İçinde kul olan 9 harfli 22 kelime var. İçerisinde KUL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kul olan kelimeler listesine ya da sonu kul ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OKULLAŞMA
-
-
[isim]
Okullaşmak durumu
- "İlimizde okullaşma oranı çok yükseldi."
-
[isim]
Okullaşmak durumu
- KULUNLAMA
-
-
[isim]
Kulunlamak işi
-
[isim]
Kulunlamak işi
- KULAÇLAMA
-
-
[isim]
Kulaçlamak işi
- "Suları hiç telaşsız ama motor gibi kulaçlamaya başladı."
-
[isim]
Kulaçlamak işi
- KOKULANMA
-
-
[isim]
Kokulanmak işi
-
[isim]
Kokulanmak işi
- OKULLULUK
-
-
[isim]
Okullu olma durumu
-
[isim]
Okullu olma durumu
- UYKULULUK
-
-
[isim]
Uykulu olma durumu
-
[isim]
Uykulu olma durumu
- KORKULMAK
-
-
[-den]
Bakınız korkmak
- "Öyle şeylerden korkulur mu?"
-
Kaygı duyulmak
- "Aynı zamanda burası korkulacak ve hiç değilse çekinilecek, tekin olmayan bir yer olmuştu."
-
[-den]
Bakınız korkmak
- KULAMPARA
-
Kelime Kökeni: Arapça ġulām + Farsça bāre
-
[isim, kaba konuşmada]
Bakınız oğlancı
- "Kahveci hem kulampara hem de azılı bir katil olarak şöhretli biri olduğundan bu mekâna ayak basan pek olmuyordu."
-
[isim, kaba konuşmada]
Bakınız oğlancı
- KATAKULLİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca fait accompli'den
-
[isim, argo]
Yalan dolan, oyun, tuzak, düzen
- "Dün geceki arkadaşın tahmini gibi meçhul adam geldi, kız onu birkaç katakulli ile kandırdı."
-
[isim, argo]
Yalan dolan, oyun, tuzak, düzen
- ŞAKULLEME
-
-
[isim]
Şakullemek işi
-
[isim]
Şakullemek işi
- KULLANMAK
-
-
[-i]
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak
- "Parmaklarının arasındaki mendili eskiyinceye kadar kullandığın hiç oldu mu?"
-
Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak
- "Siz analarımızı nasıl esir gibi kullandınızsa biz de sizi öyle kullanacağız."
-
İşletmek, değerlendirmek
- "Parasını ticarette kullanmak."
-
[nesnesiz]
Giymek, takmak
- "Hiç yağmurluk kullanmazdı."
-
[nesnesiz]
Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek
-
[nesnesiz]
Kelimeyi yazmak, söylemek
- "Lakırtılarında çok kere çifter çifter kelimeler kullanırdı ki bunlar bazen manayı değiştirir."
-
Harcamak, sarf etmek
- "Sattıkları küpenin parasını çok idareli kullanıyorlardı."
-
Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek
- "Hâlbuki onlar, işte bu saflığı istismar ediyorlar. Bütün düşünceleri seni kullanmak, o kadar!"
-
Araç veya aleti işletmek, yönetmek
- "Nitekim çocuklarımın bile kullandıkları hesap makineleri, bunların küçük modelleridir."
-
[mecaz]
Bir şeyin gereklerini yerine getirmek
-
[-i]
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak
- KARAKULAK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kedigillerden, genellikle kahverengi olup üzerinde gri veya beyaz benekler bulunan, kulaklarının ucu püskül şeklinde tüylü, vahşi bir hayvan (Caracal)
-
[isim, hayvan bilimi]
Kedigillerden, genellikle kahverengi olup üzerinde gri veya beyaz benekler bulunan, kulaklarının ucu püskül şeklinde tüylü, vahşi bir hayvan (Caracal)
- AYIKULAĞI
-
-
[isim, bitki bilimi]
Çuha çiçeğigillerden, çok yıllık, boyu 20 cm, eni 25 cm’ye kadar büyüyebilen, değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, çok yıllık bir süs bitkisi (Primula auricula)
-
[isim, bitki bilimi]
Çuha çiçeğigillerden, çok yıllık, boyu 20 cm, eni 25 cm’ye kadar büyüyebilen, değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, çok yıllık bir süs bitkisi (Primula auricula)
- KULAKTOZU
-
-
[isim]
Kulağın arkasındaki çukur bölüm, kulağın kökü
-
[isim]
Kulağın arkasındaki çukur bölüm, kulağın kökü
- KABAKULAK
-
-
[isim, tıp]
Tükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, salgın ve ateşli bir hastalık; kabaşiş, yazma (I)
-
[isim, tıp]
Tükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, salgın ve ateşli bir hastalık; kabaşiş, yazma (I)
- BURKULMAK
-
-
[nesnesiz]
Burkma işine konu olmak
- "Kadınlar korktular, ayaklarında mutfak takunyaları burkularak bahçeye koştular."
-
Kol, parmak veya bilek zorlama sonucunda incinmek
-
[mecaz]
Üzüntü duymak
- "Birinin hiç tanımadığım çocuğunun, bir gencin öldüğünü söylediler mi, içim burkulur."
-
[nesnesiz]
Burkma işine konu olmak
- UTKULULUK
-
-
[isim]
Bakınız muzafferlik
-
[isim]
Bakınız muzafferlik
- CANKULAĞI
-
-
[isim, mecaz]
Bakınız sırdaş
- "Derdimizi dökecek bir dert ortağı, şikâyetimizi dinleyecek bir cankulağı bulunsun."
-
[isim, mecaz]
Bakınız sırdaş
- KULLANICI
-
-
[sıfat]
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanan (kimse)
-
[sıfat]
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanan (kimse)
- KULLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Kul durumuna gelmek
- "Abullabut arkadaş … kullaşmıştı, goygoyculuk yapıyordu, üst mercilere kendisince yaranıyordu, bir tek güvercin taklası atmamıştı."
-
[nesnesiz]
Kul durumuna gelmek