İçinde naz olan 8 harfli 21 kelime var. İçerisinde NAZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında naz olan kelimeler listesine ya da sonu naz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Naz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A N Z

3 Harfli Kelimeler

NAZ, ZAN

2 Harfli Kelimeler

AN, AZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KURNAZCA

  1. [sıfat] Kurnaza yakışır
    • "Bizi aldatmak için onlar bu yolu tutmayı pek kurnazca bir şey zannetmişlerdir." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. [zarf] Kurnaz bir biçimde, kandırarak, aldatarak; kurnazcasına, ustalıkla
    • "Siyasi mahkûmlarla kurduğu dostluğu, müdüre sezdirmeden idare aleyhine kurnazca kullanmıştı." (Kerim Korcan)
NAZİKLİK

  1. [isim] Bakınız nezaket
ALİNAZİK

  1. [isim] Közlenmiş patlıcan, sarımsaklı yoğurt ve kıyma ile yapılan bir yemek türü
NAZLANMA

  1. [isim] Nazlanmak işi; mırın kırın
    • "En çok babama nazlanmayı özlüyordum." (Ayla Kutlu)
NAZIMİYE

  1. [isim] Tunceli iline bağlı ilçelerden biri
NAZLANIŞ

  1. [isim] Nazlanmak işi
NAZLAŞMA

  1. [isim] Nazlaşmak işi
NAZARİYE

Kelime Kökeni: Arapça naẓariyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kuram
    • "Hiçbir fikir, hiçbir nazariye bu sevgiyle karşılaşamaz." (Orhan Seyfi Orhon)
BAĞNAZCA

  1. [sıfat] Bağnaza yakışır bir biçimde olan
    • "Kerrat cetveli gibi yasa maddelerini ezbere bilmek, ne kuram körlüğü ne de yasal sözcüklere bağnazca inanmışlık yetkin bir yargıç olabilmek için yeterlidir." (Sami Selçuk)
NAZİKANE

Kelime Kökeni: Farsça nāzukāne

  1. [zarf] Bakınız nazikçe
    • "Yakından tanıdığında çok nazikâne kapının yolunu gösterdi." (Cahit Uçuk)
ZURNAZEN

Kelime Kökeni: Farsça surnāyzen

  1. [isim, eskimiş] Bakınız zurnacı
    • "Bölüğün diğer efradına zurnacı veya zurnazen adı verilirdi." (Pars Tuğlacı)
NAZMETME

  1. [isim] Nazmetmek işi
NAZARLIK

  1. [isim] Nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan kumaş parçası, mavi boncuk, kurşun, dua yazılı kâğıt, muska vb. şeyler
    • "Aman nazar değmesin, buna derhâl bir nazarlık astırmalı!" (Abdülhak Şinasi Hisar)
NAZIRLIK

  1. [isim] Nazır olma durumu
  2. Bakınız bakanlık
    • "Nihayet, hiçbir gayret sahibi olmaksızın birdenbire nazırlık makamına yükseliverdi." (Necip Fazıl Kısakürek)
TIKNAZCA

  1. [sıfat] Tıknaz bir biçimde olan
    • "Yemekte sakallı, tıknazca adamın onunla sık sık konuşup yılışmasına kızıyordu." (Yusuf Atılgan)
  2. [zarf] Tıknaz bir biçimde
MÜNAZARA

Kelime Kökeni: Arapça munāẓara

  1. [isim] Bir konu üzerinde, belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışma
    • "Bir fikrin münazarasıyla kütüphanesinin önünde sabahladığımız geceler olurdu." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [edebiyat] Divan edebiyatında zıt varlıklar ve kavramlar arasındaki karşıtlığı anlatan yazı türü
NAZLILIK

  1. [isim] Nazlı olma durumu
NAZİRSİZ

  1. [sıfat] Benzersiz, eşsiz
    • "Evvelce nazirsiz güzel olması lazım gelen yüzü artık buruşmuş." (Ruşen Eşref Ünaydın)
YANAZLIK

  1. [isim] Yanaz olma durumu
NAZLAMAK

  1. [-i] Birinin hep istediği şeyleri yapmak, emrinde oynamak
    • "O beni hep nazladı, bir prensestim nazarında." (Emine Işınsu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü