İçinde kırma olan 17 kelime var. İçerisinde KIRMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kırma olan kelimeler listesine ya da sonu kırma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KIRMACILIK
ÇIMKIRMAK, FIŞKIRMAK, HAYKIRMAK, HIÇKIRMAK, PAVKIRMAK
ÇIMKIRMA, FIŞKIRMA, HAYKIRMA, HIÇKIRMA, KIRMALIK, KIRMASIZ, PAVKIRMA
KIRMACI, KIRMALI
KIRMAK
KIRMA
Kırma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
IRMAK, KIRMA, RAKIM
4 Harfli Kelimeler
AKIM, ARIK, IRAK, KARI, MARK, RAKI
3 Harfli Kelimeler
AKI, ARI, ARK, IRA, IRK, KAM, KAR, KIR, RAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AR, IR, MA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIRMACILIK
-
-
[isim]
Kırmacının yaptığı iş
-
[isim]
Kırmacının yaptığı iş
- PAVKIRMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Tilki veya çakal ulumak
- "Tok bir çakal toprakta debelenmekte, arada ince ve bembeyaz dişleriyle aya doğru pavkırmaktaydı."
-
Ateş, alev alev yanmak
-
Alev, bir yere doğru yönelmek
-
Çok öfkelenmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Tilki veya çakal ulumak
- ÇIMKIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Kuş pislemek
- "Kuşlar da ... yemlenmedikleri zamanlarda bile kafasının tepesine konarak saçları üstüne çımkırır ya da omuzları üstünde uyur, güneşlenirlerdi."
-
[nesnesiz]
Kuş pislemek
- HIÇKIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak
-
İçini çekerek ağlamak
- "Anası köşe bucak kaçıyor, tenha bir yer buldukça hıçkırıyordu."
-
[nesnesiz]
Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak
- FIŞKIRMAK
-
-
[-den]
Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak
- "Suya en başköşeyi ayırmalarının nedeni de iyi suyun, hemen hemen memleketimizin dört bucağından fışkırmasıdır."
-
Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek
- "Kaldırım taşları arasından fışkırmış otların bütün sokağı bürüyeceği muhakkak!"
-
[mecaz]
Bir şey bir yerde bol bol görülmek
- "Ölümsüzlerden fışkıran ışık, karanlıkları bir anda dağıttı."
-
[-den]
Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak
- HAYKIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Telaş, şikâyet vb. sebeplerle yüksek sesle bağırmak
- "Çocuk haykırarak ağlamaya başlamıştı."
-
Çağırmak, seslenmek
- "Kahkahayla karışık bir sesle merdivenden aşağı haykırdım."
-
[mecaz]
Bir durum veya nitelik çok belirgin olarak görünmek
-
[nesnesiz]
Telaş, şikâyet vb. sebeplerle yüksek sesle bağırmak
- HAYKIRMA
-
-
[isim]
Haykırmak işi; haykırı, haykırış
- "Hâlsiz hâlsiz bağırdı, fazla haykırmaya nefesi yetmiyordu."
-
[isim]
Haykırmak işi; haykırı, haykırış
- ÇIMKIRMA
-
-
[isim]
Çımkırmak işi
-
[isim]
Çımkırmak işi
- KIRMASIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız pilesiz
-
[sıfat]
Bakınız pilesiz
- HIÇKIRMA
-
-
[isim]
Hıçkırmak işi
- "Elleriyle yüreğini bastırarak hıçkırmaya başladı."
-
[isim]
Hıçkırmak işi
- KIRMALIK
-
-
[isim]
Bakınız melezlik
- "Dinde de cemiyette de bu kırmalık, bu melezlik tuhaf oluyor."
-
[isim]
Bakınız melezlik
- PAVKIRMA
-
-
[isim]
Pavkırmak işi
-
[isim]
Pavkırmak işi
- FIŞKIRMA
-
-
[isim]
Fışkırmak işi
-
[gök bilimi]
Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması
-
[isim]
Fışkırmak işi
- KIRMACI
-
-
[isim]
Giysilere pile yapan kimse
-
Basılmış formaları katlayan kimse
-
[ağızlardan]
Kırılmış tahıl satıcısı
-
[ağızlardan]
Bakınız değirmenci
-
[isim]
Giysilere pile yapan kimse
- KIRMALI
-
-
[sıfat]
Bakınız pileli
- "Beyaz, kırmalı, fistolu bir gecelik giymiş, yalnız bir kızı düşünüyorum."
-
[sıfat]
Bakınız pileli
- KIRMAK
-
-
[-i]
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
- "Taşları kırmak. Bardağı kırmak."
-
İri parçalara ayırmak
-
[nesnesiz]
Belirli bir biçimde katlamak
- "Forma kırmak."
-
Öldürmek, yok olmasına neden olmak
- "Bu yıl soğuk, hayvanları kırdı."
-
Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
-
Vücut kemiklerinden birini parçalamak
- "Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın!"
-
Tahılı iri ve kaba öğütmek
-
[-e]
Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
- "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun."
-
[mecaz]
Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek; yaralamak
- "Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz."
-
[mecaz]
Yok etmek
- "Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım"
-
[mecaz]
Gücünü, etkisini azaltmak
- "Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış."
-
[argo]
Kaçmak, uzaklaşmak
-
[nesnesiz, ticaret]
Değerinden düşük fiyata almak
- "Bono kırmak. Çek kırmak."
-
[-i]
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
- KIRMA
-
-
[isim]
Kırmak işi; nakız
-
Bakınız pile
-
Kırılmış veya dövülmüş tahıl
- "Nasibi tükendi ise önüne arpa kırması doldursan, altına kuş tüyü yatak sersen yine geberip gider."
-
Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi
-
Ot bitmeyen bayır
- "Yeşerir bayırlar, çöller, kırmalar / Nakışların bugün dört yanın dağlar."
-
[sıfat]
Ortasından kırılarak doldurulan (tüfek)
- "Mustafa, kırma tüfeğe bir kurşun sürdü."
-
[sıfat, biyoloji]
Bakınız melez
- "Arap kırması bir at."
-
[sıfat, mecaz]
Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan
-
[isim]
Kırmak işi; nakız