İçinde hali olan 22 kelime var. İçerisinde HALİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hali olan kelimeler listesine ya da sonu hali ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

HALİHAZIRDA

10 Harfli Kelimeler

HALİSÜDDEM, KARAHALİLE, MUHALİFLİK, SARIHALİLE

9 Harfli Kelimeler

HALİFELİK, HALİHAZIR

8 Harfli Kelimeler

HALİLİYE, HALİMLİK, HALİSANE, HALİSLİK

7 Harfli Kelimeler

HALİYLE, MUHALİF

6 Harfli Kelimeler

HALİFE, HALİLE, HALİTA

5 Harfli Kelimeler

AHALİ, HALİÇ, HALİK, HALİM, HALİS

4 Harfli Kelimeler

HALİ

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Hali Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H L İ

4 Harfli Kelimeler

HAİL, HALİ, İLAH

3 Harfli Kelimeler

AHİ, ALİ, HAL, İLA

2 Harfli Kelimeler

AH, AL, HA, İL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HALİHAZIRDA

  1. [zarf] Bugünlerde, son zamanlarda
  2. Şimdi, şu anda
    • "Çünkü ikinciler, hâlihazırda işleyen düzeni bozabilirler, o sevgileri uğruna." (Sevinç Çokum)
SARIHALİLE

  1. [isim, bitki bilimi] Doğu Hindistan'da yetişen bir tür bitkinin olgunlaşmadan önce toplanıp kurutulan, erik biçiminde, sarımtırak esmer renkli, sert, kokusuz taneleri (Terminalia citrina)
HALİSÜDDEM

Kelime Kökeni: Arapça ḫāliṣ + dem

  1. [sıfat, eskimiş] Katışıksız, safkan
KARAHALİLE

  1. [isim, bitki bilimi] Doğu Hindistan'da yetişen bir bitkinin olgunlaşmadan önce toplanan ve kurutulan 1-3 santimetre uzunluğunda, iğ biçiminde siyah renkli, sert, kokusuz taneleri (Terminalia chebula)
MUHALİFLİK

  1. [isim] Muhalif olma durumu
  2. Bakınız aykırılık
HALİFELİK

  1. [isim, tarih] Halife olma durumu
  2. Halifenin görevi; hilafet
  3. Halife niteliği ve makamı
    • "Müslüman Araplar arasında bir Arap halifeliği hükûmeti peşinde olanlar vardı." (Falih Rıfkı Atay)
  4. Halifenin egemenliği altındaki ülkeler
HALİHAZIR

Kelime Kökeni: Arapça ḥāl + ḥāżir

  1. [isim] Şimdiki durum, bugünkü durum
    • "Hâlihazırdaki böcek türlerinin toplamının bir milyondan fazla olduğu varsayılmaktadır." (Elif Şafak)
HALİMLİK

  1. [isim] Halim olma durumu
    • "O zaman ortada ne halimlik ne selimlik kalacak, bunların yerini tam bir gaddarlı, gaddar bir azamet alacaktır." (Tarık Buğra)
HALİSANE

Kelime Kökeni: Arapça ḫāliṣ + Farsça -āne

  1. [zarf] Bakınız içtenlikle
    • "Derhâl anladım ki bu işte bana halisane tarafgirlik edecektir." (Reşat Nuri Güntekin)
HALİLİYE

  1. [isim] Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri
HALİSLİK

  1. [isim] Halis olma durumu
MUHALİF

Kelime Kökeni: Arapça muḫālif

  1. [isim] Bir görüşe, tutuma veya harekete karşı olan kimse
    • "Muhaliflerin, Mecliste ordu aleyhine açtıkları cereyan devam ediyordu." (Atatürk)
  2. [sıfat] Bakınız aykırı
    • "Fikrine, ümidine, arzusuna muhalif bir şeye rast gelince hemen bozulur." (Ömer Seyfettin)
HALİYLE

  1. [zarf] Olduğu gibi
    • "Hâliyle bırakmak."
  2. Olağan bir sonuç olarak, ister istemez
    • "Hâliyle, apartmanların en malumatfuruş röntgencilerinin ekseriya giriş katlarından çıkması tesadüf sayılmayabilir." (Elif Şafak)
HALİLE

Kelime Kökeni: Farsça helīle

  1. [isim, bitki bilimi] Sıcak iklimlerde yetişen, tohumları iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki
HALİFE

Kelime Kökeni: Arapça ḫalīfe

  1. [isim, din bilimi] Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse
  2. [tarih] Osmanlı padişahlarının kullandıkları ünvanlardan biri
  3. Babıali kalemlerinde kâtip
  4. Bir mürşidin, dervişleri arasından mürşit olmaya ve derviş yetiştirmeye manen ehliyet kazanmış olduğu için seçip belli bir usul içinde irşada memur ettiği müridi
  5. [mecaz] Çok iyi yetişmiş, eğitilmiş kimse
    • "O, ustalarının postunda oturan bir sanat halifesiydi." (Memduh Şevket Esendal)
HALİTA

Kelime Kökeni: Arapça ḫalīṭa

  1. [isim, eskimiş, kimya] Bakınız alaşım
  2. [mecaz] Birden çok ögeden oluşmuş karmaşık bir bütün
    • "Dede tecrübe neticesiyle her insanın zıt şeylerden yoğrulmuş bir halita olduğunu biliyordu." (Halide Edip Adıvar)
AHALİ

Kelime Kökeni: Arapça ahālī

  1. [isim] Bir memleket, şehir veya semtte oturanların, yaşayanların hepsi; el (III), halk (I)
    • "Mevsim daha Boğaz'ın bütün ahalisini toplayamamıştır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bir yerde toplanan kalabalık; umum
    • "O, ahalinin ikide birde başlarını çevirip kendine baktıklarını zannediyordu, avuçları soğuyor, şakakları terliyordu." (Halide Edip Adıvar)
HALİÇ

Kelime Kökeni: Arapça ḫalīc

  1. [isim, coğrafya] Bakınız körfez
  2. Gelgit akıntılarının etkisiyle akarsu ağzının huni biçiminde genişleyen kısmı
HALİK

Kelime Kökeni: Arapça ḫāliḳ

  1. [isim, din bilimi] Bakınız Allah
HALİM

Kelime Kökeni: Arapça ḥalīm

  1. [sıfat] Yumuşak huylu (kimse)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü