İçinde if olan 5 harfli 52 kelime var. İçerisinde İF bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında if olan kelimeler listesine ya da sonu if ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KİFAF
-
Kelime Kökeni: Arapça kifāf
-
[isim, eskimiş]
Yaşayacak kadar rızık
-
[isim, eskimiş]
Yaşayacak kadar rızık
- ZARİF
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓarīf
-
[sıfat]
Çekicilik, biçim, görünüş, durum, konuşma ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen; zarafetli
- "Camilerimizdeki o zarif çizgilerin şiirini bir daha duyacak."
-
Beğenilir ve nükteli (dil, konuşma vb.)
- "Zarif bir söz."
-
Güzel, hoş, albenili olan
- "Teşekküre geldim zarif hediyenize / Gücenmeyin biraz fazla güldümse size"
-
Hoşa gider bir biçimde konuşan ve davranan
- "Zarif ve hassas şair gittikçe artan bu iltifatlar karşısında saadetinden ağlıyordu."
-
[sıfat]
Çekicilik, biçim, görünüş, durum, konuşma ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen; zarafetli
- FİFRE
-
Kelime Kökeni: Fransızca fifre
-
[isim, müzik]
Yanlamasına çalınan, altı tane deliği olan, tahtadan bir flüt türü
-
[isim, müzik]
Yanlamasına çalınan, altı tane deliği olan, tahtadan bir flüt türü
- AFİFE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿafīfe
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız iffetli (kadın)
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız iffetli (kadın)
- İFLAS
-
Kelime Kökeni: Arapça iflās
-
[isim, ticaret]
Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu; batkı
- "Her gün küçük tüccarlardan birisi iflasa sürükleniyordu."
-
[mecaz]
Yenilgiye uğrama, değerini yitirme
-
[mecaz]
İşlevini veya görevini yapamama
-
[isim, ticaret]
Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu; batkı
- NEZİF
-
Kelime Kökeni: Arapça nezf
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kanama
- "Bu şiddetli nezfin önüne geçememekten korkuyordu."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kanama
- İFLAH
-
Kelime Kökeni: Arapça iflāḥ
-
[isim]
Kötü, güç bir durumdan kurtulma, iyi bir duruma gelme; onma
-
[isim]
Kötü, güç bir durumdan kurtulma, iyi bir duruma gelme; onma
- KEYİF
-
Kelime Kökeni: Arapça keyf
-
[isim]
Bakınız sağlık
- "Keyfiniz nasıl?"
-
Canlılık, tasasızlık, iç rahatlığı
- "Bu keyif ne kadar sürerdi? Tahminime göre beş on dakikadan fazla sürmezdi."
-
Rahat, huzur, afiyet
-
İstek, heves, zevk
- "Ağır ağır keyifle başladım kahvemi çekmeye."
-
Alkollü içki ve başka uyuşturucu maddeler kullanıldığında insanda görülen durum
-
Yolsuz ve kural dışı istek
- "Niye bir memurun keyfine boyun eğiyorsunuz?"
-
[argo]
Bakınız esrar (II)
-
[isim]
Bakınız sağlık
- ELİFİ
-
Kelime Kökeni: Arapça elifī
-
[sıfat, eskimiş]
Bantlarla süslenmiş
- "Başında elifî taç vardı, pek güzel, pek ışıklı bir taçtı bu."
-
[sıfat, eskimiş]
Bantlarla süslenmiş
- KEŞİF
-
Kelime Kökeni: Arapça keşf
-
[isim]
Ortaya çıkarma, meydana çıkarma
-
Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması
- "Amerika'nın keşfi."
-
Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme
-
[mecaz]
Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme; tahmin
-
[hukuk]
Bir olay veya durumun oluş nedenlerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma
- "Bu davaların dağ tepe keşiflerine koşar, kararlarını kaleme alır."
-
[isim]
Ortaya çıkarma, meydana çıkarma
- ZİFAF
-
Kelime Kökeni: Arapça zifāf
-
[isim]
Bakınız gerdek
- "Zifafın cuma akşamına tesadüf etmesi hayırlı addedilmiş bir âdettir."
-
[isim]
Bakınız gerdek
- NİFAK
-
Kelime Kökeni: Arapça nifāḳ
-
[isim]
Geçimsizlik, anlaşmazlık, ara bozuculuk
- "Nifak unsurları her ikisinin iyi niyetlerinden yavaş yavaş, sinsi sinsi kendi çıkarlarına yararlanmasını bilecekti."
-
[isim]
Geçimsizlik, anlaşmazlık, ara bozuculuk
- İFRAĞ
-
Kelime Kökeni: Arapça ifrāġ
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyi başka bir biçime çevirme
-
[biyoloji]
Bakınız boşaltım
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyi başka bir biçime çevirme
- DATİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca datif
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız yönelme durumu
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız yönelme durumu
- AKTİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca actif
-
[sıfat]
Bakınız etkin
- "Farkına varmadan ezbercilikten kurtulup aktif araştırıcı olmuşsunuz."
-
Çalışan, çalışmasını sürdüren; faal
- "Hâlâ aktif bir kurumdur."
-
[isim, ekonomi]
Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü
-
[sıfat]
Bakınız etkin
- RESİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca récif
-
[isim, jeoloji]
Su düzeyindeki sıra kayalar
- "Uzun sahil şeridinin sonunda enfes güzellikte bir lagün ve lagünün bitiminde de dalgıçların gün boyu dalıp çıktığı bir resif mevcut."
-
[isim, jeoloji]
Su düzeyindeki sıra kayalar
- ŞİFRE
-
Kelime Kökeni: Fransızca chiffre
-
[isim]
Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü; kod
- "İstanbul mümessilliği şifresiyle Mustafa Kemal Paşa'ya, bekledikleri malumatı iletmiştim."
-
Gizliliği olan kasa, kapı, çanta vb. şeylerin açılması için gereken rakam
-
[isim]
Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü; kod
- İSTİF
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Eşya veya başka nesnelerin düzgün bir biçimde üst üste konulmasıyla oluşan yığın
- "Uzunca bir arabaya lekeli şilteler, kirli yastıklar yığılıyordu, istif tekmil olmuştu."
-
Kereste, tahta vb. ağaç ürünlerini kurutmak veya bekletmek amacı ile belirli düzenlerde üst üste dizerek yapılan yığın
-
Bakınız stok
-
[isim]
Eşya veya başka nesnelerin düzgün bir biçimde üst üste konulmasıyla oluşan yığın
- ZİFOS
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Yerden sıçrayan çamur
- "Otomobiller korna çalarak, etrafa zifoslar saçarak kayıp geçiyorlardı."
-
[sıfat, mecaz]
Yararsız, boş olan
-
[isim]
Yerden sıçrayan çamur
- ZİFİR
-
Kelime Kökeni: Arapça zefīr
-
[isim]
Tütün dumanının bıraktığı yağlı ve siyah kir
- "Bıyıklarının ortası belli ki tütün zifirinden kınalı bir renk almıştı."
-
Dumanın oluşturduğu is
- "Soba, yanlış kurulduğu için tütmeye başlamıştı ve borulardan eşyanın üstüne zifir akıyordu."
-
[isim]
Tütün dumanının bıraktığı yağlı ve siyah kir