İçinde hal olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde HAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hal olan kelimeler listesine ya da sonu hal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Hal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
HAL
2 Harfli Kelimeler
AH, AL, HA, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HALFA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥalfe
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, lifleri ip, çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki (Sitipa tenacissima)
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerden, lifleri ip, çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki (Sitipa tenacissima)
- MAHAL
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥall
- HALKA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥalḳa
-
[isim]
Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember
- "Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı."
-
Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı
- "Perde halkası."
-
Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası
- "Kulağındaki altın halka. Nişan halkası."
-
Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim
- "Suda halkalar oluştu."
-
Çember biçiminde dizilmiş topluluk
-
Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk
- "Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz / Ya gözler altındaki mor halkalar"
-
Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit
- "İstanbul fırınları çocuk bileği gibi ince halkalar yaparlardı."
-
[sıfat]
Çember biçiminde olan
-
[spor]
Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan jimnastik aracı
-
[isim]
Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember
- HALUK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalūḳ
-
[sıfat, eskimiş]
Temiz huylu, iyi ahlaklı
- "Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti."
-
[sıfat, eskimiş]
Temiz huylu, iyi ahlaklı
- MUHAL
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥāl
-
[sıfat, eskimiş]
Olması, gerçekleşmesi olanaksız
- "Gizli düşmanların elinden memleketi kurtarmak muhal bulunuyordu."
-
[sıfat, eskimiş]
Olması, gerçekleşmesi olanaksız
- HALİÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalīc
-
[isim, coğrafya]
Bakınız körfez
-
Gelgit akıntılarının etkisiyle akarsu ağzının huni biçiminde genişleyen kısmı
-
[isim, coğrafya]
Bakınız körfez
- HALAÇ
-
-
[isim]
Orta İran’da yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
Orta İran’da yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
- PAHAL
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Ters(I), aksi
-
Ağır, hantal
-
[sıfat, ağızlardan]
Ters(I), aksi
- İHALE
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥāle
-
[isim, ticaret]
Bir işin kimin tarafından daha ucuz yapılacağının anlaşılması için istekliler arasında açılan fiyat kırma işi; eksiltme
-
Bir işi bir kimsenin üzerinde bırakma, sorumluluğuna verme; tefviz
-
[mecaz]
Bir işi bir kimsenin üstüne yıkma
-
[isim, ticaret]
Bir işin kimin tarafından daha ucuz yapılacağının anlaşılması için istekliler arasında açılan fiyat kırma işi; eksiltme
- İSHAL
-
Kelime Kökeni: Arapça ishāl
-
[isim]
Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma; sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı
-
[isim]
Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma; sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı
- ZÜHAL
-
Kelime Kökeni: Arapça zuḥal
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Satürn
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Satürn
- İTHAL
-
Kelime Kökeni: Arapça idḫāl
-
[isim]
İçine alma
-
[ticaret]
Bir ülkeye başka ülkelerden mal getirme veya satın alma
-
[ticaret]
Başka ülkelerden alınan mal
-
[isim]
İçine alma
- HALEN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥālen
-
[zarf]
İçinde bulunduğumuz zamanda
-
Bakınız hâlâ
-
[zarf]
İçinde bulunduğumuz zamanda
- HALEL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalel
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bozukluk
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bozukluk
- HALİS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫāliṣ
-
[sıfat]
Bakınız saf (II)
- "Devşirme değil, cetbecet Türk, özüm gibi halis Sivaslı, aslan gibi kumandan."
-
[sıfat]
Bakınız saf (II)
- AHALİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ahālī
-
[isim]
Bir memleket, şehir veya semtte oturanların, yaşayanların hepsi; el (III), halk (I)
- "Mevsim daha Boğaz'ın bütün ahalisini toplayamamıştır."
-
Bir yerde toplanan kalabalık; umum
- "O, ahalinin ikide birde başlarını çevirip kendine baktıklarını zannediyordu, avuçları soğuyor, şakakları terliyordu."
-
[isim]
Bir memleket, şehir veya semtte oturanların, yaşayanların hepsi; el (III), halk (I)
- HALEF
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalef
-
[isim]
Birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse; arda, ardıl, selef karşıtı
-
[isim]
Birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse; arda, ardıl, selef karşıtı
- HALAT
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Pamuk, kenevir, Hindistan cevizi gibi bitkisel liflerin veya çelik tellerin sarılmasıyla oluşan kolların bir arada bükülmesiyle elde edilen kalın ip
-
[isim]
Pamuk, kenevir, Hindistan cevizi gibi bitkisel liflerin veya çelik tellerin sarılmasıyla oluşan kolların bir arada bükülmesiyle elde edilen kalın ip
- HALAS
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalāṣ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kurtuluş
- "... acaba böyle bir halas noktasına erişilebiliyor muydu?"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kurtuluş
- HALAY
-
-
[isim]
Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde genellikle davul ve zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu
- "Davullar dövüldü, zurnalar halay havaları üfürdü, düğün dernek kutlandı."
-
[isim]
Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde genellikle davul ve zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu