İçinde kaça olan 15 kelime var. İçerisinde KAÇA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kaça olan kelimeler listesine ya da sonu kaça ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

KAÇARCASINA, KULAĞAKAÇAN

10 Harfli Kelimeler

KAÇABİLMEK, KAÇAKÇILIK

9 Harfli Kelimeler

KAÇABİLME, KAÇAMAKLI, KARAKAÇAN

8 Harfli Kelimeler

KAÇAKLIK

7 Harfli Kelimeler

KAÇAKAÇ, KAÇAKÇI, KAÇAMAK

6 Harfli Kelimeler

ISKAÇA

5 Harfli Kelimeler

KAÇAK, KAÇAR

4 Harfli Kelimeler

KAÇA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kaça Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A K Ç

4 Harfli Kelimeler

AKAÇ, AKÇA, KAÇA

3 Harfli Kelimeler

AKA, ÇAK, KAÇ

2 Harfli Kelimeler

AÇ, AK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KULAĞAKAÇAN

  1. [isim, hayvan bilimi] Düz kanatlılardan, karnında çatal biçiminde iki uzantı bulunan, gece ortaya çıkıp çok iyi uçan, meyve ve sebzelere zarar veren otçul bir böcek (Forficula auricularia)
KAÇARCASINA

  1. [zarf] Kaçar gibi
    • "Kapıyı açtı, çıktı, merdivenleri kaçarcasına indi." (İnci Aral)
KAÇABİLMEK

  1. [nesnesiz, -den] Kaçma ihtimali bulunmak
    • "Yere kazılan derin hendeklerden ve sıçan yollarından kaçabilirlerdi." (İhsan Oktay Anar)
  2. Kaçmaya gücü yetmek
KAÇAKÇILIK

  1. [isim] Bir devletin yasalarına karşı gelerek yapılan ticaret
    • "Kaçakçılık ediyormuş, çok para vurmuş." (Refik Halit Karay)
  2. Kaçakçının yaptığı iş
  3. Gizli olarak, sezdirmeden kaçırma işi
    • "Ben böyle gözlere görülmeden yapılan kaçakçılıktan korkarım." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
KARAKAÇAN

  1. [isim] Bakınız eşek
    • "Karakaçanları, sürüleriyle dağ dağ dolaşan göçebe çobanlarıdır." (Ahmet Haşim)
KAÇAMAKLI

  1. [sıfat] Kesin olmayan, yargı bildirmeyen ve her iki tarafa da çekilebilen (söz, cevap, davranış)
    • "Maksada hep kaçamaklı yollardan ulaşmak istemişlerdir." (Refik Halit Karay)
KAÇABİLME

  1. [isim] Kaçabilmek işi
KAÇAKLIK

  1. [isim] Kaçak olma durumu
    • "Hatırlarda edepsizliği, düşman karşısındaki kaçaklığı kalmıştı." (Yahya Kemal Beyatlı)
KAÇAKAÇ

  1. [isim] İki kişinin karşılıklı olarak gizlice sayı yazıp tahmin etmesine dayanan bir oyun
    • "Çalışma saati gelene kadar, kimi bir köşede amiralbattı, kimi kaçakaç oynar, kimi incelemede karşılaştığı sorunu arkadaşları arasında tartışır, kimi fıkra anlatır." (Erhan Bener)
KAÇAKÇI

  1. [isim] Yasalara karşı gelerek bir yere mal sokan, bir yerden mal kaçıran veya bir yerde satan kimse
    • "Kaçakçılarla, gümrük ayrıcalıklarıyla uğraşır, sayfalar dolusu raporlar yazar." (Necati Cumalı)
KAÇAMAK

  1. [isim] Hoş görülmeyen bir şeyi ara sıra yapma
    • "İnan bana, erkeğin elinde armağanla gelmesi, kaçamağını bağışlatmak içindir." (Ayşe Kulin)
  2. Bir şeyi belli etmeden, gizlice yapmaya çalışma
    • "Bununla beraber çok üzüntü içinde olduğunu da kaçamakla bana bakan gözlerinden anlıyordum." (Aka Gündüz)
  3. Bir şeyden kaçınma yolu
    • "Bir kaçamak noktası bularak..."
  4. Kaçacak yer, özellikle çobanların sürüyü barındırmak, saklamak için yaptıkları yer
  5. [sıfat] Başkalarına belli etmeden, gizlice yapılan
    • "Yatak odasında üzerindekileri çıkarırken boy aynasına kaçamak bir bakış fırlattı." (Elif Şafak)
ISKAÇA

Kelime Kökeni: İtalyanca scazza

  1. [isim, denizcilik] Yelkenli gemilerde direklerin alt uçlarının içine oturtulduğu yuva
KAÇAR

  1. [sıfat] Kaç soru sıfatının üleştirme biçimi
    • "Bu evler kaçar odalı?"
    • "Her birinden kaçar tane aldınız?"
KAÇAK

  1. [isim] Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı; kaçıntı
  2. Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde
    • "Hâlbuki buraları ve hususuyla Anadolu’yu, kaçaktan mümkün mertebe muhafaza için bundan başka çare yoktur." (Mithat Cemal Kuntay)
  3. Av sırasında vurulamayan kuş
    • "Malum a, kaçak diye avcının tüfeğinden kurtulmuş kuşlara denir." (Sermet Muhtar Alus)
  4. [sıfat] Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan
    • "Vapurda bir de kaçak Rus ailesi var." (Aka Gündüz)
  5. [sıfat] Yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan
    • "Kaçak kat."
  6. [sıfat] Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan
    • "Kaçak olarak gelmiş Amerikan, Japon, hatta Kızıl Çin eşyalarını satanlar açıkça bunların kaçak mal olduklarını bağırarak alıcı çekiyorlardı." (Aziz Nesin)
  7. [zarf] Yasalara, kurallara uymayarak gizli bir biçimde
    • "Bütün harp müddetince babası ile İsviçre'de kaçak yaşadı." (Aka Gündüz)
KAÇA

  1. [zarf] Ne kadar bir para karşılığında
    • "Kim bilir, bu zafer gecesi ona kaça mal oldu!" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü