İçinde kül olan 6 harfli 14 kelime var. İçerisinde KÜL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kül olan kelimeler listesine ya da sonu kül ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kül Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KÜL, LÜK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜRKÜLÜ
-
-
[sıfat]
Ürkü veren
-
[sıfat]
Ürkü veren
- BÜKÜLÜ
-
-
[sıfat]
Bükülmüş olan
- "Bir süre tortop, dizleri karnına bükülü, kaldı orada."
-
[sıfat]
Bükülmüş olan
- BASKÜL
-
Kelime Kökeni: Fransızca bascule
-
[isim]
Ağırlıkları tartmaya yarayan alet; kantar
-
[fizik]
İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç
-
[isim]
Ağırlıkları tartmaya yarayan alet; kantar
- OKÜLER
-
Kelime Kökeni: Fransızca oculaire
-
[isim, fizik]
Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi
- "Gözüne götürdüğü bu optik aletin okülerini iki parmağının iki zarif hareketiyle çevirerek görüş alanı içine aldığı düşmanların görüntüsünü netleştirdi."
-
[isim, fizik]
Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi
- KÜLLÜK
-
-
[isim]
Bakınız çöplük
-
Sigara külü silkelenen ve sigara söndürülen kap; tabla, kül tablası, sigara tablası
-
Banyo, kalorifer kazanıyla ve sobada küllerin döküldüğü yer veya kap
-
[isim]
Bakınız çöplük
- MÜŞKÜL
-
Kelime Kökeni: Arapça muşkil
- DÖKÜLÜ
-
-
[sıfat]
Dökülmüş
-
[sıfat]
Dökülmüş
- KEŞKÜL
-
Kelime Kökeni: Farsça keşkūl
-
[isim]
Üstüne dövülmüş fıstık ve Hindistan cevizi dökülen bir tür süt tatlısı; keşkülüfukara
-
[eskimiş]
Gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, Hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı
-
[isim]
Üstüne dövülmüş fıstık ve Hindistan cevizi dökülen bir tür süt tatlısı; keşkülüfukara
- KÜLTÜR
-
Kelime Kökeni: Fransızca culture
-
[isim]
Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü; hars, ekin
- "Harf inkılabı, Türk kültür inkılabının temelidir."
-
Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü
- "Doğrusu, teknik ve kültür her gün biraz daha ilerlemektedir."
-
Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi; irfan
- "Bir memlekette kitap kültürü ne kadar zenginse günlük konuşma da o kadar zengin olur."
-
Bireyin kazandığı bilgi
- "Tarih kültürü kuvvetli bir kişi."
-
Bakınız tarım
-
[biyoloji]
Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme
- "Mikrop cinsinden canlı bir varlığın muayyen bir ortam içinde çoğalmasına da kültür denilir."
-
[isim]
Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü; hars, ekin
- HERKÜL
-
Kelime Kökeni: (Herkül özel adından)
-
[isim]
Güçlü, kuvvetli kimse
-
[isim]
Güçlü, kuvvetli kimse
- PÜSKÜL
-
-
[isim]
Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti
- "Kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu."
-
[isim]
Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti
- KÜLÜNK
-
Kelime Kökeni: Farsça kulunk
-
[isim]
Taşları, kayaları parçalamakta kullanılan sivri kazma
- "Bir yaz sabahı, külüngün ve kazmanın sivri burunları taş odanın tepesini delmeye başladı."
-
[isim]
Taşları, kayaları parçalamakta kullanılan sivri kazma
- KÜLHAN
-
Kelime Kökeni: Farsça kulḫan
-
[isim]
Hamamları ısıtan, hamamın altında bulunan kapalı ve geniş ocak; cehennemlik
- "Evin bir ucunda bir fırın, öbür ucunda bir külhan vardı."
-
[isim]
Hamamları ısıtan, hamamın altında bulunan kapalı ve geniş ocak; cehennemlik
- KÜLFET
-
Kelime Kökeni: Arapça kulfet
-
[isim]
Herhangi bir iş yaparken yaşanan sıkıntı, zorluk
- "İşte böyle bir eser onları bu külfetten kurtarmış olur."
-
Büyük masraf
- "Beni külfete sokma, şimdi ben yokluktayım."
-
[isim]
Herhangi bir iş yaparken yaşanan sıkıntı, zorluk