İçinde nmek olan 9 harfli 86 kelime var. İçerisinde NMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında nmek olan kelimeler listesine ya da sonu nmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K M N
3 Harfli Kelimeler
KEM, MEN, NEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, EN, KE, ME, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EFELENMEK
-
-
[nesnesiz]
Diklenmek, kafa tutmak
-
[nesnesiz]
Diklenmek, kafa tutmak
- DEMLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Demleme işi yapılmak
- "Semaverde demlenmiş çayın zevki başkadır."
-
[teklifsiz konuşmada]
İçki içmek
- "Haftada bir iki gün toplu olarak gittikleri bir meyhanede demleniyordu."
-
[nesnesiz]
Demleme işi yapılmak
- GEMLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Gemleme işi yapılmak veya gemleme işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Gemleme işi yapılmak veya gemleme işine konu olmak
- KÖKLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Bitkide kök oluşmak, bitki kök salmak, kök tutmak
-
Kökünden sökülmek
- "Sonradan orada çok güzel portakal ağacı yetiştiği anlaşılınca meşe ağaçları köklenerek onların yerine portakal ağaçları dikildi."
-
[mecaz]
Köklü, temelli bir biçimde yerleşmek
- "Türklük ülküsünün biraz daha köklendiğini, büyüdüğünü, yeşerdiğini duyarız."
-
[nesnesiz]
Bitkide kök oluşmak, bitki kök salmak, kök tutmak
- SİFTİNMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Oyalanmak, vakit geçirmek
-
Bir yere sürtünerek kaşınmak
- "Mahallede duvar kenarlarında siftinip pinekleyen uyuz, kör, topal köpeklerden başka kimse yoktur."
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Oyalanmak, vakit geçirmek
- EĞİLİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Eğilme işi yapılmak
- "Bir yazarın alışkanlıkları ve eylem biçimi üstüne nadiren eğilinir ve ona sanatının sırlarını sormak bir anlamda fazla meraklılık olur."
-
[nesnesiz]
Eğilme işi yapılmak
- ÇİMLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Tohum çim hâline gelmek
- "Böyle böyle günler, geceler geçmiş. Tohumlar çimlenmiş, filizler büyümüş."
-
Çimle kaplanmak
- "Binanın etrafındaki saha çimlenmiş, yeşil bir kadife hâlini almıştı."
-
Üzerinde çim bitmek
- "Evin giriş basamak çevreleri pek ayak değmediği için çimlenmişti."
-
Patates, soğan vb. ürünlerin üzerinde filiz oluşmak
- "Kaymaz nahiyesindeki Biçer istasyonunda yüzlerce ton mahsulün filizlenmek, çimlenmek üzere olduğunu, etrafa saçılıp dağıldığını…"
-
[-den, mecaz]
Yiyeceklerden azar azar alıp yemek
- "Tuzlu bademler, fıstıklar, fındıklar, kızarmış sucuklar, küçük börekler, tarama gibi şeylerden çimleniyorum."
-
Yeni bir oluşum, düşünce biçimi doğmak
- "Gönlünde bir başka cihan çimlenmişti, orada dünya malı yeşermezdi."
-
[-den, teklifsiz konuşmada]
Kendinin olmayan şeylerden biraz yarar sağlamak
- "Bu büyük eserler kiminse onların adını yazmak yeter; üst tarafı ancak bu şöhretlerden çimlenmek isteyen şeref düşkünlerinin tenezzül edecekleri alçalmadır."
-
[nesnesiz]
Tohum çim hâline gelmek
- HİSLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız duygulanmak
-
[nesnesiz]
Bakınız duygulanmak
- KESKENMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
El ile veya başka bir şeyle vuracak gibi yapmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
El ile veya başka bir şeyle vuracak gibi yapmak
- KÜFLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Küf oluşmak, küflü duruma gelmek, küf bağlamak
- "Zincirler küflendi, çürüdü, kırıldı."
-
[mecaz]
Zamanı geçmek
- "Seniha, kendisinin de bu kirli aydınlığın altında bu eşya ile beraber küflendiğini hissetti."
-
[mecaz]
Çalışma fırsatı bulamayarak özelliklerini veya yeteneğini yitirmek
- "Sahte banknotlar küflenmiş tekerlekler gibidir."
-
[nesnesiz]
Küf oluşmak, küflü duruma gelmek, küf bağlamak
- YÜKSÜNMEK
-
-
[-den]
Bir işi kendine yük saymak, yük olarak kabul etmek, bir iş karşısında isteksiz davranmak; ağırsamak
- "Sait Faik'i Sait Faik yapan, bütün o yüksündüğü özellikleri idi. Aylaklığı idi, başıboşluğu idi."
-
[-den]
Bir işi kendine yük saymak, yük olarak kabul etmek, bir iş karşısında isteksiz davranmak; ağırsamak
- YÖNLENMEK
-
-
[-e]
Bakınız yönelmek
-
[-e]
Bakınız yönelmek
- GÜÇSÜNMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bir şeyin yapılması zor gelmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bir şeyin yapılması zor gelmek
- EŞELENMEK
-
-
[nesnesiz]
Eşeleme işi yapılmak
- "Dünyanın sorunları eşelendikçe altından yeni sorunlar çıkıyor."
-
Bulunduğu yeri kendi kendine eşelemek
- "İleride, ilkbahar keyfi içinde, dört ayağı havada eşelenen boz merkebi görüyor musunuz?"
-
[nesnesiz]
Eşeleme işi yapılmak
- GİZLENMEK
-
-
[-e]
Kendi kendini gizlemek; saklanmak
-
[-den]
Gizlenilmek, gizli tutulmak
- "Bu iş ondan gizlendi."
-
[-e]
Kendi kendini gizlemek; saklanmak
- YELTENMEK
-
-
[-e]
Yapamayacağı bir işe girişmek, özenmek, heves etmek, meyletmek
- "Bu cehaletinizi bilmeden muharrirliğe yelteniyorsunuz."
-
[-e]
Yapamayacağı bir işe girişmek, özenmek, heves etmek, meyletmek
- SÜTLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Sütü gelmek, sütü çoğalmak, sütlü duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Sütü gelmek, sütü çoğalmak, sütlü duruma gelmek
- DEPRENMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kımıldamak, hareket etmek, sarsılmak
- "Demek istiyordu ki Yavuz durmadan deprenen toprak gibiydi."
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kımıldamak, hareket etmek, sarsılmak
- ÇİZGİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Bir şeyin etrafında dönüp durmak
- "Onun da, karanlıklar içinde birdenbire parlayan şimşeğe benzer güzellikleri olabilir; ancak o güzellik sürmez, dayanmaz, dört yanında çizginen boşluk içinde çabucak eriyip kayboluverir."
-
Tereddüt etmek
-
[nesnesiz]
Bir şeyin etrafında dönüp durmak
- FİŞLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Fişleme işi yapılmak
-
[nesnesiz]
Fişleme işi yapılmak