İçinde ocak olan 12 kelime var. İçerisinde OCAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ocak olan kelimeler listesine ya da Sonu ocak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KOCAKARILIK
OCAKÇILIK, OCAKEŞEĞİ
KOCAKARI, OCAKBAŞI
KOCAKÖY, OCAKAYI, OCAKLIK, OCAKSIZ
OCAKÇI, OCAKLI
OCAK
A C K O Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
KOCA, OCAK
2 Harfli Kelimeler
AK, OK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KOCAKARILIK
-
-
[isim]
Kocakarı olma durumu
- "Fakat kocakarılığı tutup kavgaya başlayınca Allah saklasın!" (Reşat Nuri Güntekin)
-
Aksi, suratsız, geçimsiz, yaşlı bir kadın gibi olma
-
[isim]
Kocakarı olma durumu
- OCAKÇILIK
-
-
[isim]
Ocakçı olma, ocakçının işi
-
[isim]
Ocakçı olma, ocakçının işi
- OCAKEŞEĞİ
-
-
[isim]
Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı demir araç
-
[isim]
Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı demir araç
- KOCAKARI
-
-
[isim]
Yaşlı kadın
- "Kocakarının trenin arkasından ağzıyla uluyarak koşan hayali bir rüya gibi oldu." (Halide Edip Adıvar)
-
Anne
-
[isim]
Yaşlı kadın
- OCAKBAŞI
-
-
[isim]
Ocağın başında yemek yeme
-
[isim]
Ocağın başında yemek yeme
- OCAKSIZ
-
-
[sıfat]
Ocağı olmayan
-
[sıfat]
Ocağı olmayan
- OCAKLIK
-
-
[isim]
Bir aileye, babadan oğla geçmesi için verilen mülk
-
Ateş yakılan yer, ocak
- "Gözlerini oğuşturarak kahveye girmiş, ocaklığa doğru yürüyordu." (Rıfat Ilgaz)
-
Bir yapının temelini veya çatısını oluşturan büyük kereste, temel direği
-
Mutfak
-
Baca
-
[isim]
Bir aileye, babadan oğla geçmesi için verilen mülk
- KOCAKÖY
- ...
- OCAKAYI
- ...
- OCAKÇI
-
-
[isim]
Ateşçi
-
Ocak bacaları temizleyicisi
-
Kahvelerde ocakbaşında kahve, çay vb. şeyleri hazırlayan kimse
-
[isim]
Ateşçi
- OCAKLI
-
-
[sıfat]
Ocağı olan, içinde ocağı bulunan
- "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Ocaktan olan (yeniçeri)
-
[sıfat]
Ocağı olan, içinde ocağı bulunan
- OCAK
-
-
[isim]
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer
- "Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar." (Halikarnas Balıkçısı)
- "Aşk tuzakları birçok ocakların sönmesine sebep olmuştur." (Falih Rıfkı Atay)
- "Birini bulup da evlenirsem birkaç yıl içinde, yeniden bir ocak tütmeye başlar, diye düşünüyordum." (Memduh Şevket Esendal)
- "Hanımefendi, gençliğin kadrini biliniz... Ocağınıza düştük." (Peyami Safa)
-
Şömine
- "Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet
- "Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak." (Haldun Taner)
-
Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer
- "Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür." (Salâh Birsel)
-
Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer
- "Mermer ocağı. Kömür ocağı."
-
Bahçelerde ve bostanlarda her tür meyve ve sebze ekimine ayrılmış, çevresinden biraz yükseltilmiş toprak parçası
- "Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer
- "Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi." (Falih Rıfkı Atay)
-
Yılın otuz bir gün süren, birinci ayı, kânunusani
- "Ocak ayını sevmem, oldum olası." (Burhan Felek)
-
Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri
-
Ev, aile, soy
- "Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı." (Aka Gündüz)
-
Bazı hastalıkları iyi ettiğine inanılan aile
-
[isim]
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer