İçinde ge olan 5 harfli 67 kelime var. İçerisinde GE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ge olan kelimeler listesine ya da sonu ge ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GELİM
-
-
[isim]
Gelmek işi
-
[isim]
Gelmek işi
- GERZE
-
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
- GEÇİŞ
-
-
[isim]
Geçmek işi
- "Bekleme sabırsızlığını çoktan kaybetmiş olduğum için vaktin geçişini pek fark etmiyordum."
-
Herhangi bir durumdaki değişme; intikal
- "Geçiş dönemi."
-
Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton
-
[müzik]
Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama
-
[isim]
Geçmek işi
- GELİŞ
-
-
[isim]
Gelmek işi; vürut
- "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim"
-
[isim]
Gelmek işi; vürut
- GEÇİT
-
-
[isim]
Geçmeye yarayan yer, geçecek yer
- "Başka türlü düşünmek, köprüyü bırakıp çayda geçit aramaya benzer."
-
[coğrafya]
İki dağ arasında dar ve uzun yol; argıt, derbent
-
[isim]
Geçmeye yarayan yer, geçecek yer
- BİLGE
-
-
[sıfat]
Geniş ve derin bilgi sahibi olan, bunu en doğru ve yararlı biçimde kullanan, iyi ahlaklı, olgun ve örnek (kimse); hakim
-
Olayları erdem ve bilgiden gelen bir üstünlükle değerlendiren (kimse)
- "Sokrates yalnız öğrettikleriyle değil öğretme yoluyla da örnek bir bilgedir."
-
[sıfat]
Geniş ve derin bilgi sahibi olan, bunu en doğru ve yararlı biçimde kullanan, iyi ahlaklı, olgun ve örnek (kimse); hakim
- GEÇER
-
-
[sıfat]
Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan
- "Geçer para."
-
Beğenilen; makbul
-
Geçme özelliği olan
-
[isim]
Bakınız geçer not
- "Türkçe dersinden geçer almışım."
-
[sıfat]
Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan
- GEÇİM
-
-
[isim]
Geçinmek işi; maişet
- "Geçimini dülgerlikle sağlardı."
-
Anlaşma, uyum
- "Aralarında geçim yok."
-
[isim]
Geçinmek işi; maişet
- GELİR
-
-
[isim]
Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para; hasılat, varidat
- "Saklanan bir gelir vardı ki aç, çıplak kalmıyorlardı."
-
Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri; varidat, irat
-
[isim]
Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para; hasılat, varidat
- İLGEÇ
-
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız edat
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız edat
- GEREN
-
-
[isim, ağızlardan]
Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak
-
[isim, ağızlardan]
Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak
- GEBEŞ
-
-
[sıfat, argo]
Karnı şiş olan (kimse)
-
Göbeği öne çıkık, bodur ve şişman (kimse)
-
Aptal, sersem (kimse)
-
Tembel, uyuşuk, beceriksiz (kimse)
-
[sıfat, argo]
Karnı şiş olan (kimse)
- ÇİZGE
-
-
[isim]
Bakınız grafik
- "Çalışma konusunun resim, çizge ve çizelgelerle gösterilmesi, işlenilen materyalin, ölçülerin, toleransların, ağırlıkların ve normların bildirilmesi…"
-
[isim]
Bakınız grafik
- GEREK
-
-
[isim]
Varlığına ihtiyaç duyulan, yapılması, edinilmesi icap eden şey; lüzum
- "Vaziyeti bir bütün hâlinde ve bir anda kestirdikten sonra anların gereklerine göre davranırım."
-
Herhangi bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi için şart olan şey; ister, icap
- "Fakat onun için çıplak olmam gerek."
-
[sıfat]
Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen; lazım
-
[zarf]
Şart cümlelerinde güçlü ihtimal bildirir
- "Bu düşünce namusu dedikleri de epeyce önemli bir iş olsa gerek."
-
[isim]
Varlığına ihtiyaç duyulan, yapılması, edinilmesi icap eden şey; lüzum
- BELGE
-
-
[isim]
Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.; vesika, doküman
-
[isim]
Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.; vesika, doküman
- GELEN
-
-
[sıfat]
Gelme işini yapan (kimse veya nesne)
-
[fizik]
Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın)
-
[sıfat]
Gelme işini yapan (kimse veya nesne)
- GEBRE
-
-
[isim]
Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese
- "Gebre, kıldan, hamam kesesine benzer yapılmıştır."
-
[isim]
Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese
- LİGER
-
Kelime Kökeni: İngilizce liger
-
[isim]
Erkek aslanla dişi kaplanın çiftleşmesinden doğan yavru
-
[isim]
Erkek aslanla dişi kaplanın çiftleşmesinden doğan yavru
- ÇERGE
-
-
[isim]
Derme çatma çadır, göçebe çadırı
- "Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular."
-
Çingene çadırı
-
[tarih]
Bakınız otağ
-
[isim]
Derme çatma çadır, göçebe çadırı
- ERGEN
-
-
[sıfat]
Döl verebilecek duruma gelmiş olan; erin, yeni yetme, akil baliğ, baliğ
-
Bakınız bekâr
-
[sıfat]
Döl verebilecek duruma gelmiş olan; erin, yeni yetme, akil baliğ, baliğ