İçinde m olan 6 harfli 1837 kelime var. İçerisinde M harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında m harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu m harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CIRMIK

  1. [isim] Tırnak izi

LİMAKİ

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe

MESKUT
...
MİMOZA

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Baklagillerden, çiçekleri sarı, bazı türleri beyaz veya menekşe renginde, yaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi, gümüşi akasya (Mimosa)

ÜFÜRÜM
...
ALTMIŞ

  1. [isim] Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı
  2. Bu sayıyı gösteren 60, LX rakamlarının adı
  3. [sıfat] Altı kere on, elli dokuzdan bir artık

BURKMA

  1. [isim] Burkmak işi

ELEMAN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Öge
  2. Bir toplulukta çalışan insanların her biri
    • "İşimizde örnek ve kusursuz bir eleman olacağız." (Haldun Taner)
  3. Kümeye ait varlıklardan her biri

KAZMAÇ

  1. [isim] Kazaratar

MAZRUF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Zarf içine konmuş, zarflı
  2. [isim] İçerik
    • "Zarfa değil, mazrufa bakmalı."

MİHENK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Denek taşı
  2. Birinin değerini, ahlakını anlamaya yarayan ölçüt

SUMSUK

  1. [isim] Yumruk
  2. Yumrukla vurma

VİRMAN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Para aktarımı

ARAMAK

  1. [-i] Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak
    • "Dükkânın içinde gözleriyle bir şeyler aradı." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Arayıp soranı olmayan bir hasta."
  2. Araştırmak, yoklamak
    • "Ceplerini aramak."
  3. Ziyarete, hatır sormaya gitmek
    • "Bir kere düştün mü ne arayan olur ne soran!" (Burhan Felek)
  4. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek
    • "Seni çok arıyorum, Ziyacığım." (Cahit Sıtkı Tarancı)
  5. Önem verip istemek
    • "Ben böyle şeyleri aramam."
  6. Şart koşmak

DOLMAK

  1. [nsz] Dolu duruma gelmek
    • "Dışarıda bulutsuz bir temmuz göğü, öğle güneşinin yakıcı aydınlığıyla dolup taşıyordu." (Necati Cumalı)
  2. Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek
    • "Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan." (Tarık Buğra)
    • "Millî takımın karşılaşmalarında stadyumlar dolup taşıyor."
  3. Bir yere iyice yayılmak, kaplamak
    • "Oda sigara dumanı dolmuştu." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek
    • "Kıştan kurtulur kurtulmaz deniz kenarları insanla, sandalla dolar." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. Süre, hesap tamamlanmak
    • "Süresi doldu, emekliye ayrıldı."
  6. Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek

GÖRMEK

  1. [-i] Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek
    • "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm." (Aka Gündüz)
    • "Birini çağırıp o güvercinleri vereyim de sen de gör." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Peki ama sen Paşa babanı çok severdin ... göreceğin gelmedi mi?" (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Haydi göreyim seni, bu işi yapıver."
  2. Anlamak, kavramak, sezmek
    • "Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin." (Ruşen Eşref Ünaydın)
    • "Bir saniye içinde hasret ve firkati hiç görmemişe dönersiniz." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Yanına gidip konuşmak
    • "Bugün müdürü göreceğim."
  4. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek
  5. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
    • "Hangi memlekete gitsek resmî makamlar kadar halkın da rağbetini görürdük." (Falih Rıfkı Atay)
  6. Yapmak, etmek
    • "İş görmek. Masraf görmek."
  7. [-den] Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak
  8. [-den] Almak
    • "Birinden ders görmek."
  9. [nsz] Bir şeye erişmek
    • "Cebi para görmek. Yardım görmek."
  10. Çok değer vermek
    • "Gözü yalnız parayı görüyor."
  11. [nsz] Bir işleme uğramak
    • "Teftiş görmek. Tedavi görmek."
  12. [nsz] Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak
    • "Ev güneş görüyor."
  13. Ziyaret etmek
  14. Karşılaşmak, rastlaşmak
  15. [-le] Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak
    • "Körler parmaklarıyla görürler."
  16. [nsz] Sahne olmak, geçirmek
    • "Bu ova çok savaş gördü."
  17. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek
  18. Gezmek
    • "Ankara'yı gördün mü?"
  19. Vermek
    • "Madem ikramiye kazandın, bizi de gör."
  20. Karşı oyuncunun yapacağı vuruşu önceden kestirip ona göre durum almak

GÜMRAH

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Aşırı derecede büyümüş olan (bitki)
    • "Uzun zamandır ıssız, bakımsız kaldığı için o gümrah yeşillikler bölgesinde yılanlar türediği biliniyordu." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  2. Deli dolu akan (su)
  3. Gür, yüksek, kuvvetli (ses)
  4. Uzun, sık ve dalgalı (saç)

KATMER

  1. [isim] Bir şeyi oluşturan katlardan her biri
  2. Yağda veya sacda pişirilen bir tür börek
  3. Arasına yağ ve kaymak sürülerek katlanmış yufka ekmeği

KERTME

  1. [isim] Kertmek işi
  2. Çentik

KOMPLE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Dolu
  2. Eksiksiz, gerekli her şeyi tamam olan, tam
  3. Bütünü aynı şeyden olup bir takım oluşturan
    • "Komple sofra takımı."
  4. Üstün nitelikleri kendinde toplayan, mükemmel
    • "Komple adam."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü