İçinde sık olan 6 harfli 11 kelime var. İçerisinde SIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sık olan kelimeler listesine ya da sonu sık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I K S
3 Harfli Kelimeler
SIK
2 Harfli Kelimeler
IS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TIRSIK
-
-
[sıfat]
Tırsmış olan
- "Bu arada tırsık bir yeni yetme ve annesi de beni takibe koyuldu."
-
[zarf]
Tırsmış biçimde
- "Yine böyle tırsık tırsık yürürken bir anda cork diye yumuşacık bir şeye bastığımı hissettim."
-
[sıfat]
Tırsmış olan
- SARSIK
-
-
[sıfat]
Sarsılmış
-
[sıfat]
Sarsılmış
- MARSIK
-
-
[isim]
Üretilirken gerektiği kadar yakılmadığından tüterek ve koku vererek yanan, niteliksiz odun kömürü
- "Mangalın üstünde bir boru, marsık kokusu dar sokağı doldurmuş."
-
[sıfat, mecaz]
Zayıf ve teni koyu renkte olan
-
[isim]
Üretilirken gerektiği kadar yakılmadığından tüterek ve koku vererek yanan, niteliksiz odun kömürü
- SIKLET
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱iḳlet
- SIKMAÇ
-
-
[isim, fizik]
Bakınız kompresör
-
[isim, fizik]
Bakınız kompresör
- SIKLIK
-
-
[isim]
Sık olma durumu
-
Sıkça geçme, kullanımı sık olma
-
[fizik]
Ses, dalga vb.nin birim zamandaki titreşim sayısı; frekans
-
[dil bilimi]
Dildeki bir birimin kullanım oranı
-
[isim]
Sık olma durumu
- SIKKIN
-
-
[sıfat]
Çok sıkılmış
-
Sıkıntılı, bungun
-
[sıfat]
Çok sıkılmış
- SIKICI
-
-
[sıfat]
İç sıkan, can sıkan, tedirgin eden
- "Etrafında her şey ona sıkıcı ve manasız geliyor."
-
[sıfat]
İç sıkan, can sıkan, tedirgin eden
- SIKICA
-
-
[zarf]
Sıkı bir biçimde; kavi
- "İncecik belini alev renkli ipek bir kemerle sıkıca sardı."
-
[zarf]
Sıkı bir biçimde; kavi
- SIKMAK
-
-
[-i]
Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak
- "Yalnız kalan kadın titriyor, hıçkırarak kucağındaki yavrusunu sıkıyor."
-
Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak
- "Limon sıkmak. Üzüm sıkmak."
-
Dar gelmek
- "Belimi sıktı kemer"
-
Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek
- "Yangına su sıkmak."
-
Silahla ateş etmek
- "Küçük hanım, tabancayı kalbine sıkmak istemiş."
-
Baskı altına almak; üzmek, zorlamak
- "Çocuğu çok sıkıyorlar."
-
[mecaz]
Sıkıntı vermek
- "İhtimal inanmayacaksınız. Fakat ben sizi sıkmamak için uzatmayarak anlatacağım."
-
[argo]
Yalan söylemek
-
[-i]
Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak
- TANSIK
-
-
[isim, eskimiş]
Bakınız mucize
- "Bir gün Oğuz Atay'ın bir tansık gibi edebiyatımızdan geçtiğini kavrayacağız."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız mucize