İçinde kin olan 6 harfli 30 kelime var. İçerisinde KİN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kin olan kelimeler listesine ya da sonu kin ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kin Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

K N İ

3 Harfli Kelimeler

KİN

2 Harfli Kelimeler

İN, Kİ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TEMKİN

Kelime Kökeni: Arapça temkīn

  1. [isim] Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma
    • "Bütün temkin ve vakarını kaybedip konuşanlara sokuldu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
SMOKİN

Kelime Kökeni: Fransızca smoking

  1. [isim] Erkeklerin özel günlerde giydiği önü açık, ceketi genellikle ipek yakalı takım giysi
    • "Köylerinde akşamları smokin giyen İngiliz Yahudisi muhtarlık eder." (Falih Rıfkı Atay)
TEPKİN

  1. [sıfat] Tepkime özelliği olan, tepkiyen
DİKİNE

  1. [zarf] Dikey olarak; diklemesine
    • "Alnı da bir enlemesine, bir dikine kırış kırış oluyordu." (Tarık Buğra)
  2. [mecaz] İnat olsun diye
    • "Karadut gözlerden biri uykuda, biri dikine bakıyor; anlamsız." (Nezihe Meriç)
İKİNCİ

  1. [sıfat] İki sayısının sıra sıfatı
  2. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen
    • "En fazla leylak ağaçlarını seviyordum, hele biri boyuma yakın olanı, âdeta ikinci odamdı." (Emine Işınsu)
  3. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen
    • "Evde pişirip yedikleri çikolatanın kalitesi ikinci idi." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [mecaz] Yeni, bir başka
  5. [isim] Birinciden sonra gelen kimse veya nesne
    • "Yeni ilişkisinden son derece hoşnut ve ilk bebeğine veremediği tüm sevgiyi ikincisine vermekte kararlıydı." (Elif Şafak)
İKİNDİ

  1. [isim] İnsanın gölgesinin iki katına çıktığı andan güneşin batışına kadar geçen zaman dilimi
    • "Akdeniz'in, ikindi güneşiyle kamaşmış büyük mavi meydanına başımı çevirerek gözlerimi çocuklara göstermeden ağladım." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. [din bilimi] Bakınız ikindi ezanı
  3. [din bilimi] Bakınız ikindi namazı
    • "İkindiyi kıldım."
BİTKİN

  1. [sıfat] Gücü tükenmiş olan, çok yorgun; aygın baygın, bitap
    • "Bitkin ve tükenik hâliyle cevaplar veriyordu." (Gürbüz Sazak)
EKİNTİ

  1. [isim, ağızlardan] Ekilen şey
MAKİNE

Kelime Kökeni: İtalyanca macchina

  1. [isim, teknik] Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü
    • "Tıraş makineleri ile usturalar çekmecelerde dururdu." (Necati Cumalı)
  2. Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması
    • "Saatin makinesi. Gramofonun makinesi."
  3. [ağızlardan] Araba, otomobil
KİNSİZ

  1. [sıfat] Kini olmayan, kin taşımayan
    • "Bütün arzum, bu kinsiz, gurursuz, sade ve sakin mahlukların içinde yaşamaktan ibaretti." (Reşat Nuri Güntekin)
MAKİNA

Kelime Kökeni: İtalyanca macchina

  1. [isim] Bakınız makine
TELKİN

Kelime Kökeni: Arapça telḳīn

  1. [isim] Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama
    • "Bu telkin günlerce, haftalarca devam etti." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [din bilimi] Bakınız talkın
  3. [ruh bilimi] Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla, kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi
    • "İçinden gelen gizli bir telkin altında hareket ediyordu." (Peyami Safa)
MİSKİN

Kelime Kökeni: Arapça miskīn

  1. [sıfat] Çok uyuşuk olan (kimse)
    • "Hayran olduğum adamı miskin bir mektep çocuğu gibi yaka paça alıp götürdü." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen (kimse)
  3. Cüzzam hastalığına tutulmuş olan (kimse)
  4. [eskimiş] Âciz, zavallı olan
    • "Âşık olan miskin olur / Hak yoluna teslim olur" (Yunus Emre)
KİNİZM

Kelime Kökeni: Fransızca cynisme

  1. [isim, felsefe] Bakınız sinizm
YETKİN

  1. [sıfat] Bakınız olgun
    • "Bizim ülkemizde böyledir: Yetkin çalışmalar görmezden gelinir." (Selim İleri)
KESKİN

  1. [sıfat] Çok kesici, iyi kesen
    • "Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [mecaz] Tiz olan
    • "Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses." (Peyami Safa)
  3. [mecaz] Kırıcı, incitici olan
    • "En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş." (Haldun Taner)
  4. [mecaz] Etkili, sert olan
    • "Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor." (Esat Mahmut Karakurt)
  5. [mecaz] Bakınız kıvrak
    • "Bu çeneyle atbaşı giden keskin bir zekâsı var." (Cahit Sıtkı Tarancı)
  6. [mecaz] Bakınız hassas
  7. [mecaz] Dikkatli olan
  8. [zarf, mecaz] Yoğun bir biçimde
  9. [argo] Bakınız zampara
  10. İşini iyi yapan
    • "Gözcüm tepenin üstüne varınca, karşımızdaki sırttan bir keskin nişancı ateşi ile vuruldu." (Turhan Seçer)
TERKİN

Kelime Kökeni: Arapça terḳīn

  1. [isim, eskimiş] Yazılmış bir şeyi çizerek silme
ÇİSKİN

  1. [isim] Çiseleyen yağmur
  2. [sıfat] Çiseleyen yağmurdan hafifçe ıslanmış
    • "Karanlığın içinde bir yapı. İnildi bir kere. Çiskin, nemli hava." (Ayşegül Ural)
EKİNLİ

  1. [sıfat] Ekini olan
TESKİN

Kelime Kökeni: Arapça teskīn

  1. [isim] Acı, öfke, heyecan vb. duyguları yatıştırma, dindirmeye çalışma
    • "Ev sahibi erkek beni, kadın da onu teskine uğraşıyordu." (Burhan Felek)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü