İçinde kül olan 5 harfli 12 kelime var. İçerisinde KÜL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kül olan kelimeler listesine ya da sonu kül ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kül Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

K L Ü

3 Harfli Kelimeler

KÜL, LÜK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KÜLEK

  1. [isim] Bal, yağ, yoğurt vb. şeyler koymaya yarar tahta kova
KÜLOT

Kelime Kökeni: Fransızca culotte

  1. [isim] Vücudun belden aşağısına giyilen uzun veya kısa iç çamaşırı; don (I)
  2. Genellikle binicilerin giydikleri paçası dar, üst bölümü geniş pantolon
    • "Adamın sırtında yakasız bir mintanı, bacaklarında da dolaksız bir külot vardı." (Haldun Taner)
FEKÜL

Kelime Kökeni: Fransızca fécule

  1. [isim] Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta
ŞAKÜL

Kelime Kökeni: Arapça şāḳūl

  1. [isim, eskimiş, fizik] Bakınız çekül
KÜLTE

  1. [isim] Bakınız külçe
  2. [jeoloji] Bakınız kayaç
KÜLÇE

Kelime Kökeni: Farsça kulīçe

  1. [isim, madencilik] Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım; külte
    • "Bilmeyenin elinde en modern aletler bir maden külçesi hâline gelir." (Mehmet Kaplan)
  2. [sıfat] Eritilerek kalıba dökülmüş olan
    • "Yüzlerce yıllık gözyaşı, bir külçe altına değmez." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme; külte
    • "Bu vücut, bütün azası kırılmış, birbiri üstüne yığılmış bir külçe hâlinde." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
KÜLLİ

Kelime Kökeni: Arapça kullī

  1. [sıfat, eskimiş] Bütüne ve genele ilişkin
  2. [felsefe, mantık] Bakınız tümel
ÇEKÜL

  1. [isim, fizik] Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç; şakul, şavul
FAKÜL

Kelime Kökeni: Fransızca facule

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız benek
KÜLLÜ

  1. [sıfat] İçinde veya üzerinde kül bulunan
    • "Bu yunaktaki ocaklara dışları is bağlamış kocaman kazanlar kurulur, içlerinde küllü su kaynatılır, çamaşırlar ve insanlar da bu suyla yıkanırdı."
KAKÜL

Kelime Kökeni: Farsça kākul

  1. [isim] Alna düşen kısa kesilmiş saç; perçem
    • "Kâküllerini alnına düşürmüş, yanakları al al..." (Attilâ İlhan)
KÜLAH

Kelime Kökeni: Farsça kulāh

  1. [isim] İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap
  2. [sıfat] Bu kabın alabileceği miktarda olan
    • "Dışarıda, bahçede, meydanda bekleyen mektep çocuklarına birer külah şeker dağıtıldı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. [eskimiş] Yağmurdan veya soğuktan korunmak için giyilen ucu sivri başlık; börkenek
    • "Bunun sırtında öbürleri gibi bir uzun cübbe, başında bir uzun külah vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [mecaz] Oyun, hile
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü