerisinde SIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sık olan kelimeler listesine ya da sonu sık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Sık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

I K S

3 Harfli Kelimeler

SIK

2 Harfli Kelimeler

IS

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TIRSIK

  1. [sıfat] Tırsmış olan
    • "Bu arada tırsık bir yeni yetme ve annesi de beni takibe koyuldu." (Güneş Sayın Kalyoncu)
  2. [zarf] Tırsmış biçimde
    • "Yine böyle tırsık tırsık yürürken bir anda cork diye yumuşacık bir şeye bastığımı hissettim." (Mehmet Alim Konukçu)
SARSIK

  1. [sıfat] Sarsılmış
MARSIK

  1. [isim] Üretilirken gerektiği kadar yakılmadığından tüterek ve koku vererek yanan, niteliksiz odun kömürü
    • "Mangalın üstünde bir boru, marsık kokusu dar sokağı doldurmuş." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [sıfat, mecaz] Zayıf ve teni koyu renkte olan
SIKLET

Kelime Kökeni: Arapça s̱iḳlet

  1. [isim] Bakınız ağırlık
  2. [eskimiş] Bakınız eziyet
SIKMAÇ

  1. [isim, fizik] Bakınız kompresör
SIKLIK

  1. [isim] Sık olma durumu
  2. Sıkça geçme, kullanımı sık olma
  3. [fizik] Ses, dalga vb.nin birim zamandaki titreşim sayısı; frekans
  4. [dil bilimi] Dildeki bir birimin kullanım oranı
SIKKIN

  1. [sıfat] Çok sıkılmış
  2. Sıkıntılı, bungun
SIKICI

  1. [sıfat] İç sıkan, can sıkan, tedirgin eden
    • "Etrafında her şey ona sıkıcı ve manasız geliyor." (Haldun Taner)
SIKICA

  1. [zarf] Sıkı bir biçimde; kavi
    • "İncecik belini alev renkli ipek bir kemerle sıkıca sardı." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
SIKMAK

  1. [-i] Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak
    • "Yalnız kalan kadın titriyor, hıçkırarak kucağındaki yavrusunu sıkıyor." (Ömer Seyfettin)
  2. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak
    • "Limon sıkmak. Üzüm sıkmak."
  3. Dar gelmek
    • "Belimi sıktı kemer" (Halk türküsü)
  4. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek
    • "Yangına su sıkmak."
  5. Silahla ateş etmek
    • "Küçük hanım, tabancayı kalbine sıkmak istemiş." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  6. Baskı altına almak; üzmek, zorlamak
    • "Çocuğu çok sıkıyorlar."
  7. [mecaz] Sıkıntı vermek
    • "İhtimal inanmayacaksınız. Fakat ben sizi sıkmamak için uzatmayarak anlatacağım." (Ömer Seyfettin)
  8. [argo] Yalan söylemek
TANSIK

  1. [isim, eskimiş] Bakınız mucize
    • "Bir gün Oğuz Atay'ın bir tansık gibi edebiyatımızdan geçtiğini kavrayacağız." (Selim İleri)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü