İçinde kül olan 8 harfli 30 kelime var. İçerisinde KÜL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kül olan kelimeler listesine ya da sonu kül ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kül Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KÜL, LÜK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KÜLFETLİ
-
-
[sıfat]
Sıkıcı, zor, yorucu, özen isteyen
-
Büyük masraf gerektiren
- "Gece sokağa çıkmaktan korktuğum için değil, bizim tarafta sokağa çıkmak külfetli oluyor da ondan."
-
[sıfat]
Sıkıcı, zor, yorucu, özen isteyen
- BÜKÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Bükme işine konu olmak; bükünmek
- "Yerde kenarı bükülmüş bir seccade vardı."
-
İplik eğrilmek
-
Eğik bir duruma gelmek
-
Bakınız yönelmek
-
[nesnesiz]
Bükme işine konu olmak; bükünmek
- KÜLLEMEK
-
-
[-i]
Genellikle ateşin üzerini külle örtmek
-
[mecaz]
Bir acıyı, bir sıkıntıyı unutturmak
-
[-i]
Genellikle ateşin üzerini külle örtmek
- SİRKÜLER
-
Kelime Kökeni: Fransızca circulaire
- TEŞEKKÜL
-
Kelime Kökeni: Arapça teşekkul
- OKÜLTİZM
-
Kelime Kökeni: Fransızca occultisme
-
[isim]
Bakınız gizlicilik
-
[isim]
Bakınız gizlicilik
- DÖKÜLGEN
-
-
[sıfat]
Dökülme özelliği olan
-
[isim, bitki bilimi]
Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde daha çok şıralık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
-
[sıfat]
Dökülme özelliği olan
- ESKÜLABİ
-
Kelime Kökeni: Farsça ez + Arapça kullābī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız üstü kapalı
- "Babama yazdığın mektupta eskülabi bir cümle ile geçiştirmişsin. Demek iş yok."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız üstü kapalı
- BÜKÜLGEN
-
-
[sıfat]
Kolay eğilip bükülen
-
[dil bilgisi]
Bakınız bükümlü
-
[sıfat]
Kolay eğilip bükülen
- MAJÜSKÜL
-
Kelime Kökeni: Fransızca majuscule
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız büyük harf
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız büyük harf
- PARTİKÜL
-
Kelime Kökeni: Fransızca particule
-
[isim, fizik]
Bakınız parçacık
-
[isim, fizik]
Bakınız parçacık
- KÜLTÜREL
-
Kelime Kökeni: Fransızca culturel
-
[sıfat]
Kültüre ilişkin, kültürle ilgili; ekinsel
- "Magazin yazarları, kültürel yaşamımıza el koydular."
-
[sıfat]
Kültüre ilişkin, kültürle ilgili; ekinsel
- MİNÜSKÜL
-
Kelime Kökeni: Fransızca minuscule
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız küçük harf
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız küçük harf
- KÜLLİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça kulliyyet
-
[isim, eskimiş]
Bütünlük, tümlük
-
Çokluk, bolluk
-
[isim, eskimiş]
Bütünlük, tümlük
- SÖKÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Sökme işine konu olmak
- "Kitaplıklarım da oradan buradan sökülmüş, tahtalar sarkıyor."
-
[-i, argo]
Parayı istemeyerek vermek, harcamak
-
[nesnesiz]
Sökme işine konu olmak
- DÖKÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
- "Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda / Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda"
-
Yaprak, saç, diş, sıva bağlı bulunduğu yerden veya organdan kopup düşmek
-
Kumaş dökümlü olmak
-
Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
-
[-e]
Bir yere düşmek
- "Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik."
-
Çıkmak, ortaya konulmak
- "Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu."
-
Bir şey kaplamak, yayılmak
- "Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor."
-
[-e]
Salınmak, serbest bırakılmak
- "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı."
-
[-e, mecaz]
Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
- "Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü."
-
[mecaz]
Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
- "Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek."
-
[mecaz]
Çok yorgun, hasta olmak
- "Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler."
-
[coğrafya]
Akarsular, göl veya denize akmak
-
[nesnesiz]
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
- KÜLLİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça kulliyyāt
-
[isim]
Bir yazarın bütün eserlerini içeren dizi
- "Başlıca şair ve nasirleri tamamıyla öğrenmek için külliyat okumak merakına düştüm."
-
[isim]
Bir yazarın bütün eserlerini içeren dizi
- PÜSKÜLLÜ
-
-
[sıfat]
Püskülü olan, püskül takılmış olan
- "Bu püsküllü şapka, boyunu biraz daha uzatmış."
-
[sıfat]
Püskülü olan, püskül takılmış olan
- KÜLLİYEN
-
Kelime Kökeni: Arapça kulliyyen
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız tamamen
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız tamamen
- KÜLHANCI
-
-
[isim]
Hamam ocağını yakan kimse
-
[isim]
Hamam ocağını yakan kimse