İçinde salı olan 38 kelime var. İçerisinde SALI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında salı olan kelimeler listesine ya da sonu salı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

SALINABİLMEK, SALIVERİLMEK

11 Harfli Kelimeler

MANİSALILIK, SALINABİLME, SALINCAKSIZ, SALIVERİLME

10 Harfli Kelimeler

BURSALILIK, BURUNSALIK, SALINCAKÇI, SALINCAKLI, SALIPAZARI, SALIVERMEK

9 Harfli Kelimeler

DEVASALIK, KARAİSALI, LOHUSALIK, MASALIMSI, SALINTILI, SALIVERME

8 Harfli Kelimeler

FRANSALI, MANİSALI, SALINCAK, SALINMAK

7 Harfli Kelimeler

BURSALI, KASALIK, KISALIK, KISALIŞ, SALINIM, SALINIŞ, SALINMA, SALINTI, TAKSALI

6 Harfli Kelimeler

KASALI, MASALI, POSALI, TASALI, YASALI

5 Harfli Kelimeler

SALIK

4 Harfli Kelimeler

SALI

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Salı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I L S

4 Harfli Kelimeler

ASIL, ASLI, SALI, SILA

3 Harfli Kelimeler

ASI, SAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AS, IS, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SALINABİLMEK

  1. [nesnesiz] Salınma ihtimali veya imkânı bulunmak
SALIVERİLMEK

  1. [nesnesiz] Salıverme işine konu olmak
SALINABİLME

  1. [isim] Salınabilmek işi
SALIVERİLME

  1. [isim] Salıverilmek işi
    • "Bu ürpertici mekândan dışarı salıverilmesini de dostluk gösterisinin bir devamı olarak yorumlamıştı." (İhsan Oktay Anar)
SALINCAKSIZ

  1. [sıfat] Salıncağı olmayan
    • "Salıncaksız park."
  2. [zarf] Salıncak olmadan
    • "Bayramım, çocukluk bayramım salıncaksız geçmiş gibi gözüme yaş doldu." (Sait Faik Abasıyanık)
MANİSALILIK

  1. [isim] Manisalı olma durumu
BURSALILIK

  1. [isim] Bursalı olma durumu
SALIPAZARI

  1. [isim] Samsun iline bağlı ilçelerden biri
SALIVERMEK

  1. [-i] Bırakmak, koyuvermek, serbest bırakmak
    • "Siz onları ben gelene kadar salıvermeyin lütfen, dedi." (Ayşe Kulin)
  2. Altına etmek
BURUNSALIK

  1. [isim] Bakınız burunsak
SALINCAKÇI

  1. [isim] Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse
    • "Salıncakçının oğlu herkese göz kulak oluyordu." (Tarık Dursun K)
  2. Salıncak yapıp satan kimse
SALINCAKLI

  1. [sıfat] Salıncağı olan
    • "Salıncaklı çocuk bahçesi."
  2. Salıncak gibi sallanmaya yarar biçimde olan
    • "Salıncaklı koltuk."
SALIVERME

  1. [isim] Salıvermek işi
LOHUSALIK

  1. [isim] Lohusa olma durumu
  2. Doğumdan sonraki yedi veya kırk günlük dönem
    • "Lohusalık süresince hem annenin hem bebeğinin temizliğine dikkat gösterilir."
SALINTILI

  1. [sıfat] Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen
    • "Salıntılı bir ev."
  2. Yürüyüşünde iki yana salınan
KARAİSALI

  1. [isim] Adana iline bağlı ilçelerden biri
DEVASALIK

  1. [isim] Devasa olma durumu
MASALIMSI

  1. [sıfat] Bakınız masalsı
SALINCAK

  1. [isim] İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı
    • "Salıncağa annesi binmedi, o bindi yalnız." (Tarık Dursun K)
  2. Küçük çocukları uyutmak için beşik yerine kullanılan ve karşılıklı iki yere iple bağlı bulunan asılı yatak
SALINMAK

  1. [nesnesiz] Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek
    • "Vücudu o kadar narindi ki hafif rüzgârlarla sallanan salkım söğütler gibi oradan oraya salınıyor." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [-e] Salma işine konu olmak
    • "İlaçlar yazıldı. Eczaneye adam salındı." (Memduh Şevket Esendal)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü