İçinde naz olan 8 harfli 21 kelime var. İçerisinde NAZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında naz olan kelimeler listesine ya da sonu naz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Naz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A N Z
3 Harfli Kelimeler
NAZ, ZAN
2 Harfli Kelimeler
AN, AZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KURNAZCA
-
-
[sıfat]
Kurnaza yakışır
- "Bizi aldatmak için onlar bu yolu tutmayı pek kurnazca bir şey zannetmişlerdir."
-
[zarf]
Kurnaz bir biçimde, kandırarak, aldatarak; kurnazcasına, ustalıkla
- "Siyasi mahkûmlarla kurduğu dostluğu, müdüre sezdirmeden idare aleyhine kurnazca kullanmıştı."
-
[sıfat]
Kurnaza yakışır
- NAZİKLİK
-
-
[isim]
Bakınız nezaket
-
[isim]
Bakınız nezaket
- ALİNAZİK
-
-
[isim]
Közlenmiş patlıcan, sarımsaklı yoğurt ve kıyma ile yapılan bir yemek türü
-
[isim]
Közlenmiş patlıcan, sarımsaklı yoğurt ve kıyma ile yapılan bir yemek türü
- NAZLANMA
-
-
[isim]
Nazlanmak işi; mırın kırın
- "En çok babama nazlanmayı özlüyordum."
-
[isim]
Nazlanmak işi; mırın kırın
- NAZIMİYE
-
-
[isim]
Tunceli iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Tunceli iline bağlı ilçelerden biri
- NAZLANIŞ
-
-
[isim]
Nazlanmak işi
-
[isim]
Nazlanmak işi
- NAZLAŞMA
-
-
[isim]
Nazlaşmak işi
-
[isim]
Nazlaşmak işi
- NAZARİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça naẓariyye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kuram
- "Hiçbir fikir, hiçbir nazariye bu sevgiyle karşılaşamaz."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kuram
- BAĞNAZCA
-
-
[sıfat]
Bağnaza yakışır bir biçimde olan
- "Kerrat cetveli gibi yasa maddelerini ezbere bilmek, ne kuram körlüğü ne de yasal sözcüklere bağnazca inanmışlık yetkin bir yargıç olabilmek için yeterlidir."
-
[sıfat]
Bağnaza yakışır bir biçimde olan
- NAZİKANE
-
Kelime Kökeni: Farsça nāzukāne
-
[zarf]
Bakınız nazikçe
- "Yakından tanıdığında çok nazikâne kapının yolunu gösterdi."
-
[zarf]
Bakınız nazikçe
- ZURNAZEN
-
Kelime Kökeni: Farsça surnāyzen
-
[isim, eskimiş]
Bakınız zurnacı
- "Bölüğün diğer efradına zurnacı veya zurnazen adı verilirdi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız zurnacı
- NAZMETME
-
-
[isim]
Nazmetmek işi
-
[isim]
Nazmetmek işi
- NAZARLIK
-
-
[isim]
Nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan kumaş parçası, mavi boncuk, kurşun, dua yazılı kâğıt, muska vb. şeyler
- "Aman nazar değmesin, buna derhâl bir nazarlık astırmalı!"
-
[isim]
Nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan kumaş parçası, mavi boncuk, kurşun, dua yazılı kâğıt, muska vb. şeyler
- NAZIRLIK
-
-
[isim]
Nazır olma durumu
-
Bakınız bakanlık
- "Nihayet, hiçbir gayret sahibi olmaksızın birdenbire nazırlık makamına yükseliverdi."
-
[isim]
Nazır olma durumu
- TIKNAZCA
-
-
[sıfat]
Tıknaz bir biçimde olan
- "Yemekte sakallı, tıknazca adamın onunla sık sık konuşup yılışmasına kızıyordu."
-
[zarf]
Tıknaz bir biçimde
-
[sıfat]
Tıknaz bir biçimde olan
- MÜNAZARA
-
Kelime Kökeni: Arapça munāẓara
-
[isim]
Bir konu üzerinde, belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışma
- "Bir fikrin münazarasıyla kütüphanesinin önünde sabahladığımız geceler olurdu."
-
[edebiyat]
Divan edebiyatında zıt varlıklar ve kavramlar arasındaki karşıtlığı anlatan yazı türü
-
[isim]
Bir konu üzerinde, belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışma
- NAZLILIK
-
-
[isim]
Nazlı olma durumu
-
[isim]
Nazlı olma durumu
- NAZİRSİZ
-
-
[sıfat]
Benzersiz, eşsiz
- "Evvelce nazirsiz güzel olması lazım gelen yüzü artık buruşmuş."
-
[sıfat]
Benzersiz, eşsiz
- YANAZLIK
-
-
[isim]
Yanaz olma durumu
-
[isim]
Yanaz olma durumu
- NAZLAMAK
-
-
[-i]
Birinin hep istediği şeyleri yapmak, emrinde oynamak
- "O beni hep nazladı, bir prensestim nazarında."
-
[-i]
Birinin hep istediği şeyleri yapmak, emrinde oynamak