İçinde inmek olan 8 harfli 22 kelime var. İçerisinde İNMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında inmek olan kelimeler listesine ya da sonu inmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İnmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K M N İ
5 Harfli Kelimeler
İNMEK
4 Harfli Kelimeler
EKİM, EKİN, EMİK, EMİN, ENİK, İNEK, İNME, MENİ, MİNE, MİNK
3 Harfli Kelimeler
KEM, KİM, KİN, MEN, NEM, NİM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, EN, İM, İN, KE, Kİ, ME, Mİ, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GEZİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek; dolaşmak
- "Başı bir düşünceyle ağırlaşmış gibi öne düşük, elleri cebinde, geziniyordu."
-
Belirli bir çevre içinde gezip durmak; gezelemek
- "Bir akşam rıhtım boyunda geziniyordum."
-
[müzik]
Özellikle doğaçlama yapılan müzikte, ezgiyi belli bir makam anlayışı içinde değişik perdeler üzerinde çalmak; dolaşmak
-
[nesnesiz]
Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek; dolaşmak
- BİLİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Bilme işine konu olmak, anlaşılmak, öğrenilmek
- "Bir haftadır civarda dolaştığı biliniyor, yakalanamıyordu."
-
[nesnesiz]
Bilme işine konu olmak, anlaşılmak, öğrenilmek
- SEVİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Sevinç duymak
- "Babama, bana bir yazı makinesi aldığı için ne kadar sevindiğimi bile gösteremedim."
-
[nesnesiz]
Sevinç duymak
- YETİNMEK
-
-
[-le]
Edindiği bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek; kanıklanmak, kanaat etmek, iktifa etmek
- "İki taraf, herhangi bir önemli meseleye dokunulacağı zaman, muhalefet şerhleriyle yetiniyorlardı."
-
Yaptığı bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğunu yapmaya gerek görmemek; kanmak
-
[-le]
Edindiği bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek; kanıklanmak, kanaat etmek, iktifa etmek
- DEVİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Vücudu oynatmak veya kıpırdatmak; hareket etmek
-
[fizik]
Bir cismin bir noktaya göre yeri veya durumu değişmek; hareket etmek
-
[nesnesiz]
Vücudu oynatmak veya kıpırdatmak; hareket etmek
- YERİNMEK
-
-
[-e]
Bakınız üzülmek
- "Kaybettiğini bulamadım diye yerinme."
-
Pişman olmak
-
[-e]
Bakınız üzülmek
- KESİNMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kesme işi yapılmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Kesme işi yapılmak
- DİDİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak
- "Size de tiyatronuza da biraz yararlı olabilmek için didiniyorum, parçalanıyorum."
-
[nesnesiz]
Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak
- ÇEKİNMEK
-
-
[-den]
Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak
- "Karşı karşıya oturup yalnız kaldığımız zaman göz göze gelmekten çekindiğini de hissettim."
-
[nesnesiz]
Bir şey sürünmek
- "Sürmeler çekinmiş bir kadın."
-
[-den]
Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak
- GELİNMEK
-
-
[-e, -den]
Gelme işi yapılmak
-
[-e, -den]
Gelme işi yapılmak
- GEÇİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Yaşamak için gerekeni sağlamak
- "Avla geçinen bir kabile, bu gıdaları tesadüfe borçlu olduğuna inanabilir."
-
[-le]
Uzlaşmak, anlaşmak
- "Aman çocuklar, birbirinizle iyi geçinin."
-
[mecaz]
Bakınız taslamak
- "Şiir güç ya, şair olmak, şair geçinmek o kadar değil."
-
[-den, mecaz]
Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak
- "Hamza hem fabrikada çalışır hem de müdürün yaşlıca karısından geçinir."
-
[nesnesiz]
Yaşamak için gerekeni sağlamak
- DELİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Delme işi yapılmak
- "Kızın kulağı delindi."
-
Bir şeyde delik oluşmak
- "Biz burada hepimiz karaciğerimiz delinerek ölmeye mahkûmuz."
-
[mecaz]
Kurala uyulmamak, aykırı davranılmak
- "Yöneticinin koyduğu yasaklar delindi."
-
[nesnesiz]
Delme işi yapılmak
- YEKİNMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Davranmak, olduğu yerden fırlamak, ayağa kalkmak, kalkmak için hareket etmek, kımıldamak
- "Nihayet içlerinden biri yekindi, okumakta devam etti, ötekiler sustular."
-
[mecaz]
Gereğinden fazla gayret sarf etmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Davranmak, olduğu yerden fırlamak, ayağa kalkmak, kalkmak için hareket etmek, kımıldamak
- İNCİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Çarpma, sıkışma, burkulma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek
- "İncinir düz caddede, dağda gezen ayaklar."
-
[-den, mecaz]
Birinin herhangi bir sözü veya davranışı yüzünden üzüntü duymak, gücenmek, kırılmak
-
[nesnesiz]
Çarpma, sıkışma, burkulma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek
- SİLİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Silme işine konu olmak
-
Kendi kendini silmek
-
[mecaz]
Birden yok olmak, gözden kaybolmak
- "Nina'nın dudaklarındaki ferah, tatlı tebessüm silinmiştir."
-
[nesnesiz]
Silme işine konu olmak
- DİLİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Dilme işi yapılmak
-
[nesnesiz]
Dilme işi yapılmak
- GERİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Kolları açarak gövdeyi gergin bir duruma sokmak
- "Geç uyanmıştı, geç ve güç. Yatakta uzun uzun gerindi, esnedi."
-
[nesnesiz]
Kolları açarak gövdeyi gergin bir duruma sokmak
- BEKİNMEK
-
- GİYİNMEK
-
-
[-i]
Bakınız giymek
- "Herkes siyahlar giyinmiş."
-
[-de]
Giysiyi belli bir yerden almak veya belli bir yerde diktirmek
- "Hepsi terzi Mir'de giyinirlerdi."
-
[-e, mecaz]
Ağır bir söze veya davranışa, sesini çıkarmadan içerlemek
-
[-i]
Bakınız giymek
- TEPİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Ayaklarını hızla yere veya bir şeye üst üste vurmak
- "Tekmelediler, üzerime çıkıp tepindiler."
-
Öfke ve sevincini açığa vuracak davranışlarda bulunmak
- "Sabaha kadar tepindiler. Bayram ediyorlar."
-
Gürültü etmek
-
[mecaz]
Bir şeye karşı koymak
- "Tepiniyor, tokatlayacağını, tekme ile dışarı atacağını söylüyordu."
-
[nesnesiz]
Ayaklarını hızla yere veya bir şeye üst üste vurmak