İçinde i olan 3 harfli 119 kelime var. İçerisinde İ harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında i harfi olan kelimeler listesine ya da sonu i harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SKİ
-
Kelime Kökeni: İngilizce ski
-
[isim, spor]
Bakınız kayak
- "Sokaktan sırtlarında skileriyle birkaç sporcu gülüşerek geçmiş."
-
[isim, spor]
Bakınız kayak
- KİT
-
Kelime Kökeni: İngilizce kit
-
[isim]
Herhangi bir hastalıkla ilgili tanı konulabilmesi için hastadan alınan örneklerin incelenmesini sağlayan çeşitli test sistemleri
-
[isim]
Herhangi bir hastalıkla ilgili tanı konulabilmesi için hastadan alınan örneklerin incelenmesini sağlayan çeşitli test sistemleri
- ŞİŞ
-
-
[isim]
Şişmiş olan yer; şişlik (I)
-
[sıfat]
Şişmiş, şişkin
- "Emine Hanım'ın şiş gözleri daha sakindi."
-
[isim]
Şişmiş olan yer; şişlik (I)
- ÇİĞ
-
-
[sıfat]
Pişmemiş veya az pişmiş
-
Gözü rahatsız eden, göze batan (renk, ışık)
-
[mecaz]
Yersiz ve yakışıksız
- "Bu, benim gibi yaşını başını almış bir adam tarafından pek çiğ bir hareket olurdu."
-
[mecaz]
Yaşının gerektirdiği görgüye ve olgunluğa erişmiş olmayan (kimse)
- "Fakat Cemal Paşa, çiğ bir politikacı değildi."
-
[ağızlardan]
İşlenmemiş, doğal durumda bırakılmış
-
[sıfat]
Pişmemiş veya az pişmiş
- ŞİP
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız biz (III)
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız biz (III)
- KİP
-
-
[isim, dil bilgisi]
Çekimli fiilin bildirdiği oluş ve kılışın; konuşan, dinleyen veya kendisinden söz edilen şahıslar açısından ne biçimde, ne tarzda olacağını gösteren kategori
-
[felsefe]
Değişebilen, geçici nitelik, san karşıtı
- "Bir maddenin biçimi bir kiptir, ağırlığı ise sanlarından biridir."
-
[sıfat, ağızlardan]
Uygun, tıpatıp gelen
-
[sıfat, ağızlardan]
Sağlam olan
-
[eskimiş]
Örnek, kalıp
-
[isim, dil bilgisi]
Çekimli fiilin bildirdiği oluş ve kılışın; konuşan, dinleyen veya kendisinden söz edilen şahıslar açısından ne biçimde, ne tarzda olacağını gösteren kategori
- FİĞ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki (Vicia sativa)
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki (Vicia sativa)
- KİR
-
-
[isim]
Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik; kir pas, pasak
- "Yanaklarında yer yer kirle karışmış gözyaşı var."
-
[mecaz]
Utanılacak durum
-
[isim]
Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik; kir pas, pasak
- İTA
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿṭāʾ
-
[isim, eskimiş]
Verme, ödeme
-
[isim, eskimiş]
Verme, ödeme
- GRİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca gris
-
[isim]
Bakınız kül rengi
- "Kumral saçları gri olmuştu."
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Bakınız kül rengi
- KİŞ
- ...
- İLK
-
-
[sıfat]
Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen; öncel, son karşıtı
-
[isim]
Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni
- "İnsanı insan yapan duyguların ilkidir aşk."
-
[zarf]
Birinci olarak, en başta
- "İşte, önüme ilk çıkan kitapçıda, önüme ilk çıkan İngilizce kitaplara bakıyorum."
-
[sıfat]
Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen; öncel, son karşıtı
- DİP
-
-
[isim]
Oyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü; derin
- "Denizin dibinde oltanın ucu, etrafında izmaritler oynaşıyor."
-
Bakınız taban (I)
- "Tencerenin dibi."
-
Dikili duran bir şeyin yerle birleştiği nokta ve çevresi veya bir şeyin yanı başı
- "Erkeklerin hepsi duvar dibindeydiler şimdi."
-
Kapalı bir yerin kapıya göre en uzak bölümü
- "Karagöz perdesinin karşısına dizilmiş koltuklardan en diptekine oturdu."
-
Bakınız kıç
- "Hepsi de tavuğun dibinden sabah sabah çıkmış, taptazedir."
-
[isim]
Oyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü; derin
- İRİ
-
-
[sıfat]
Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan; müşekkel, ince karşıtı
- "Erdal, nişan halkasına benzediğini fakat taşlarının iri olduğunu söyledi."
-
Bakınız yapılı
-
[sıfat]
Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan; müşekkel, ince karşıtı
- ANİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ānī
-
[sıfat]
Ansızın yapılan
- "Ani bir hareketle Çakır'ın omzunu kavradı, öne itti, sonra aynı kuvvetle geri çekip bastırdı,"
-
Ansızın ortaya çıkan
- "Birkaç ay devam eden bu ani hastalık alınan birçok tıbbi tedbirlere rağmen gittikçe ziyadeleşiyordu."
-
[zarf]
Bakınız ansızın
- "Bu hareketi o kadar ani yapmıştı ki genç adam elini çekememişti."
-
[sıfat]
Ansızın yapılan
- HİÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça hīç
-
[zarf]
Olumsuz yargılı cümlelerde fiilin anlamını pekiştiren bir söz
- "Hapishane yarı tımarhanedir, hiç şaşmayın."
-
Soru cümlelerinde belirsiz bir zamanı anlatan bir söz
- "Hiç ava gittiniz mi?"
-
Bir soruya açık bir cevap verilmek istenmediğinde cevap cümlesinin başına getirilen bir söz
- "Ne gördün? -Hiç."
-
[isim]
Boş, değersiz, önemsiz olan şey veya kimse
- "Bir hiç için darıldı. O benim gözümde hiçtir."
-
[zarf]
Olumsuz yargılı cümlelerde fiilin anlamını pekiştiren bir söz
- ŞİA
-
Kelime Kökeni: Arapça şīʿa
-
[isim, din bilimi]
İslamiyet'te Hz. Ali'ye yandaş olan kimseler
-
Bakınız Şiilik
-
[isim, din bilimi]
İslamiyet'te Hz. Ali'ye yandaş olan kimseler
- ASİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāṣī
-
[sıfat]
Bakınız başkaldırıcı
-
[mecaz]
Yaşadığı ortamdaki insanlar ve kurallarla uyumlu olmayan, kendi düşünce ve eylemleriyle oluşturduğu yaşam biçimine göre hareket eden
- "Ahmet ise ötede, deniz kenarında, asi genç pozunda etrafı seyrediyor."
-
[sıfat]
Bakınız başkaldırıcı
- ATİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ātī
-
[isim, eskimiş]
Bakınız gelecek
-
[isim, eskimiş]
Bakınız gelecek
- DİZ
-
-
[isim, anatomi]
Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer
- "Bir iskemlede ellerini dizlerine sermiş, sessizce oturuyordu."
-
Oturulduğunda uyluğun üst yanı
-
[isim, anatomi]
Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer