İçinde if olan 4 harfli 15 kelime var. İçerisinde İF bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında if olan kelimeler listesine ya da sonu if ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SKİF

Kelime Kökeni: İngilizce skiff

  1. [isim, denizcilik] İçine yalnız kürek çekenin girebildiği çok uzun ve çok dar yarış kayığı
ELİF

Kelime Kökeni: Arapça elif

  1. [isim] Arap alfabesinin ilk harfinin adı, okunuşu
ÇİFT

Kelime Kökeni: Farsça cuft

  1. [sıfat] Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler)
  2. [isim] Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş
  3. [isim] Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan
  4. [isim] Tarlayı sürme işi
  5. [isim] Küçük maşa veya cımbız
    • "Kuyumcu çifti. Saatçi çifti."
  6. [matematik] İki ile bölünebilen, tek olmayan (sayılar)
ARİF

Kelime Kökeni: Arapça ʿārif

  1. [sıfat] Çok anlayışlı ve sezgili (kimse)
    • "Anadolu'da arif derler, bir halk yetişmişi vardır." (Falih Rıfkı Atay)
AFİF

Kelime Kökeni: Arapça ʿafīf

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız iffetli (erkek)
    • "Arzu ettiğim gibi afif, saf bulduğum bu adama hürmet eder, onu böyle severdim." (Memduh Şevket Esendal)
İFŞA

Kelime Kökeni: Arapça ifşāʾ

  1. [isim] Gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma
    • "Sen, anlaşılmaz bir ifşa kararıyla hayalimizin gözünü kör ettin." (Arif Nihat Asya)
ZİFT

Kelime Kökeni: Arapça zift

  1. [isim] Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde; karasakız
    • "Sağ elinin iki parmağı sigara ziftinden kararmıştı." (Memduh Şevket Esendal)
CİFE

Kelime Kökeni: Arapça cīfe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız leş
    • "Ahlak bunlarda bir cifeyi örten kefen gibi pek basit, yüzeyde kalan bir elbisedir." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [sıfat, mecaz] Bakınız iğrenç
    • "Sonunda öldü, bu cife dünyadan kurtuldu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
İFTA

Kelime Kökeni: Arapça iftā

  1. [isim, din bilimi] Bir sorunu fetva ile çözme
İFNA

Kelime Kökeni: Arapça ifnāʾ

  1. [isim, eskimiş] Yok etme
  2. Bakınız tüketme
LİFT

Kelime Kökeni: İngilizce lift

  1. [isim] Ağır yükleri kaldırmak, araçlara yüklemek ve boşaltmak için kullanılan makine
  2. Bina cephelerinde boya, cam silme vb. işlerin yapılabilmesi için çalışanları ve malzemeleri taşıyan araç
    • "Cam silicisi de göz göze gelmenin etkilerini içinde kabaran bir kıskançlıkla silmeye çalışmakta, liftini cangıl cungul aşağı katlara doğru kaydırmaktadır." (Adalet Ağaoğlu)
  3. Teniste topa arkadan öne, yukarıdan aşağıya doğru vurma
NAİF

Kelime Kökeni: Fransızca naïf

  1. [sıfat] Saf, deneyimsiz
    • "Kıskanabileceği kadınların varlığını göğüsleyemeyecek kadar naif biri değildi." (Reha Mağden)
  2. [isim] Güzel sanatların özellikle resim alanında kendi kendini yetiştirmiş sanatçısı veya onun yapıtı
  3. [isim] Kendi kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı
  4. Acemice yapılan
    • "Bu özbeöz İstanbul efendisi, makalelerini, romanlarını kendine özgü naif resimlerle süslerdi." (Haldun Taner)
ŞİFA

Kelime Kökeni: Arapça şifāʾ

  1. [isim] Bedensel veya ruhsal bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma; onma
    • "Son yüzyıl içinde bizi bu hâlden kurtarmak isteyen hiçbir davranış şifa getiremedi." (Necip Fazıl Kısakürek)
TİFO

Kelime Kökeni: Yunanca

  1. [isim, tıp] Kirli sularda, bu sularla sulanmış sebzelerde bulunan, mikroplarla oluşan, ortalama üç hafta süren, ateşli ve tehlikeli bir bağırsak hastalığı; karahumma
    • "Huri'nin anası, doğurduktan sonra bir tifo hastalığında gürleyip gitmişti." (Nabizade Nâzım)
ANİF

Kelime Kökeni: Arapça ʿanīf

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız kaba
    • "... bu haşin, anut, katil mazinin anif tahakkümü yalnız Türklere, yalnız Türkiye'ye mahsus değildi." (Ömer Seyfettin)
  2. [zarf] Kaba bir biçimde
    • "Lakin babam şiddetli ve anif hareket ediyordu." (Yahya Kemal Beyatlı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü