İçinde oku olan 8 harfli 28 kelime var. İçerisinde OKU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında oku olan kelimeler listesine ya da Sonu oku ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
K O U Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
OK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TOKUŞMAK
-
-
[nsz]
İki şey birbirine çarpmak, çarpışmak
-
Kafa kafaya vuruşmak
-
[nsz]
İki şey birbirine çarpmak, çarpışmak
- YOKUŞSUZ
-
-
[sıfat]
Yokuşu olmayan
-
[sıfat]
Yokuşu olmayan
- ORTAOKUL
-
-
[isim]
Öğrencileri genel eğitim yoluyla bir yandan hayata, bir yandan da liseye hazırlayan, genellikle üç yıllık ortaöğretim okulu
-
[isim]
Öğrencileri genel eğitim yoluyla bir yandan hayata, bir yandan da liseye hazırlayan, genellikle üç yıllık ortaöğretim okulu
- DOKUZLUK
- ...
- OKUNULMA
-
-
[isim]
Okunulmak işi veya durumu
-
[isim]
Okunulmak işi veya durumu
- KOKUTMAK
-
-
[-i]
Hoş olmayan bir koku bırakmak
- "Sigara elimi kokuttu."
-
Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak
- "Eti kokutmak."
-
Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak
-
[-i]
Hoş olmayan bir koku bırakmak
- DOKUMALI
-
-
[sıfat]
Dokuması olan
-
Dokunmuş
- "Ayağındaki seyrek dokumalı çorabından utanarak beni önüne doğru itip arkamdan yürüdü." (Falih Rıfkı Atay)
-
[sıfat]
Dokuması olan
- DOKUNMAK
-
-
[-e]
Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek
- "Bir elektrik zilinin düğmesine dokunduk." (Ahmet Haşim)
-
Karıştırmak
- "Bu kâğıtlara kimse dokunmasın."
-
[nsz]
Almak, kullanmak, el sürmek
- "Buğdaydan, bulgurdan ne varsa kimse dokunmuyor, daha zor günlere saklıyordu." (Nezihe Araz)
-
[nsz]
Sağlığını bozmak
- "Bu yemek bana dokunur. Bu hava dokundu."
-
İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak
- "Hiçbir gözyaşının bana onunkiler kadar dokunduğunu hatırlamıyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
-
İlişkin, ilgili olmak, değinmek
- "Eğitim konusuna dokunan bir yazı."
-
Hafifçe değmek
- "Rüzgâr estikçe dal antene dokunuyor."
-
Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak
- "Erkekte pudra sinirime dokunuyor diyorum, anlamıyorsun." (Peyami Safa)
-
Tedirgin etmek, sataşmak
- "Bu karıncaya dokunmayan çocuk o kocaman adamın oracıkta pestilini çıkaracaktı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[-e]
Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek
- DOKUMACI
-
-
[isim]
Dokumacılık yapan kimse
- "On iki yaşından beri on beş yıl dokumacı olarak çalışmıştı." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Dokumacılık yapan kimse
- DOKURCUN
-
-
[isim]
Ot veya ekin yığını, tokurcun
-
Dokuztaş oyunu
-
Çizgili şayak kumaş
-
[isim]
Ot veya ekin yığını, tokurcun
- KOKURDAN
-
-
[isim]
Kalkerli ve karstik özelliği ağır basan yerlerde çukurlukları bol, engebeli arazi
-
[isim]
Kalkerli ve karstik özelliği ağır basan yerlerde çukurlukları bol, engebeli arazi
- DOKUYUCU
-
-
[isim]
Dokumacı
-
[isim]
Dokumacı
- ANAOKULU
-
-
[isim]
Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi
-
[isim]
Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi
- DOKURCUK
-
-
[isim]
Desenli veya yollu dokunmuş yün kumaş
-
[isim]
Desenli veya yollu dokunmuş yün kumaş
- SOKULGAN
-
-
[sıfat]
Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren
- "Kaçırmaktan korkar gibi pek hafif adımlar, pek sokulgan nazarlarla ona doğru yürüdü." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren
- SOKULMAK
-
-
[nsz]
Sokma işine konu olmak
-
Girmek
- "Yorganın altına sokulmak."
-
Yanaşmak, yaklaşmak
- "Bazen de dayanamaz, yanına sokulur, saçlarını okşardı." (Tarık Buğra)
-
[nsz]
Sokma işine konu olmak
- FOKURDAK
-
-
[sıfat]
Fokurdama özelliği olan
-
[sıfat]
Fokurdama özelliği olan
- DOKUNSAL
-
-
[sıfat]
Dokunum ile ilgili olan
-
[sıfat]
Dokunum ile ilgili olan
- KOKUŞMAK
-
-
[nsz]
Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokmak, taaffün etmek
- "Çöpler kokuşmuş."
-
Kişi, toplum vb. bozularak özelliğini yitirmek, tefessüh etmek
-
Koklaşmak
- "Öpüşürken, kokuşurken çıkageldi kocası..." (Memduh Şevket Esendal)
-
[nsz]
Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokmak, taaffün etmek
- OKUTULMA
-
-
[isim]
Okutulmak işi
-
[isim]
Okutulmak işi