İçinde s olan 4 harfli 332 kelime var. İçerisinde S harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında s harfi olan kelimeler listesine ya da sonu s harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEST
-
Kelime Kökeni: İngilizce test
-
[isim]
Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye yarayan sınama
-
[eğitim]
Doğru cevabın seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü
- "O gün üniversite test sınavında kazanamadığını öğrenmiştir."
-
[biyoloji, fizik]
Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama
-
[tıp]
Bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılan laboratuvar araştırması
-
[isim]
Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye yarayan sınama
- ASIM
-
-
[isim]
Asmak işi
-
[isim]
Asmak işi
- SIVA
-
-
[isim]
Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı veya çamur harç
- "Onu sıvası dökük, iki göz evinde kınalı saçlı, çipil oğlancığını severken görmeli."
-
Bir yapının duvarlarına sürülen ince harç tabakası
-
[isim]
Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı veya çamur harç
- TERS
-
-
[sıfat]
Bakınız karşıt
-
[isim]
Bir şeyin içe gelen yanı, arkası
- "Elinin tersiyle küçük bir tokat vurmuştu."
-
[isim]
Kesici bir aletin kesmeyen yanı
- "Kollarına bıçağın tersiyle birkaç tane vurmuşlar."
-
[mecaz]
Uygun olmayan, elverişsiz olan; münasebetsiz
- "Ters sözlerinle, fazilet iddialarınla beni hırpalama."
-
[mecaz]
Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert
- "Ters adamın işi de ters gider."
-
[sıfat]
Bakınız karşıt
- ASIL
-
Kelime Kökeni: Arapça aṣl
-
[isim]
Bir şeyin kendisi, kopya karşıtı
- "Bir belgenin aslı."
-
Bir şeyin ilk olarak ortaya çıktığı yer
- "Fuar sözüne gelince onun aslı Latincedir."
-
Bakınız gerçeklik
- "Hâlbuki bunların hiçbirisinin aslı yoktu."
-
Bakınız soy
- "İnsan, dedi, aslını unutmamalıdır."
-
[sıfat]
Bakınız esas
- "Ama benim asıl niyetim eski sevgilisinin adını öğrenmek."
-
[sıfat]
Bakınız temel
-
[sıfat]
Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan
- "Asıl edebiyat nesirdir."
-
[sıfat]
Bir görevde asaleten bulunan, yedek karşıtı
- "Asıl jüri üyesi sınava gelmediğinden yedek üye çağrıldı."
-
[zarf]
Gerçekten, gerçek olarak
- "Bana umut vermeye çalışıyor ama asıl onun teskin edilmeye ihtiyacı var."
-
[isim]
Bir şeyin kendisi, kopya karşıtı
- SELP
-
Kelime Kökeni: Arapça selb
-
[isim, eskimiş]
Zorla alma, kapma
-
Kaldırma, kaçırma, yok etme
-
[isim, eskimiş]
Zorla alma, kapma
- SÖVE
-
-
[isim]
Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve
- "Kendilerini ağaçlara, kapı sövelerine çarpmazlar."
-
Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar
- "Başını kapının taş sövesine koyup bir mektep çocuğu gibi bağıra bağıra ağlamak istiyordu."
-
[isim]
Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve
- SUCU
-
-
[isim]
Su satan veya evlere su taşıyan kimse
- "Kahveci, lokantacı, garson, sucu, dondurmacı, tütüncü... İnenler, binenler oldu."
-
[isim]
Su satan veya evlere su taşıyan kimse
- CİPS
-
Kelime Kökeni: İngilizce chips
-
[isim]
Patates, mısır vb.nden yapılan gevrek atıştırmalık
- "Elinde koca bir cips torbasıyla bana gülümsüyordu."
-
[isim]
Patates, mısır vb.nden yapılan gevrek atıştırmalık
- ISKA
-
-
[isim, argo]
Üzerinde durmama, önem vermeme
-
Boşa çıkarma, rast getirememe
- "Güzel bir orta ile gole mal olan bir ıskayı ayırt edemez."
-
Hedefi tutturamama, amaca ulaşamama
-
[isim, argo]
Üzerinde durmama, önem vermeme
- ASIK
-
-
[sıfat]
Kızgınlık, öfke ve hoşnutsuzluk ifade eden (yüz)
- "O zaman işin rengi değişir, asık yüzünün morluğu uçup giderdi."
-
Bakınız asılı
-
[sıfat]
Kızgınlık, öfke ve hoşnutsuzluk ifade eden (yüz)
- KLAS
-
Kelime Kökeni: Fransızca classe
-
[isim, toplum bilimi]
Bakınız sınıf
-
[sıfat, mecaz]
Üstün nitelikli, üstün yetenekli
- "Sait bugün şahane bir oyun çıkarıyor... Klas oyuncu... Sahalarımızın en centilmen futbolcusu..."
-
[isim, toplum bilimi]
Bakınız sınıf
- PRES
-
Kelime Kökeni: Fransızca presse
-
[isim, teknik]
İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet; mengene, cendere
-
Üzüm, elma, zeytin vb. meyve ve sebzeleri sıkarak suyunu, yağını çıkarmakta kullanılan alet veya araç; mengene
-
[spor]
Bakınız baskı
-
[isim, teknik]
İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet; mengene, cendere
- YEİS
-
Kelime Kökeni: Arapça yeʾs
-
[isim]
Umutsuzluktan doğan karamsarlık, üzüntü
- "Seni bu derece derin bir ızdıraba, karanlık bir yeise düşüren şey nedir?"
-
[isim]
Umutsuzluktan doğan karamsarlık, üzüntü
- ARSA
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿarṣa
-
[isim]
Üzerine yapı yapılmak için ayrılmış yer
- "Mahalleliler, arsada inşaat var sanırlarken Seyfo arsanın her iki köşesine kardeşleriyle birlikte yaptığı dört tane uzun tahta tezgâh oturttu."
-
[isim]
Üzerine yapı yapılmak için ayrılmış yer
- ORSA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca orza
-
[isim, denizcilik]
Yelkenleri rüzgârın estiği yöne çevirmekte kullanılan, her iki taraftan yelkenin ortasına bağlanan ip
-
Geminin rüzgâr alan yanı; rüzgârüstü, boca veya rüzgâraltı karşıtı
-
Geminin, rüzgârın geldiği yöne döndürülmesi
-
[ünlem]
Geminin, rüzgârın geldiği yöne döndürülmesi için söylenen söz
- "Orsa, diye bağırmasıyla dümeni basması bir oldu."
-
[isim, denizcilik]
Yelkenleri rüzgârın estiği yöne çevirmekte kullanılan, her iki taraftan yelkenin ortasına bağlanan ip
- DEST
-
Kelime Kökeni: Farsça dest
-
[isim]
Bakınız el (I)
- "Destime bir kez alaydım elini İstanbul’un."
-
[isim]
Bakınız el (I)
- SULP
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣulb
-
[isim, eskimiş]
Bel kemiği, omurga
-
[mecaz]
Döl, nesil, zürriyet
- "Senin sulbünden krallar çıkacak."
-
[sıfat, fizik]
Bakınız katı (I)
-
[isim, eskimiş]
Bel kemiği, omurga
- SİYA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme
-
[isim, denizcilik]
Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme
- BURS
-
Kelime Kökeni: Fransızca bourse
-
[isim]
Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para
- "Öğrenimini tamamlaması için devlet bursuyla Almanya'ya gönderiliyor."
-
Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri
-
[isim]
Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para