İçinde salı olan 38 kelime var. İçerisinde SALI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında salı olan kelimeler listesine ya da sonu salı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
SALINABİLMEK, SALIVERİLMEK
MANİSALILIK, SALINABİLME, SALINCAKSIZ, SALIVERİLME
BURSALILIK, BURUNSALIK, SALINCAKÇI, SALINCAKLI, SALIPAZARI, SALIVERMEK
DEVASALIK, KARAİSALI, LOHUSALIK, MASALIMSI, SALINTILI, SALIVERME
FRANSALI, MANİSALI, SALINCAK, SALINMAK
BURSALI, KASALIK, KISALIK, KISALIŞ, SALINIM, SALINIŞ, SALINMA, SALINTI, TAKSALI
KASALI, MASALI, POSALI, TASALI, YASALI
SALIK
SALI
Salı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ASIL, ASLI, SALI, SILA
3 Harfli Kelimeler
ASI, SAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AS, IS, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SALINABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Salınma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[nesnesiz]
Salınma ihtimali veya imkânı bulunmak
- SALIVERİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Salıverme işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Salıverme işine konu olmak
- SALINABİLME
-
-
[isim]
Salınabilmek işi
-
[isim]
Salınabilmek işi
- SALIVERİLME
-
-
[isim]
Salıverilmek işi
- "Bu ürpertici mekândan dışarı salıverilmesini de dostluk gösterisinin bir devamı olarak yorumlamıştı."
-
[isim]
Salıverilmek işi
- SALINCAKSIZ
-
-
[sıfat]
Salıncağı olmayan
- "Salıncaksız park."
-
[zarf]
Salıncak olmadan
- "Bayramım, çocukluk bayramım salıncaksız geçmiş gibi gözüme yaş doldu."
-
[sıfat]
Salıncağı olmayan
- MANİSALILIK
-
-
[isim]
Manisalı olma durumu
-
[isim]
Manisalı olma durumu
- BURSALILIK
-
-
[isim]
Bursalı olma durumu
-
[isim]
Bursalı olma durumu
- SALIPAZARI
-
-
[isim]
Samsun iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Samsun iline bağlı ilçelerden biri
- SALIVERMEK
-
-
[-i]
Bırakmak, koyuvermek, serbest bırakmak
- "Siz onları ben gelene kadar salıvermeyin lütfen, dedi."
-
Altına etmek
-
[-i]
Bırakmak, koyuvermek, serbest bırakmak
- BURUNSALIK
-
-
[isim]
Bakınız burunsak
-
[isim]
Bakınız burunsak
- SALINCAKÇI
-
-
[isim]
Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse
- "Salıncakçının oğlu herkese göz kulak oluyordu."
-
Salıncak yapıp satan kimse
-
[isim]
Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse
- SALINCAKLI
-
-
[sıfat]
Salıncağı olan
- "Salıncaklı çocuk bahçesi."
-
Salıncak gibi sallanmaya yarar biçimde olan
- "Salıncaklı koltuk."
-
[sıfat]
Salıncağı olan
- SALIVERME
-
-
[isim]
Salıvermek işi
-
[isim]
Salıvermek işi
- LOHUSALIK
-
-
[isim]
Lohusa olma durumu
-
Doğumdan sonraki yedi veya kırk günlük dönem
- "Lohusalık süresince hem annenin hem bebeğinin temizliğine dikkat gösterilir."
-
[isim]
Lohusa olma durumu
- SALINTILI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen
- "Salıntılı bir ev."
-
Yürüyüşünde iki yana salınan
-
[sıfat]
Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen
- KARAİSALI
-
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
- DEVASALIK
-
-
[isim]
Devasa olma durumu
-
[isim]
Devasa olma durumu
- MASALIMSI
-
-
[sıfat]
Bakınız masalsı
-
[sıfat]
Bakınız masalsı
- SALINCAK
-
-
[isim]
İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı
- "Salıncağa annesi binmedi, o bindi yalnız."
-
Küçük çocukları uyutmak için beşik yerine kullanılan ve karşılıklı iki yere iple bağlı bulunan asılı yatak
-
[isim]
İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı
- SALINMAK
-
-
[nesnesiz]
Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek
- "Vücudu o kadar narindi ki hafif rüzgârlarla sallanan salkım söğütler gibi oradan oraya salınıyor."
-
[-e]
Salma işine konu olmak
- "İlaçlar yazıldı. Eczaneye adam salındı."
-
[nesnesiz]
Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek