İçinde hal olan 6 harfli 22 kelime var. İçerisinde HAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hal olan kelimeler listesine ya da sonu hal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Hal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H L

3 Harfli Kelimeler

HAL

2 Harfli Kelimeler

AH, AL, HA, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MÜNHAL

Kelime Kökeni: Arapça munḥall

  1. [sıfat] Bakınız boş
    • "Kadro dâhilinde vuku bulacak münhallere evvela aynı silsile dâhilinde açık maaşı alan memurlar tayin edilir." (Fahri Çoker)
  2. [eskimiş, kimya] Eriyebilen, çözülebilen
HALTER

Kelime Kökeni: Fransızca haltère

  1. [isim, spor] Birbirine metal sapla bağlanmış iki gülle veya disklerden yapılmış araç
  2. Bu aracı iki elle kaldırmayı amaçlayan spor dalı
HALELİ

  1. [sıfat] Halesi olan
HALKÇI

  1. [isim] Halkın yararı için uğraşan kimse; popülist
DERHAL

Kelime Kökeni: Farsça der + Arapça ḥāl

  1. [zarf] Bakınız çabucak
    • "Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir." (Atatürk)
HALSİZ

  1. [sıfat] Bakınız takatsiz
  2. [zarf] Takatsiz bir biçimde
    • "Süzüle süzüle bakan gözleriyle fazla yorgun, hâlsiz cevap verdi." (Peyami Safa)
HALİLE

Kelime Kökeni: Farsça helīle

  1. [isim, bitki bilimi] Sıcak iklimlerde yetişen, tohumları iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki
METHAL

Kelime Kökeni: Arapça medḫal

  1. [isim, eskimiş] Bakınız giriş
    • "Methalin solundaki ocaklı bir salon mahkemelik ederdi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [edebiyat] Bakınız giriş
  3. [müzik] Bakınız giriş
PAHALI

  1. [sıfat] Fiyatı yüksek olan; fiyatlı, ucuz karşıtı
    • "Ana kız ikisini de sevinçlerinden çıldırtacak kadar ağır, pahalı hediyeler getirmişti." (Refik Halit Karay)
HALİTA

Kelime Kökeni: Arapça ḫalīṭa

  1. [isim, eskimiş, kimya] Bakınız alaşım
  2. [mecaz] Birden çok ögeden oluşmuş karmaşık bir bütün
    • "Dede tecrübe neticesiyle her insanın zıt şeylerden yoğrulmuş bir halita olduğunu biliyordu." (Halide Edip Adıvar)
HERHAL

Kelime Kökeni: Farsça her + Arapça hāl

  1. [zarf] Bakınız herhâlde
    • "Gizliden ürperdi Elyazar; Osman Bey’in yanından kaçtığı zamandan kalma bir ürpertiydi herhâl." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
HALEBİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥalebī

  1. [isim, eskimiş] Genellikle kumaş ölçmekte kullanılan, uzunluğu 50-70 santimetre arasında olan bir ölçü birimi
HALİFE

Kelime Kökeni: Arapça ḫalīfe

  1. [isim, din bilimi] Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse
  2. [tarih] Osmanlı padişahlarının kullandıkları ünvanlardan biri
  3. Babıali kalemlerinde kâtip
  4. Bir mürşidin, dervişleri arasından mürşit olmaya ve derviş yetiştirmeye manen ehliyet kazanmış olduğu için seçip belli bir usul içinde irşada memur ettiği müridi
  5. [mecaz] Çok iyi yetişmiş, eğitilmiş kimse
    • "O, ustalarının postunda oturan bir sanat halifesiydi." (Memduh Şevket Esendal)
HALICI

  1. [isim] Halı dokuyan veya satan kimse
HALLAÇ

Kelime Kökeni: Arapça ḥallāc

  1. [isim] Yünü, pamuğu yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma, ditme işini yapan kimse; atımcı
    • "Doktor, hallacın yanına vardı. Nabzını tuttu." (Sait Faik Abasıyanık)
TURHAL

  1. [isim] Tokat iline bağlı ilçelerden biri
HALHAL

Kelime Kökeni: Arapça ḫalḫāl

  1. [isim] Kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik
    • "Vişneçürüğü ipekliden kuş tüyü yastıklara gömülmüş, şaşılacak incelikteki ayak bileklerindeki gümüş halhallar." (Attilâ İlhan)
NİHALE

Kelime Kökeni: Farsça nihāle

  1. [isim] Sofrada kullanılan, tencere, çaydanlık veya tava altlığı
HALVET

Kelime Kökeni: Arapça ḫalvet

  1. [isim, eskimiş] Issız yerde yalnız kalma
  2. Issız ve kapalı yer
  3. Hamamlarda çok sıcak küçük yer
HEMHAL

Kelime Kökeni: Farsça hem + Arapça ḥāl

  1. [sıfat, eskimiş] Aynı durumda olan
    • "Bu hususta birçok İsviçreliyi kendimle hemhâl bulmuşumdur." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü