İçinde kin olan 6 harfli 30 kelime var. İçerisinde KİN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kin olan kelimeler listesine ya da sonu kin ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kin Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KİN
2 Harfli Kelimeler
İN, Kİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEMKİN
-
Kelime Kökeni: Arapça temkīn
-
[isim]
Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma
- "Bütün temkin ve vakarını kaybedip konuşanlara sokuldu."
-
[isim]
Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma
- SMOKİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca smoking
-
[isim]
Erkeklerin özel günlerde giydiği önü açık, ceketi genellikle ipek yakalı takım giysi
- "Köylerinde akşamları smokin giyen İngiliz Yahudisi muhtarlık eder."
-
[isim]
Erkeklerin özel günlerde giydiği önü açık, ceketi genellikle ipek yakalı takım giysi
- TEPKİN
-
-
[sıfat]
Tepkime özelliği olan, tepkiyen
-
[sıfat]
Tepkime özelliği olan, tepkiyen
- DİKİNE
-
-
[zarf]
Dikey olarak; diklemesine
- "Alnı da bir enlemesine, bir dikine kırış kırış oluyordu."
-
[mecaz]
İnat olsun diye
- "Karadut gözlerden biri uykuda, biri dikine bakıyor; anlamsız."
-
[zarf]
Dikey olarak; diklemesine
- İKİNCİ
-
-
[sıfat]
İki sayısının sıra sıfatı
-
Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen
- "En fazla leylak ağaçlarını seviyordum, hele biri boyuma yakın olanı, âdeta ikinci odamdı."
-
Değer ve kalitece birinciden sonra gelen
- "Evde pişirip yedikleri çikolatanın kalitesi ikinci idi."
-
[mecaz]
Yeni, bir başka
-
[isim]
Birinciden sonra gelen kimse veya nesne
- "Yeni ilişkisinden son derece hoşnut ve ilk bebeğine veremediği tüm sevgiyi ikincisine vermekte kararlıydı."
-
[sıfat]
İki sayısının sıra sıfatı
- İKİNDİ
-
-
[isim]
İnsanın gölgesinin iki katına çıktığı andan güneşin batışına kadar geçen zaman dilimi
- "Akdeniz'in, ikindi güneşiyle kamaşmış büyük mavi meydanına başımı çevirerek gözlerimi çocuklara göstermeden ağladım."
-
[din bilimi]
Bakınız ikindi ezanı
-
[din bilimi]
Bakınız ikindi namazı
- "İkindiyi kıldım."
-
[isim]
İnsanın gölgesinin iki katına çıktığı andan güneşin batışına kadar geçen zaman dilimi
- BİTKİN
-
-
[sıfat]
Gücü tükenmiş olan, çok yorgun; aygın baygın, bitap
- "Bitkin ve tükenik hâliyle cevaplar veriyordu."
-
[sıfat]
Gücü tükenmiş olan, çok yorgun; aygın baygın, bitap
- EKİNTİ
-
-
[isim, ağızlardan]
Ekilen şey
-
[isim, ağızlardan]
Ekilen şey
- MAKİNE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca macchina
-
[isim, teknik]
Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü
- "Tıraş makineleri ile usturalar çekmecelerde dururdu."
-
Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması
- "Saatin makinesi. Gramofonun makinesi."
-
[ağızlardan]
Araba, otomobil
-
[isim, teknik]
Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü
- KİNSİZ
-
-
[sıfat]
Kini olmayan, kin taşımayan
- "Bütün arzum, bu kinsiz, gurursuz, sade ve sakin mahlukların içinde yaşamaktan ibaretti."
-
[sıfat]
Kini olmayan, kin taşımayan
- MAKİNA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca macchina
-
[isim]
Bakınız makine
-
[isim]
Bakınız makine
- TELKİN
-
Kelime Kökeni: Arapça telḳīn
-
[isim]
Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama
- "Bu telkin günlerce, haftalarca devam etti."
-
[din bilimi]
Bakınız talkın
-
[ruh bilimi]
Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla, kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi
- "İçinden gelen gizli bir telkin altında hareket ediyordu."
-
[isim]
Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama
- MİSKİN
-
Kelime Kökeni: Arapça miskīn
-
[sıfat]
Çok uyuşuk olan (kimse)
- "Hayran olduğum adamı miskin bir mektep çocuğu gibi yaka paça alıp götürdü."
-
Hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen (kimse)
-
Cüzzam hastalığına tutulmuş olan (kimse)
-
[eskimiş]
Âciz, zavallı olan
- "Âşık olan miskin olur / Hak yoluna teslim olur"
-
[sıfat]
Çok uyuşuk olan (kimse)
- KİNİZM
-
Kelime Kökeni: Fransızca cynisme
-
[isim, felsefe]
Bakınız sinizm
-
[isim, felsefe]
Bakınız sinizm
- YETKİN
-
-
[sıfat]
Bakınız olgun
- "Bizim ülkemizde böyledir: Yetkin çalışmalar görmezden gelinir."
-
[sıfat]
Bakınız olgun
- KESKİN
-
-
[sıfat]
Çok kesici, iyi kesen
- "Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı."
-
[mecaz]
Tiz olan
- "Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses."
-
[mecaz]
Kırıcı, incitici olan
- "En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş."
-
[mecaz]
Etkili, sert olan
- "Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor."
-
[mecaz]
Bakınız kıvrak
- "Bu çeneyle atbaşı giden keskin bir zekâsı var."
-
[mecaz]
Bakınız hassas
-
[mecaz]
Dikkatli olan
-
[zarf, mecaz]
Yoğun bir biçimde
-
[argo]
Bakınız zampara
-
İşini iyi yapan
- "Gözcüm tepenin üstüne varınca, karşımızdaki sırttan bir keskin nişancı ateşi ile vuruldu."
-
[sıfat]
Çok kesici, iyi kesen
- TERKİN
-
Kelime Kökeni: Arapça terḳīn
-
[isim, eskimiş]
Yazılmış bir şeyi çizerek silme
-
[isim, eskimiş]
Yazılmış bir şeyi çizerek silme
- ÇİSKİN
-
-
[isim]
Çiseleyen yağmur
-
[sıfat]
Çiseleyen yağmurdan hafifçe ıslanmış
- "Karanlığın içinde bir yapı. İnildi bir kere. Çiskin, nemli hava."
-
[isim]
Çiseleyen yağmur
- EKİNLİ
-
-
[sıfat]
Ekini olan
-
[sıfat]
Ekini olan
- TESKİN
-
Kelime Kökeni: Arapça teskīn
-
[isim]
Acı, öfke, heyecan vb. duyguları yatıştırma, dindirmeye çalışma
- "Ev sahibi erkek beni, kadın da onu teskine uğraşıyordu."
-
[isim]
Acı, öfke, heyecan vb. duyguları yatıştırma, dindirmeye çalışma