İçinde otu olan 7 harfli 10 kelime var. İçerisinde OTU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında otu olan kelimeler listesine ya da sonu otu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Otu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

O T U

2 Harfli Kelimeler

OT, TU, UT

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DEREOTU

  1. [isim, bitki bilimi] Maydanozgillerden, ince yapraklı, bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki (Anethum)
AĞIZOTU

  1. [isim, eskimiş] Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde; yem, yemleme
OTURMAK

  1. [-e] Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
    • "Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [nesnesiz] Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak
    • "Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız." (Tarık Dursun K)
  3. [-i] Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak
    • "Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti." (Tarık Buğra)
  4. [-de] Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek
    • "Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar." (Burhan Felek)
  5. [nesnesiz] Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak
    • "Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?"
  6. [nesnesiz] Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek
    • "Temelin bu tarafı on santim oturmuş."
  7. [-le] Biriyle beraber yaşamak
    • "O günden beri enişte beyle oturuyorum." (Sermet Muhtar Alus)
  8. Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak
  9. Yer almak, geçmek
    • "Valilik makamına oturdu."
  10. [nesnesiz] Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek
    • "Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu."
  11. Belli bir yörüngede dönmeye başlamak
    • "Uydu yörüngeye oturdu."
  12. Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak
  13. [nesnesiz] Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak
    • "Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı." (Memduh Şevket Esendal)
POTURLU

  1. [sıfat] Potur giymiş olan
    • "Kıran Bey, şimdi bacaklarına dolak sarmış, siyah poturlu, keçe külahlı, göğsünde fişeklikler ve elinde mavzer, tığ gibi bir delikanlıydı." (Refik Halit Karay)
ADAMOTU

  1. [isim, bitki bilimi] Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki; kankurutan, adamkökü, abdüsselam otu (Mandragora autumnalis)
    • "Dallanma şekli bir insana benzediği için bu bitkiye eski devirlerden beri adamotu ismi verilmiştir." (Turhan Baytop)
OTURMUŞ

  1. [sıfat] Yerleşik, yerleşmiş, güçlenmiş; stabil
    • "Oturmuş bir kurum."
OTUZLUK

  1. [sıfat] Otuz tanesi bir arada olan veya içinde aynı şeyden otuz tane bulunan
  2. Otuz yaş dolaylarında olan veya görünen (kimse)
ÇÖREOTU

  1. [isim, bitki bilimi] Çörek otu
OTURTMA

  1. [isim] Oturtmak işi
  2. Halka halka kesilmiş patates, patlıcan, kabak vb. sebzelerden yapılan bir tür kıymalı yemek
OTURTUM

  1. [isim, müzik] Bir müzik parçasının seslendirilişinde insan sesleri ile çalgıların görevlendiriliş düzeni
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü