İçinde hal olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde HAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında hal olan kelimeler listesine ya da sonu hal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Hal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H L

3 Harfli Kelimeler

HAL

2 Harfli Kelimeler

AH, AL, HA, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HALFA

Kelime Kökeni: Arapça ḥalfe

  1. [isim, bitki bilimi] Buğdaygillerden, lifleri ip, çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki (Sitipa tenacissima)
MAHAL

Kelime Kökeni: Arapça maḥall

  1. [isim] Bakınız yöre (I)
    • "Binaenaleyh, bu koruma tedbiri pazarda değil kesiş mahallinde yapılır." (Nâzım Hikmet)
  2. Bakınız yer
HALKA

Kelime Kökeni: Arapça ḥalḳa

  1. [isim] Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember
    • "Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı
    • "Perde halkası."
  3. Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası
    • "Kulağındaki altın halka. Nişan halkası."
  4. Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim
    • "Suda halkalar oluştu."
  5. Çember biçiminde dizilmiş topluluk
  6. Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk
    • "Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz / Ya gözler altındaki mor halkalar" (Cahit Sıtkı Tarancı)
  7. Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit
    • "İstanbul fırınları çocuk bileği gibi ince halkalar yaparlardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  8. [sıfat] Çember biçiminde olan
  9. [spor] Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan jimnastik aracı
HALUK

Kelime Kökeni: Arapça ḫalūḳ

  1. [sıfat, eskimiş] Temiz huylu, iyi ahlaklı
    • "Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti." (Reşat Nuri Güntekin)
MUHAL

Kelime Kökeni: Arapça muḥāl

  1. [sıfat, eskimiş] Olması, gerçekleşmesi olanaksız
    • "Gizli düşmanların elinden memleketi kurtarmak muhal bulunuyordu." (Sâmiha Ayverdi)
HALİÇ

Kelime Kökeni: Arapça ḫalīc

  1. [isim, coğrafya] Bakınız körfez
  2. Gelgit akıntılarının etkisiyle akarsu ağzının huni biçiminde genişleyen kısmı
HALAÇ

  1. [isim] Orta İran’da yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
PAHAL

  1. [sıfat, ağızlardan] Ters(I), aksi
  2. Ağır, hantal
İHALE

Kelime Kökeni: Arapça iḥāle

  1. [isim, ticaret] Bir işin kimin tarafından daha ucuz yapılacağının anlaşılması için istekliler arasında açılan fiyat kırma işi; eksiltme
  2. Bir işi bir kimsenin üzerinde bırakma, sorumluluğuna verme; tefviz
  3. [mecaz] Bir işi bir kimsenin üstüne yıkma
İSHAL

Kelime Kökeni: Arapça ishāl

  1. [isim] Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma; sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı
ZÜHAL

Kelime Kökeni: Arapça zuḥal

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız Satürn
İTHAL

Kelime Kökeni: Arapça idḫāl

  1. [isim] İçine alma
  2. [ticaret] Bir ülkeye başka ülkelerden mal getirme veya satın alma
  3. [ticaret] Başka ülkelerden alınan mal
HALEN

Kelime Kökeni: Arapça ḥālen

  1. [zarf] İçinde bulunduğumuz zamanda
  2. Bakınız hâlâ
HALEL

Kelime Kökeni: Arapça ḫalel

  1. [isim, eskimiş] Bakınız bozukluk
HALİS

Kelime Kökeni: Arapça ḫāliṣ

  1. [sıfat] Bakınız saf (II)
    • "Devşirme değil, cetbecet Türk, özüm gibi halis Sivaslı, aslan gibi kumandan." (Nâzım Hikmet)
AHALİ

Kelime Kökeni: Arapça ahālī

  1. [isim] Bir memleket, şehir veya semtte oturanların, yaşayanların hepsi; el (III), halk (I)
    • "Mevsim daha Boğaz'ın bütün ahalisini toplayamamıştır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bir yerde toplanan kalabalık; umum
    • "O, ahalinin ikide birde başlarını çevirip kendine baktıklarını zannediyordu, avuçları soğuyor, şakakları terliyordu." (Halide Edip Adıvar)
HALEF

Kelime Kökeni: Arapça ḫalef

  1. [isim] Birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse; arda, ardıl, selef karşıtı
HALAT

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Pamuk, kenevir, Hindistan cevizi gibi bitkisel liflerin veya çelik tellerin sarılmasıyla oluşan kolların bir arada bükülmesiyle elde edilen kalın ip
HALAS

Kelime Kökeni: Arapça ḫalāṣ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kurtuluş
    • "... acaba böyle bir halas noktasına erişilebiliyor muydu?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
HALAY

  1. [isim] Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde genellikle davul ve zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu
    • "Davullar dövüldü, zurnalar halay havaları üfürdü, düğün dernek kutlandı." (Nezihe Araz)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü