İçinde ocak olan 12 kelime var. İçerisinde OCAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ocak olan kelimeler listesine ya da sonu ocak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

KOCAKARILIK

9 Harfli Kelimeler

OCAKÇILIK, OCAKEŞEĞİ

8 Harfli Kelimeler

KOCAKARI, OCAKBAŞI

7 Harfli Kelimeler

KOCAKÖY, OCAKAYI, OCAKLIK, OCAKSIZ

6 Harfli Kelimeler

OCAKÇI, OCAKLI

4 Harfli Kelimeler

OCAK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ocak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A C K O

4 Harfli Kelimeler

KOCA, OCAK

2 Harfli Kelimeler

AK, OK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KOCAKARILIK

  1. [isim] Kocakarı olma durumu
  2. [mecaz] Aksi, suratsız, geçimsiz, yaşlı bir kadın gibi olma
OCAKÇILIK

  1. [isim] Ocakçı olma, ocakçının işi
  2. Ocakçının yaptığı iş
OCAKEŞEĞİ

  1. [isim] Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı demir araç
KOCAKARI

  1. [isim] Yaşlı kadın
    • "Kocakarının, trenin arkasından ağzıyla uluyarak koşan hayali bir rüya gibi oldu." (Halide Edip Adıvar)
  2. [argo] Bakınız anne
OCAKBAŞI

  1. [isim] isim, Ateş yanan yerin çevresi
  2. Lokantalarda genellikle ızgara olarak pişirilen et yemeklerinin ocağın çevresinde oturulup yendiği bölüm
OCAKSIZ

  1. [sıfat] Ocağı olmayan
  2. Bir ocağa mensup veya üye olmayan
KOCAKÖY

  1. [isim] Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
OCAKAYI

  1. [isim] Sığırlarda asalaklara bağlı olarak görülen ve hayvanı öldüren bir hastalık
OCAKLIK

  1. [isim] Bakınız ocak
    • "Gözlerini ovuşturarak kahveye girmiş, ocaklığa doğru yürüyordu." (Rıfat Ilgaz)
  2. Bir yapının temelini veya çatısını oluşturan büyük kereste, temel direği
  3. [ağızlardan] Bakınız mutfak
  4. [ağızlardan] Baca, bacanın tabanı
  5. [isim, tarih] Osmanlı Devleti’nde sınırları koruması ve gerektiğinde orduya asker göndermesi şartıyla gelirinden yararlanması için bir kimseye verilen ve babadan oğula veya aileye kalan toprak
OCAKÇI

  1. [isim] Bakınız ateşçi
  2. Ocak bacaları temizleyicisi
  3. Kahvelerde ocakbaşında kahve, çay vb. şeyleri hazırlayan kimse
OCAKLI

  1. [sıfat] Ocağı olan, içinde ocağı bulunan
    • "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [tarih] Ocaktan olan (yeniçeri)
  3. [tarih] Trablusgarp’ta ve Cezayir’de kurulan ocaklara bağlı olan
OCAK

  1. [isim] Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer; ocaklık
    • "Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Bakınız şömine
    • "Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet
    • "Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak." (Haldun Taner)
  4. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer
    • "Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür." (Salâh Birsel)
  5. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer
    • "Mermer ocağı. Kömür ocağı."
  6. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için etrafı yükseltilerek ortası çukur bırakılmış yer
    • "Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  7. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer
    • "Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi." (Falih Rıfkı Atay)
  8. Yılın birinci ayı; ikinci kânun, son kânun, kânunusani
    • "Ocak ayını sevmem, oldum olası." (Burhan Felek)
  9. [tarih] Yeniçeri teşkilatını oluşturan ortalardan her biri
  10. [mecaz] Ev, aile, soy
    • "Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı." (Aka Gündüz)
  11. [ağızlardan] Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile
    • "Bugün de Anadolu’nun birçok yerleşim biriminde afsuncular, ocaklar ve muskacılar işlerine aynı sözlerle başlarlar." (Şakir Keçeli)
  12. Bir şeyin en çok bulunduğu veya yapıldığı yer
    • "Bilim ocağı, hayır ocağı, fesat ocağı."
  13. Toprak altındaki su kanallarının toprak üzerine açılan ve bir kapakla örtülü bulunan deliği
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü