İçinde olgu olan 27 kelime var. İçerisinde OLGU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında olgu olan kelimeler listesine ya da sonu olgu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
DOLGUNLAŞTIRMAK, OLGUNLAŞABİLMEK
DOLGUNLAŞTIRMA, OLGUNLAŞABİLME, OLGUNLAŞTIRMAK
OLGUNLAŞTIRMA
DOLGUNLAŞMAK, SOLGUNLAŞMAK
DOLGUNLAŞMA, OLGUNLAŞMAK, SOLGUNLAŞMA
OLGUNLAŞMA, OLGUSALLIK
DOLGUNLUK, OLGUCULUK, SOLGUNLUK
DOLGUNCA, OLGUNLUK
DOLGULU, OLGUNCA, OLGUSAL
DOLGUN, OLGUCU, SOLGUN
DOLGU, OLGUN
OLGU
Olgu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
OLGU
3 Harfli Kelimeler
GOL
2 Harfli Kelimeler
GO, OL
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DOLGUNLAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Dolgunlaşma işini yaptırmak
-
[-i]
Dolgunlaşma işini yaptırmak
- OLGUNLAŞABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Olgunlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[nesnesiz]
Olgunlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
- OLGUNLAŞABİLME
-
-
[isim]
Olgunlaşabilmek işi
-
[isim]
Olgunlaşabilmek işi
- OLGUNLAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Olgun duruma getirmek; oldurmak, pişirmek
-
[-i]
Olgun duruma getirmek; oldurmak, pişirmek
- DOLGUNLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Dolgunlaştırmak işi
-
[isim]
Dolgunlaştırmak işi
- OLGUNLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Olgunlaştırmak işi
-
[isim]
Olgunlaştırmak işi
- DOLGUNLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Dolgun duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Dolgun duruma gelmek
- SOLGUNLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Solgun duruma gelmek
- "O anda yalnız kahveye değil neredeyse bütün Niksar'a hüzün çöker, lambaların ışığı solgunlaşırdı."
-
[nesnesiz]
Solgun duruma gelmek
- SOLGUNLAŞMA
-
-
[isim]
Solgunlaşmak işi
- "Tepedeki parmaklıklı delikten giren ışık, solgunlaşmaya başlamıştı."
-
[isim]
Solgunlaşmak işi
- OLGUNLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Meyve olgun duruma gelmek
-
[mecaz]
İnsanın bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak; tekemmül etmek
- "O zamanlar hepsi de daha gençti, bugün yaşlandılar, elbette daha olgunlaştılar."
-
Herhangi bir şey gelişmek, kıvamını bulmak
-
Yazı, düşünce olgun duruma gelmek; tekemmül etmek
-
[nesnesiz]
Meyve olgun duruma gelmek
- DOLGUNLAŞMA
-
-
[isim]
Dolgunlaşmak işi
-
[isim]
Dolgunlaşmak işi
- OLGUSALLIK
-
-
[isim]
Olgusal olma durumu
-
[isim]
Olgusal olma durumu
- OLGUNLAŞMA
-
-
[isim]
Olgunlaşmak işi; tekemmül, tekâmül
- "Çocuğun gelişmesi bir ölçüde olgunlaşma, bir ölçüde öğrenme yoluyla olur."
-
[isim]
Olgunlaşmak işi; tekemmül, tekâmül
- OLGUCULUK
-
-
[isim, felsefe]
Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı; pozitivizm
-
[edebiyat]
Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi
-
[isim, felsefe]
Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı; pozitivizm
- SOLGUNLUK
-
-
[isim]
Solgun olma durumu
-
[isim]
Solgun olma durumu
- DOLGUNLUK
-
-
[isim]
Dolgun olma durumu
-
[isim]
Dolgun olma durumu
- DOLGUNCA
-
-
[sıfat]
Biraz şişman
- "Öbürü dolgunca ve büzme çarşaflı."
-
Bakınız bol (I)
- "Sonra daha dolgunca bir maaşla bir tütün şirketine kasadar oldu."
-
[sıfat]
Biraz şişman
- OLGUNLUK
-
-
[isim]
Meyvelerin olgun, yenilebilir olma durumu
-
[mecaz]
İnsanların bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu; kâmillik, tamlık, yetkinlik, kemal
- "Yüzündeki incelik, olgunluk onu bambaşka seviyede bir erkek gösteriyor."
-
[isim]
Meyvelerin olgun, yenilebilir olma durumu
- DOLGULU
-
-
[sıfat]
İçinde dolgu maddesi olan, doldurulmuş
-
[sıfat]
İçinde dolgu maddesi olan, doldurulmuş
- OLGUNCA
-
-
[sıfat]
Olgun gibi, olguna benzer
-
[zarf]
Olgun gibi, olguna benzer bir biçimde
- "Bu tepkiyi olgunca sineye çektiler."
-
[sıfat]
Olgun gibi, olguna benzer