İçinde ocak olan 12 kelime var. İçerisinde OCAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ocak olan kelimeler listesine ya da sonu ocak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KOCAKARILIK
OCAKÇILIK, OCAKEŞEĞİ
KOCAKARI, OCAKBAŞI
KOCAKÖY, OCAKAYI, OCAKLIK, OCAKSIZ
OCAKÇI, OCAKLI
OCAK
Ocak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
KOCA, OCAK
2 Harfli Kelimeler
AK, OK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KOCAKARILIK
-
-
[isim]
Kocakarı olma durumu
-
[mecaz]
Aksi, suratsız, geçimsiz, yaşlı bir kadın gibi olma
-
[isim]
Kocakarı olma durumu
- OCAKÇILIK
-
-
[isim]
Ocakçı olma, ocakçının işi
-
Ocakçının yaptığı iş
-
[isim]
Ocakçı olma, ocakçının işi
- OCAKEŞEĞİ
-
-
[isim]
Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı demir araç
-
[isim]
Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı demir araç
- KOCAKARI
-
-
[isim]
Yaşlı kadın
- "Kocakarının, trenin arkasından ağzıyla uluyarak koşan hayali bir rüya gibi oldu."
-
[argo]
Bakınız anne
-
[isim]
Yaşlı kadın
- OCAKBAŞI
-
-
[isim]
isim, Ateş yanan yerin çevresi
-
Lokantalarda genellikle ızgara olarak pişirilen et yemeklerinin ocağın çevresinde oturulup yendiği bölüm
-
[isim]
isim, Ateş yanan yerin çevresi
- OCAKSIZ
-
-
[sıfat]
Ocağı olmayan
-
Bir ocağa mensup veya üye olmayan
-
[sıfat]
Ocağı olmayan
- KOCAKÖY
-
-
[isim]
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
- OCAKAYI
-
-
[isim]
Sığırlarda asalaklara bağlı olarak görülen ve hayvanı öldüren bir hastalık
-
[isim]
Sığırlarda asalaklara bağlı olarak görülen ve hayvanı öldüren bir hastalık
- OCAKLIK
-
-
[isim]
Bakınız ocak
- "Gözlerini ovuşturarak kahveye girmiş, ocaklığa doğru yürüyordu."
-
Bir yapının temelini veya çatısını oluşturan büyük kereste, temel direği
-
[ağızlardan]
Bakınız mutfak
-
[ağızlardan]
Baca, bacanın tabanı
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti’nde sınırları koruması ve gerektiğinde orduya asker göndermesi şartıyla gelirinden yararlanması için bir kimseye verilen ve babadan oğula veya aileye kalan toprak
-
[isim]
Bakınız ocak
- OCAKÇI
-
-
[isim]
Bakınız ateşçi
-
Ocak bacaları temizleyicisi
-
Kahvelerde ocakbaşında kahve, çay vb. şeyleri hazırlayan kimse
-
[isim]
Bakınız ateşçi
- OCAKLI
-
-
[sıfat]
Ocağı olan, içinde ocağı bulunan
- "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık."
-
[tarih]
Ocaktan olan (yeniçeri)
-
[tarih]
Trablusgarp’ta ve Cezayir’de kurulan ocaklara bağlı olan
-
[sıfat]
Ocağı olan, içinde ocağı bulunan
- OCAK
-
-
[isim]
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer; ocaklık
- "Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar."
-
Bakınız şömine
- "Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar."
-
Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet
- "Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak."
-
Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer
- "Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür."
-
Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer
- "Mermer ocağı. Kömür ocağı."
-
Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için etrafı yükseltilerek ortası çukur bırakılmış yer
- "Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu."
-
Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer
- "Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi."
-
Yılın birinci ayı; ikinci kânun, son kânun, kânunusani
- "Ocak ayını sevmem, oldum olası."
-
[tarih]
Yeniçeri teşkilatını oluşturan ortalardan her biri
-
[mecaz]
Ev, aile, soy
- "Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı."
-
[ağızlardan]
Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile
- "Bugün de Anadolu’nun birçok yerleşim biriminde afsuncular, ocaklar ve muskacılar işlerine aynı sözlerle başlarlar."
-
Bir şeyin en çok bulunduğu veya yapıldığı yer
- "Bilim ocağı, hayır ocağı, fesat ocağı."
-
Toprak altındaki su kanallarının toprak üzerine açılan ve bir kapakla örtülü bulunan deliği
-
[isim]
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer; ocaklık