İçinde hal olan 6 harfli 22 kelime var. İçerisinde HAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hal olan kelimeler listesine ya da sonu hal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Hal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
HAL
2 Harfli Kelimeler
AH, AL, HA, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MÜNHAL
-
Kelime Kökeni: Arapça munḥall
-
[sıfat]
Bakınız boş
- "Kadro dâhilinde vuku bulacak münhallere evvela aynı silsile dâhilinde açık maaşı alan memurlar tayin edilir."
-
[eskimiş, kimya]
Eriyebilen, çözülebilen
-
[sıfat]
Bakınız boş
- HALTER
-
Kelime Kökeni: Fransızca haltère
-
[isim, spor]
Birbirine metal sapla bağlanmış iki gülle veya disklerden yapılmış araç
-
Bu aracı iki elle kaldırmayı amaçlayan spor dalı
-
[isim, spor]
Birbirine metal sapla bağlanmış iki gülle veya disklerden yapılmış araç
- HALELİ
-
-
[sıfat]
Halesi olan
-
[sıfat]
Halesi olan
- HALKÇI
-
-
[isim]
Halkın yararı için uğraşan kimse; popülist
-
[isim]
Halkın yararı için uğraşan kimse; popülist
- DERHAL
-
Kelime Kökeni: Farsça der + Arapça ḥāl
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- "Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir."
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- HALSİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız takatsiz
-
[zarf]
Takatsiz bir biçimde
- "Süzüle süzüle bakan gözleriyle fazla yorgun, hâlsiz cevap verdi."
-
[sıfat]
Bakınız takatsiz
- HALİLE
-
Kelime Kökeni: Farsça helīle
-
[isim, bitki bilimi]
Sıcak iklimlerde yetişen, tohumları iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki
-
[isim, bitki bilimi]
Sıcak iklimlerde yetişen, tohumları iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki
- METHAL
-
Kelime Kökeni: Arapça medḫal
- PAHALI
-
-
[sıfat]
Fiyatı yüksek olan; fiyatlı, ucuz karşıtı
- "Ana kız ikisini de sevinçlerinden çıldırtacak kadar ağır, pahalı hediyeler getirmişti."
-
[sıfat]
Fiyatı yüksek olan; fiyatlı, ucuz karşıtı
- HALİTA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalīṭa
-
[isim, eskimiş, kimya]
Bakınız alaşım
-
[mecaz]
Birden çok ögeden oluşmuş karmaşık bir bütün
- "Dede tecrübe neticesiyle her insanın zıt şeylerden yoğrulmuş bir halita olduğunu biliyordu."
-
[isim, eskimiş, kimya]
Bakınız alaşım
- HERHAL
-
Kelime Kökeni: Farsça her + Arapça hāl
-
[zarf]
Bakınız herhâlde
- "Gizliden ürperdi Elyazar; Osman Bey’in yanından kaçtığı zamandan kalma bir ürpertiydi herhâl."
-
[zarf]
Bakınız herhâlde
- HALEBİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥalebī
-
[isim, eskimiş]
Genellikle kumaş ölçmekte kullanılan, uzunluğu 50-70 santimetre arasında olan bir ölçü birimi
-
[isim, eskimiş]
Genellikle kumaş ölçmekte kullanılan, uzunluğu 50-70 santimetre arasında olan bir ölçü birimi
- HALİFE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalīfe
-
[isim, din bilimi]
Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse
-
[tarih]
Osmanlı padişahlarının kullandıkları ünvanlardan biri
-
Babıali kalemlerinde kâtip
-
Bir mürşidin, dervişleri arasından mürşit olmaya ve derviş yetiştirmeye manen ehliyet kazanmış olduğu için seçip belli bir usul içinde irşada memur ettiği müridi
-
[mecaz]
Çok iyi yetişmiş, eğitilmiş kimse
- "O, ustalarının postunda oturan bir sanat halifesiydi."
-
[isim, din bilimi]
Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse
- HALICI
-
-
[isim]
Halı dokuyan veya satan kimse
-
[isim]
Halı dokuyan veya satan kimse
- HALLAÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥallāc
-
[isim]
Yünü, pamuğu yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma, ditme işini yapan kimse; atımcı
- "Doktor, hallacın yanına vardı. Nabzını tuttu."
-
[isim]
Yünü, pamuğu yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma, ditme işini yapan kimse; atımcı
- TURHAL
-
-
[isim]
Tokat iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Tokat iline bağlı ilçelerden biri
- HALHAL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalḫāl
-
[isim]
Kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik
- "Vişneçürüğü ipekliden kuş tüyü yastıklara gömülmüş, şaşılacak incelikteki ayak bileklerindeki gümüş halhallar."
-
[isim]
Kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik
- NİHALE
-
Kelime Kökeni: Farsça nihāle
-
[isim]
Sofrada kullanılan, tencere, çaydanlık veya tava altlığı
-
[isim]
Sofrada kullanılan, tencere, çaydanlık veya tava altlığı
- HALVET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalvet
-
[isim, eskimiş]
Issız yerde yalnız kalma
-
Issız ve kapalı yer
-
Hamamlarda çok sıcak küçük yer
-
[isim, eskimiş]
Issız yerde yalnız kalma
- HEMHAL
-
Kelime Kökeni: Farsça hem + Arapça ḥāl
-
[sıfat, eskimiş]
Aynı durumda olan
- "Bu hususta birçok İsviçreliyi kendimle hemhâl bulmuşumdur."
-
[sıfat, eskimiş]
Aynı durumda olan