İçinde kul olan 9 harfli 22 kelime var. İçerisinde KUL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kul olan kelimeler listesine ya da sonu kul ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OKULLAŞMA

  1. [isim] Okullaşmak durumu
    • "İlimizde okullaşma oranı çok yükseldi."
KULUNLAMA

  1. [isim] Kulunlamak işi
KULAÇLAMA

  1. [isim] Kulaçlamak işi
    • "Suları hiç telaşsız ama motor gibi kulaçlamaya başladı." (Haldun Taner)
KOKULANMA

  1. [isim] Kokulanmak işi
OKULLULUK

  1. [isim] Okullu olma durumu
UYKULULUK

  1. [isim] Uykulu olma durumu
KORKULMAK

  1. [-den] Bakınız korkmak
    • "Öyle şeylerden korkulur mu?"
  2. Kaygı duyulmak
    • "Aynı zamanda burası korkulacak ve hiç değilse çekinilecek, tekin olmayan bir yer olmuştu." (Asaf Halet Çelebi)
KULAMPARA

Kelime Kökeni: Arapça ġulām + Farsça bāre

  1. [isim, kaba konuşmada] Bakınız oğlancı
    • "Kahveci hem kulampara hem de azılı bir katil olarak şöhretli biri olduğundan bu mekâna ayak basan pek olmuyordu." (İhsan Oktay Anar)
KATAKULLİ

Kelime Kökeni: Fransızca fait accompli'den

  1. [isim, argo] Yalan dolan, oyun, tuzak, düzen
    • "Dün geceki arkadaşın tahmini gibi meçhul adam geldi, kız onu birkaç katakulli ile kandırdı." (Aka Gündüz)
ŞAKULLEME

  1. [isim] Şakullemek işi
KULLANMAK

  1. [-i] Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak
    • "Parmaklarının arasındaki mendili eskiyinceye kadar kullandığın hiç oldu mu?" (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak
    • "Siz analarımızı nasıl esir gibi kullandınızsa biz de sizi öyle kullanacağız." (Halide Edip Adıvar)
  3. İşletmek, değerlendirmek
    • "Parasını ticarette kullanmak."
  4. [nesnesiz] Giymek, takmak
    • "Hiç yağmurluk kullanmazdı."
  5. [nesnesiz] Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek
  6. [nesnesiz] Kelimeyi yazmak, söylemek
    • "Lakırtılarında çok kere çifter çifter kelimeler kullanırdı ki bunlar bazen manayı değiştirir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  7. Harcamak, sarf etmek
    • "Sattıkları küpenin parasını çok idareli kullanıyorlardı." (Peyami Safa)
  8. Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek
    • "Hâlbuki onlar, işte bu saflığı istismar ediyorlar. Bütün düşünceleri seni kullanmak, o kadar!" (Attilâ İlhan)
  9. Araç veya aleti işletmek, yönetmek
    • "Nitekim çocuklarımın bile kullandıkları hesap makineleri, bunların küçük modelleridir." (Burhan Felek)
  10. [mecaz] Bir şeyin gereklerini yerine getirmek
KARAKULAK

  1. [isim, hayvan bilimi] Kedigillerden, genellikle kahverengi olup üzerinde gri veya beyaz benekler bulunan, kulaklarının ucu püskül şeklinde tüylü, vahşi bir hayvan (Caracal)
AYIKULAĞI

  1. [isim, bitki bilimi] Çuha çiçeğigillerden, çok yıllık, boyu 20 cm, eni 25 cm’ye kadar büyüyebilen, değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, çok yıllık bir süs bitkisi (Primula auricula)
KULAKTOZU

  1. [isim] Kulağın arkasındaki çukur bölüm, kulağın kökü
KABAKULAK

  1. [isim, tıp] Tükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, salgın ve ateşli bir hastalık; kabaşiş, yazma (I)
BURKULMAK

  1. [nesnesiz] Burkma işine konu olmak
    • "Kadınlar korktular, ayaklarında mutfak takunyaları burkularak bahçeye koştular." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Kol, parmak veya bilek zorlama sonucunda incinmek
  3. [mecaz] Üzüntü duymak
    • "Birinin hiç tanımadığım çocuğunun, bir gencin öldüğünü söylediler mi, içim burkulur." (Nurullah Ataç)
UTKULULUK

  1. [isim] Bakınız muzafferlik
CANKULAĞI

  1. [isim, mecaz] Bakınız sırdaş
    • "Derdimizi dökecek bir dert ortağı, şikâyetimizi dinleyecek bir cankulağı bulunsun." (Abdülhak Şinasi Hisar)
KULLANICI

  1. [sıfat] Bir şeyden belli bir amaçla yararlanan (kimse)
KULLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Kul durumuna gelmek
    • "Abullabut arkadaş … kullaşmıştı, goygoyculuk yapıyordu, üst mercilere kendisince yaranıyordu, bir tek güvercin taklası atmamıştı."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü