İçinde kul olan 8 harfli 26 kelime var. İçerisinde KUL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kul olan kelimeler listesine ya da Sonu kul ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KULAKÇIK
-
-
[isim]
Kalbin üst bölümünde bulunan ve sağdaki ana toplardamarlardan, soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı
-
[isim]
Kalbin üst bölümünde bulunan ve sağdaki ana toplardamarlardan, soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı
- KULLANIŞ
-
-
[isim]
Kullanma işi veya biçimi
-
[isim]
Kullanma işi veya biçimi
- KORKULUK
-
-
[isim]
Tarla, bağ ve bahçelerde kuşların zarar vermesini önlemek için konulan, insana benzer kukla
-
Düşme tehlikesi olan yerlere çekilen duvar veya parmaklık
- "Eskiden köprünün güney kıyısında demir parmaklıklı bir korkuluk vardı." (Necati Cumalı)
-
Bostan korkuluğu
-
Küpeşte
-
[isim]
Tarla, bağ ve bahçelerde kuşların zarar vermesini önlemek için konulan, insana benzer kukla
- KAPIKULE
-
-
[isim]
Eski kale ve saraylarda iki yanında korunma kuleleri bulunan anıtsal kapı
-
[isim]
Eski kale ve saraylarda iki yanında korunma kuleleri bulunan anıtsal kapı
- KULLUKÇU
-
-
[isim]
Kullukta görevli yeniçeri
-
[isim]
Kullukta görevli yeniçeri
- KULAKLIK
-
-
[isim]
Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf
-
Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç
-
Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç
-
[isim]
Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf
- KULLAŞMA
-
-
[isim]
Kullaşmak işi veya durumu
-
[isim]
Kullaşmak işi veya durumu
- BURKULUŞ
- ...
- KAKULELİ
-
-
[sıfat]
İçine kakule katılmış
- "Kahveye yerleşip kakuleli fincanları höpürdetmeye başlayınca..." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
İçine kakule katılmış
- KULUNLUK
-
-
[isim]
Kısrak, eşek vb. hayvanlarda döl yatağı
-
[isim]
Kısrak, eşek vb. hayvanlarda döl yatağı
- SOKULGAN
-
-
[sıfat]
Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren
- "Kaçırmaktan korkar gibi pek hafif adımlar, pek sokulgan nazarlarla ona doğru yürüdü." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren
- KORKULMA
-
-
[isim]
Korkulmak işi
-
[isim]
Korkulmak işi
- ANAOKULU
-
-
[isim]
Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi
-
[isim]
Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi
- KULAKSIZ
-
-
[sıfat]
Kulak kepçesi olmayan
-
[sıfat]
Kulak kepçesi olmayan
- MAKULLÜK
- ...
- KULAKTAN
-
-
[zarf]
Sadece duyarak, dinleyerek
- "Fırat sultan bu okçu şehzadeye kulaktan âşık olmuş." (Refik Halit Karay)
-
[zarf]
Sadece duyarak, dinleyerek
- ORTAOKUL
-
-
[isim]
Öğrencileri genel eğitim yoluyla bir yandan hayata, bir yandan da liseye hazırlayan, genellikle üç yıllık ortaöğretim okulu
-
[isim]
Öğrencileri genel eğitim yoluyla bir yandan hayata, bir yandan da liseye hazırlayan, genellikle üç yıllık ortaöğretim okulu
- KUKULETA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Yağmur, soğuk vb. dış etkilere karşı başa geçirilen, giysiye dikili veya ayrı olarak kullanılan başlık
-
[isim]
Yağmur, soğuk vb. dış etkilere karşı başa geçirilen, giysiye dikili veya ayrı olarak kullanılan başlık
- SAKULETA
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Silindir biçiminde bir demirin içine çivi, cıvata vb. maddelerin doldurulması ile yapılan bir tür mermi
-
[isim]
Silindir biçiminde bir demirin içine çivi, cıvata vb. maddelerin doldurulması ile yapılan bir tür mermi
- SOKULMAK
-
-
[nsz]
Sokma işine konu olmak
-
Girmek
- "Yorganın altına sokulmak."
-
Yanaşmak, yaklaşmak
- "Bazen de dayanamaz, yanına sokulur, saçlarını okşardı." (Tarık Buğra)
-
[nsz]
Sokma işine konu olmak