İçinde otu olan 6 harfli 7 kelime var. İçerisinde OTU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında otu olan kelimeler listesine ya da sonu otu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Otu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

O T U

2 Harfli Kelimeler

OT, TU, UT

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OTUZAR

  1. [sıfat] Otuz sayısının üleştirme sayı sıfatı
  2. Her defasında otuzu bir arada, her birine otuz
OTUZLU

  1. [sıfat] Otuz parçası bulunan, otuz parçadan oluşan
  2. İçinde otuz tane aynı nesneden bulunan
  3. Otuz ile kırk arasında olan
OTURAK

  1. [isim] Oturulacak yer veya şey
  2. Alçak iskemle
    • "Üstüne konulan tandır oturağı çok kalın ve çok sağlam tahtadan fırınlanarak yapılmıştı." (Ayla Kutlu)
  3. Bir şeyin yere gelen tarafı; taban (I)
  4. Bakınız ördek
  5. İçkili, çalgılı eğlence
  6. Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm
  7. [sıfat] Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse); kötürüm
  8. [denizcilik] Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta
  9. [sıfat] Konargöçer olmayan, yerleşik olan
    • "Seyhun boylarındaki şehirlerde ve köylerde yaşayan oturak Oğuzların da bilhassa Moğol kılıcı altında can vermemek, onlara tutsak düşmemek..." (Faruk Sümer)
DİLOTU

  1. [isim] "Çok konuşmak" anlamındaki dilotu yemek deyiminde geçen bir söz
    • "Mütemadiyen gülüp söylüyordum. Hacı Kalfa'nın ellerini dizlerine vurarak: -Dilotu mu yedin be kızım? diye bir gülmesi var ki..." (Reşat Nuri Güntekin)
OTURMA

  1. [isim] Oturmak işi; kuut
    • "Bu saat, kendimi bildim bileli sofraya oturma saatimizdir." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Kısa süre için konukluğa gitme
    • "Yemeğini yedikten sonra gece Vehbi dedeye oturmaya gitti." (Halide Edip Adıvar)
OTURUŞ

  1. [isim] Oturmak işi
    • "Başta delikanlılar, çoğunun oturuşunda bir büyüklenme var." (Tarık Buğra)
OTURUM

  1. [isim] Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı birleşimlerden her biri; celse
    • "Onun adaylığı konuşulurken kıdemli doçent olarak ben de oturuma katılmıştım." (Haldun Taner)
  2. Bilimsel toplantıların aynı anda veya art arda gerçekleştirilen bölümlerinden her biri; seksiyon
  3. Bakınız seans
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü