İçinde i olan 3 harfli 119 kelime var. İçerisinde İ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında i harfi olan kelimeler listesine ya da sonu i harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SKİ

Kelime Kökeni: İngilizce ski

  1. [isim, spor] Bakınız kayak
    • "Sokaktan sırtlarında skileriyle birkaç sporcu gülüşerek geçmiş." (Sait Faik Abasıyanık)
KİT

Kelime Kökeni: İngilizce kit

  1. [isim] Herhangi bir hastalıkla ilgili tanı konulabilmesi için hastadan alınan örneklerin incelenmesini sağlayan çeşitli test sistemleri
ŞİŞ

  1. [isim] Şişmiş olan yer; şişlik (I)
  2. [sıfat] Şişmiş, şişkin
    • "Emine Hanım'ın şiş gözleri daha sakindi." (Halide Edip Adıvar)
ÇİĞ

  1. [sıfat] Pişmemiş veya az pişmiş
  2. Gözü rahatsız eden, göze batan (renk, ışık)
  3. [mecaz] Yersiz ve yakışıksız
    • "Bu, benim gibi yaşını başını almış bir adam tarafından pek çiğ bir hareket olurdu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [mecaz] Yaşının gerektirdiği görgüye ve olgunluğa erişmiş olmayan (kimse)
    • "Fakat Cemal Paşa, çiğ bir politikacı değildi." (Falih Rıfkı Atay)
  5. [ağızlardan] İşlenmemiş, doğal durumda bırakılmış
ŞİP

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız biz (III)
KİP

  1. [isim, dil bilgisi] Çekimli fiilin bildirdiği oluş ve kılışın; konuşan, dinleyen veya kendisinden söz edilen şahıslar açısından ne biçimde, ne tarzda olacağını gösteren kategori
  2. [felsefe] Değişebilen, geçici nitelik, san karşıtı
    • "Bir maddenin biçimi bir kiptir, ağırlığı ise sanlarından biridir."
  3. [sıfat, ağızlardan] Uygun, tıpatıp gelen
  4. [sıfat, ağızlardan] Sağlam olan
  5. [eskimiş] Örnek, kalıp
FİĞ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki (Vicia sativa)
KİR

  1. [isim] Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik; kir pas, pasak
    • "Yanaklarında yer yer kirle karışmış gözyaşı var." (Halide Edip Adıvar)
  2. [mecaz] Utanılacak durum
İTA

Kelime Kökeni: Arapça iʿṭāʾ

  1. [isim, eskimiş] Verme, ödeme
GRİ

Kelime Kökeni: Fransızca gris

  1. [isim] Bakınız kül rengi
    • "Kumral saçları gri olmuştu." (Cahit Uçuk)
  2. [sıfat] Bu renkte olan
KİŞ
...
İLK

  1. [sıfat] Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen; öncel, son karşıtı
  2. [isim] Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni
    • "İnsanı insan yapan duyguların ilkidir aşk." (Necati Cumalı)
  3. [zarf] Birinci olarak, en başta
    • "İşte, önüme ilk çıkan kitapçıda, önüme ilk çıkan İngilizce kitaplara bakıyorum." (Adalet Ağaoğlu)
DİP

  1. [isim] Oyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü; derin
    • "Denizin dibinde oltanın ucu, etrafında izmaritler oynaşıyor." (Ahmet Ümit)
  2. Bakınız taban (I)
    • "Tencerenin dibi."
  3. Dikili duran bir şeyin yerle birleştiği nokta ve çevresi veya bir şeyin yanı başı
    • "Erkeklerin hepsi duvar dibindeydiler şimdi." (Ayşe Kulin)
  4. Kapalı bir yerin kapıya göre en uzak bölümü
    • "Karagöz perdesinin karşısına dizilmiş koltuklardan en diptekine oturdu." (Attilâ İlhan)
  5. Bakınız kıç
    • "Hepsi de tavuğun dibinden sabah sabah çıkmış, taptazedir." (Ercüment Ekrem Talu)
İRİ

  1. [sıfat] Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan; müşekkel, ince karşıtı
    • "Erdal, nişan halkasına benzediğini fakat taşlarının iri olduğunu söyledi." (Emine Işınsu)
  2. Bakınız yapılı
ANİ

Kelime Kökeni: Arapça ānī

  1. [sıfat] Ansızın yapılan
    • "Ani bir hareketle Çakır'ın omzunu kavradı, öne itti, sonra aynı kuvvetle geri çekip bastırdı," (Tarık Buğra)
  2. Ansızın ortaya çıkan
    • "Birkaç ay devam eden bu ani hastalık alınan birçok tıbbi tedbirlere rağmen gittikçe ziyadeleşiyordu." (Asaf Halet Çelebi)
  3. [zarf] Bakınız ansızın
    • "Bu hareketi o kadar ani yapmıştı ki genç adam elini çekememişti." (Suat Derviş)
HİÇ

Kelime Kökeni: Farsça hīç

  1. [zarf] Olumsuz yargılı cümlelerde fiilin anlamını pekiştiren bir söz
    • "Hapishane yarı tımarhanedir, hiç şaşmayın." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Soru cümlelerinde belirsiz bir zamanı anlatan bir söz
    • "Hiç ava gittiniz mi?"
  3. Bir soruya açık bir cevap verilmek istenmediğinde cevap cümlesinin başına getirilen bir söz
    • "Ne gördün? -Hiç."
  4. [isim] Boş, değersiz, önemsiz olan şey veya kimse
    • "Bir hiç için darıldı. O benim gözümde hiçtir."
ŞİA

Kelime Kökeni: Arapça şīʿa

  1. [isim, din bilimi] İslamiyet'te Hz. Ali'ye yandaş olan kimseler
  2. Bakınız Şiilik
ASİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿāṣī

  1. [sıfat] Bakınız başkaldırıcı
  2. [mecaz] Yaşadığı ortamdaki insanlar ve kurallarla uyumlu olmayan, kendi düşünce ve eylemleriyle oluşturduğu yaşam biçimine göre hareket eden
    • "Ahmet ise ötede, deniz kenarında, asi genç pozunda etrafı seyrediyor." (Gönül Pultar)
ATİ

Kelime Kökeni: Arapça ātī

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gelecek
DİZ

  1. [isim, anatomi] Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer
    • "Bir iskemlede ellerini dizlerine sermiş, sessizce oturuyordu." (Ayla Kutlu)
  2. Oturulduğunda uyluğun üst yanı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü