İçinde ge olan 4 harfli 17 kelime var. İçerisinde GE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ge olan kelimeler listesine ya da sonu ge ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AGEL
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿagel
-
[isim]
Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ
- "Burmalı agel, süslü bir taçtan farksızdı başında."
-
[isim]
Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ
- İMGE
-
-
[isim]
Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey; hayal
-
Genel görünüş; imaj
- "Efsanevi asi kız imgesine, bu imgenin kararlı ödünsüzlüğüne kavuşabilirdi."
-
[ruh bilimi]
Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri; hayal, imaj
-
[ruh bilimi]
Duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesneler ve olaylar; düş, hayal, imaj
-
[isim]
Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey; hayal
- ÖZGE
-
-
[sıfat]
Bakınız başka
- "Güzel sever diye isnat ederler / Benim Hak'tan özge sevdiğim mi var?"
-
[sıfat]
Bakınız başka
- ÖRGE
-
-
[isim]
Bakınız motif
-
[isim]
Bakınız motif
- GENÇ
-
-
[sıfat]
Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı
- "Eliyle işaret etti genç adama."
-
Çocukluktan çıkmış yetişkin kimse
-
Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan)
- "Genç ağaç. Genç at."
-
Gençlikteki özelliklerini koruyan; dinç
-
Zihin bakımından yeterince gelişmemiş; toy (I)
-
[mecaz]
Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan
- "Atatürk'ün tabutu arkasından ağlayan on beş milyon Türk'ün yaşadığı genç Türkiye mutluydu."
-
[sıfat]
Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı
- GECE
-
-
[isim]
Akşamdan sonra başlayan ve gün ağarıncaya kadar geçen zaman dilimi; tün, şeb
- "Kel Hasan kumpanyası o gece bir komedi dram oynuyordu."
-
Bu süre içindeki karanlık
-
Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleyin düzenlenen toplantı
- "Bütün çalgıları, dansları, şarkıları ve bütün külfetleriyle o geceler geldi çattı."
-
[zarf]
Bakınız geceleyin
- "Yalnız gece oynatılan kuklalar da vardır."
-
[isim]
Akşamdan sonra başlayan ve gün ağarıncaya kadar geçen zaman dilimi; tün, şeb
- GEZİ
-
-
[isim]
Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk; seyahat
-
Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılan yolculuk
- "Kafile, rol alan şahıslar tarafından yapılan türlü oyunlarla geziyi tamamlar."
-
[isim]
Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk; seyahat
- MÜGE
-
Kelime Kökeni: Fransızca muguet
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız inci çiçeği
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız inci çiçeği
- GEBE
-
-
[sıfat]
Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan); yüklü, hamile, iki canlı, aylı
- "Gebe kadın. Gebe inek."
-
[tıp]
İçinde oğulcuk veya dölüt bulunan (döl yatağı)
-
[mecaz]
Bir birikim sonucu ortaya çıkması beklenen (durum veya olaylar)
-
[mecaz]
Minnet altında kalan
-
[sıfat]
Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan); yüklü, hamile, iki canlı, aylı
- GELE
-
-
[isim]
Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, oyuna devam etmesine yaramayan zar
-
[isim]
Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, oyuna devam etmesine yaramayan zar
- İZGE
-
-
[isim]
Bakınız çeşitlilik
-
[isim]
Bakınız çeşitlilik
- GETR
-
Kelime Kökeni: Fransızca guêtre
-
[isim]
Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten kumaş veya köseleden yapılmış bir tozluk türü
- "Belinde manevra kayışı, ayaklarında getrler, mahmuzlar, yanında da kasatura."
-
[isim]
Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten kumaş veya köseleden yapılmış bir tozluk türü
- GEDA
-
Kelime Kökeni: Farsça gedā
- GENE
-
-
[zarf]
Bakınız yine
- "Gene göğün gözleri bir gün yaşarmayacak / Geri kalan olursa gidenleri sayacak"
-
[zarf]
Bakınız yine
- GEÇE
-
-
[zarf]
Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken
- "Sekizi çeyrek geçe üçüncü kata çıkıp altı numaranın önünde durdu."
-
[zarf]
Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken
- GEMİ
-
-
[isim, denizcilik]
Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt; sefine
- "Bu yolculuğa bizi götürecek bir tek gemi bulamadık."
-
[isim, denizcilik]
Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt; sefine
- GERİ
-
-
[isim]
Bakınız arka, ileri karşıtı
- "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi."
-
Bir şeyin sonu, sonucu
- "Sen gerisini düşünme."
-
Bir şeyin sona kalan bölümü
- "Yazının gerisi yarın yayımlanacak."
-
Geçmiş, mazi
- "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok."
-
Hayvanda boşaltım organının dışı
-
[sıfat]
Eksik gösteren (saat)
- "Bu saat beş dakika geridir."
-
[sıfat]
Aptal ve salak olan
-
[sıfat, mecaz]
Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş
- "Geri düşünce. Geri adam."
-
[zarf]
Geriye doğru
- "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum."
-
[ünlem]
"Geri dön, geri git!" anlamında bir söz
- "Bir kurşun kavuğumu devirdi. Biri kulağımı yaladı. Geri, diye haykırdım. Geri!.."
-
[isim]
Bakınız arka, ileri karşıtı