İçinde laş olan 7 harfli 22 kelime var. İçerisinde LAŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında laş olan kelimeler listesine ya da sonu laş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Laş Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L Ş

3 Harfli Kelimeler

ŞAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AŞ, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UZLAŞMA

  1. [isim] Uzlaşmak işi; uylaşım, uylaşma, uymaca, uyuşma (II), uzlaşı, uzlaşım, mutabakat, antant, konsensüs
    • "Yoksa mutlu bir şansla bir uzlaşma olacak, bu da yumuşak bir tasfiyeye imkân bırakacak mıydı?" (Tarık Buğra)
ULAŞMAK

  1. [-e] Belli bir yere varmak, erişmek, gitmek
    • "Doğudan batıya kadar ulaşmış bir zafer bestesi dinliyorum." (Refik Halit Karay)
  2. Hedeflenen bir şeyi elde etmek, kavuşmak, erişmek
    • "İhlasla, samimiyetle, muhabbetle kalbî bağlantısını sürdüren insan, muhakkak hedefe ulaşır." (Mahmut Erol Kılıç)
  3. Belli bir noktaya ermek, uzanmak, yetişmek
    • "Elim lambaya ulaşıyor."
  4. Birbirine katılmak, dökülmek
    • "Yeraltı dünyasına inen şaman, doğruca varıp üzerinde kıldan ince köprüsü olan bir denize ulaşır." (Fuzuli Bayat)
ALAŞAĞI

  1. [zarf] Aşağıya doğru
  2. Yere doğru
DOLAŞMA

  1. [isim] Dolaşmak işi; tur
    • "Bir yaşlı yörük kasaba sokaklarında dolaşmaya başlamıştı." (Tarık Buğra)
UYLAŞMA

  1. [isim] Bakınız uzlaşma
UZLAŞIM

  1. [isim] Bakınız uzlaşma
DOLAŞIM

  1. [isim] Dolaşmak işi; sirkülasyon
  2. [ekonomi] Bakınız dolanım
  3. [anatomi] Bakınız kan dolaşımı
BULAŞIK

  1. [isim] Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak
    • "Gemide bulaşık yıkamak kolay iş değildi." (Azra Erhat)
  2. [mecaz] Yaşanmış bir şeyden geriye kalan belirti etki
    • "Daha balayının bulaşığı geçmedi." (Burhan Felek)
  3. [sıfat] Bakınız kirli
    • "Bulaşık kap."
  4. [sıfat] Her şeyin birbirine karıştığı (yer, olay vb.)
    • "Bu karmakarışık ve bulaşık âlemi kendi hâline bırakırdı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  5. [sıfat, mecaz] Bakınız yapışkan
    • "Böyle bir sivri akıllı, bulaşık biri çıkar ortaya, dirliği düzeni berbat eder." (Kerim Korcan)
DOLAŞIK

  1. [sıfat] Karışık olan (saç, ip vb.)
    • "Bir buğday benizli zülfü dolaşık / Gitme diye beni yolda eğler var" (Karacaoğlan)
  2. Dolaşarak giden (yol)
    • "Tozlu ve dolaşık yollar üzerinde saatlerce taban tepmiş." (Ahmet Haşim)
  3. [mecaz] Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık
    • "Birtakım dolaşık işleri yüzünden istifasını verip çekildi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [mecaz] Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren
    • "Dolaşık ve tutuk bir dille, yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz cümleler mırıldanmaya başladı." (Peyami Safa)
BULAŞMA

  1. [isim] Bulaşmak işi; sıvaşma, sıvışma
  2. [tıp] Bakınız bulaşı
AKLAŞMA

  1. [isim] Bakınız beyazlaşma
BULAŞLI

  1. [sıfat, tıp] Hastalık bulaşmış olan; enfekte
ANLAŞMA

  1. [isim] Anlaşmak durumu
    • "Konuşmadan başka anlaşma aracı yok mu?" (Nermi Uygur)
  2. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge; itilaf, antant, konvansiyon
    • "Ukrayna ile Türkiye arasında anlaşma yapıldı." (Nâzım Hikmet)
  3. Bakınız sözleşme
    • "Babasıyla arasında gizli bir anlaşma vardı." (Ahmet Ümit)
AĞLAŞMA

  1. [isim] Ağlaşmak işi
OYLAŞMA

  1. [isim] Bakınız müzakere
DALAŞMA

  1. [isim] Dalaşmak işi
URLAŞMA

  1. [isim] Urlaşmak durumu; tümörlenme, tümörleşme
    • "Artık kültürlü adamın zihnindeki urlaşma, entelektüel körlüğünü her gün biraz daha artırmaktadır..." (Cengiz Otacı)
ADLAŞMA

  1. [isim] Adlaşmak durumu; isimleşme
UYLAŞIM

  1. [isim] Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma
  2. Bakınız uzlaşma
    • "Bu en azından bir ortak uylaşım zemini, dolayısıyla bir kurallar dizisi gerektirir." (Füsun Akatlı)
ANLAŞIK

  1. [isim] Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri
    • "Yoksa anlaşık mısın onlarla? Anlaşık olmadığını nereden bileyim? Nasıl güveneyim zatına?" (Fakir Baykurt)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü