İçinde kül olan 5 harfli 12 kelime var. İçerisinde KÜL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kül olan kelimeler listesine ya da sonu kül ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kül Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KÜL, LÜK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KÜLEK
-
-
[isim]
Bal, yağ, yoğurt vb. şeyler koymaya yarar tahta kova
-
[isim]
Bal, yağ, yoğurt vb. şeyler koymaya yarar tahta kova
- KÜLOT
-
Kelime Kökeni: Fransızca culotte
-
[isim]
Vücudun belden aşağısına giyilen uzun veya kısa iç çamaşırı; don (I)
-
Genellikle binicilerin giydikleri paçası dar, üst bölümü geniş pantolon
- "Adamın sırtında yakasız bir mintanı, bacaklarında da dolaksız bir külot vardı."
-
[isim]
Vücudun belden aşağısına giyilen uzun veya kısa iç çamaşırı; don (I)
- FEKÜL
-
Kelime Kökeni: Fransızca fécule
-
[isim]
Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta
-
[isim]
Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta
- ŞAKÜL
-
Kelime Kökeni: Arapça şāḳūl
-
[isim, eskimiş, fizik]
Bakınız çekül
-
[isim, eskimiş, fizik]
Bakınız çekül
- KÜLTE
-
- KÜLÇE
-
Kelime Kökeni: Farsça kulīçe
-
[isim, madencilik]
Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım; külte
- "Bilmeyenin elinde en modern aletler bir maden külçesi hâline gelir."
-
[sıfat]
Eritilerek kalıba dökülmüş olan
- "Yüzlerce yıllık gözyaşı, bir külçe altına değmez."
-
Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme; külte
- "Bu vücut, bütün azası kırılmış, birbiri üstüne yığılmış bir külçe hâlinde."
-
[isim, madencilik]
Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım; külte
- KÜLLİ
-
Kelime Kökeni: Arapça kullī
-
[sıfat, eskimiş]
Bütüne ve genele ilişkin
-
[felsefe, mantık]
Bakınız tümel
-
[sıfat, eskimiş]
Bütüne ve genele ilişkin
- ÇEKÜL
-
-
[isim, fizik]
Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç; şakul, şavul
-
[isim, fizik]
Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç; şakul, şavul
- FAKÜL
-
Kelime Kökeni: Fransızca facule
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız benek
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız benek
- KÜLLÜ
-
-
[sıfat]
İçinde veya üzerinde kül bulunan
- "Bu yunaktaki ocaklara dışları is bağlamış kocaman kazanlar kurulur, içlerinde küllü su kaynatılır, çamaşırlar ve insanlar da bu suyla yıkanırdı."
-
[sıfat]
İçinde veya üzerinde kül bulunan
- KAKÜL
-
Kelime Kökeni: Farsça kākul
-
[isim]
Alna düşen kısa kesilmiş saç; perçem
- "Kâküllerini alnına düşürmüş, yanakları al al..."
-
[isim]
Alna düşen kısa kesilmiş saç; perçem
- KÜLAH
-
Kelime Kökeni: Farsça kulāh
-
[isim]
İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap
-
[sıfat]
Bu kabın alabileceği miktarda olan
- "Dışarıda, bahçede, meydanda bekleyen mektep çocuklarına birer külah şeker dağıtıldı."
-
[eskimiş]
Yağmurdan veya soğuktan korunmak için giyilen ucu sivri başlık; börkenek
- "Bunun sırtında öbürleri gibi bir uzun cübbe, başında bir uzun külah vardı."
-
[mecaz]
Oyun, hile
-
[isim]
İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap