İçinde ev olan 6 harfli 118 kelime var. İçerisinde EV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ev olan kelimeler listesine ya da sonu ev ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ev Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EV, VE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PEŞREV
-
Kelime Kökeni: Farsça pīş-rev
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça
- "Bir giriş bölümünü birlikte dinliyoruz, ağır bir peşrev eşliğinde birbirimizi yokluyoruz."
-
[spor]
Güreşe tutuşmadan önce pehlivanların ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifçe sıçrayarak yaptıkları gösteri
-
[edebiyat]
Halk hikâyelerinde, türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mâni türünden küçük türküler
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça
- DEVLET
-
Kelime Kökeni: Arapça devlet
-
[isim, hukuk, toplum bilimi]
Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık; ülke
-
Bu tüzel varlığın yönetim organları
- "Devlet hizmetinde epeyce ileride sayılanlardan olsa gerek."
-
[mecaz]
Yüksek makam
-
[mecaz]
Bakınız mutluluk
- "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi"
-
[mecaz]
Kişinin bahtı
-
[isim, hukuk, toplum bilimi]
Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık; ülke
- MEVSUF
-
Kelime Kökeni: Arapça mevṣūf
-
[sıfat, eskimiş]
Nitelenmiş, nitelikleriyle belirlenmiş
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız tamlanan
-
[sıfat, eskimiş]
Nitelenmiş, nitelikleriyle belirlenmiş
- NEVROZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca névrose
-
[isim, ruh bilimi]
Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren, kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı; sinirce
-
[isim, ruh bilimi]
Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren, kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı; sinirce
- ŞEVKLİ
-
-
[sıfat]
Şevki olan
- "Ben onun kadar şevkli oyuncu tanımadım."
-
[sıfat]
Şevki olan
- EDEVAT
-
Kelime Kökeni: Arapça edevāt
-
[isim]
Bir iş için gerekli olan malzemelerin, parçaların tümü
- "Taş binanın bir odasını mantarlardan, çivilerden ve balıkçı edevatından bir döşeme bürümüştü."
-
[isim]
Bir iş için gerekli olan malzemelerin, parçaların tümü
- ÇAYEVİ
-
-
[isim]
Çay, kahve vb. içeceklerin hazırlandığı, satıldığı ve içildiği küçük iş yeri; çaycı, çayhane
-
[isim]
Çay, kahve vb. içeceklerin hazırlandığı, satıldığı ve içildiği küçük iş yeri; çaycı, çayhane
- MEVLİT
-
Kelime Kökeni: Arapça mevlid
-
[isim]
Hz. Muhammed'in doğumunu, hayatını anlatan mesnevi
-
Bu mesnevinin okunduğu dinî tören
- "Daha mevlit bitmeden dört aydır yağmayan yağmur dışarısını sel içinde bıraktı."
-
[eskimiş]
Doğma, doğum
-
[eskimiş]
Doğum yeri, insanın doğduğu yer
-
[isim]
Hz. Muhammed'in doğumunu, hayatını anlatan mesnevi
- CEVVAL
-
Kelime Kökeni: Arapça cevvāl
-
[sıfat]
Davranışları çabuk ve kesin olan
- "Orhan Tahsin'in cevval zekâsına, onun coşkulu ve hiç boş olmayan, hep kültür özüyle dolu konuşmalarına her kadın kolay ayak uyduramazdı."
-
[sıfat]
Davranışları çabuk ve kesin olan
- KIZEVİ
-
-
[isim]
Bakınız kız tarafı
-
[isim]
Bakınız kız tarafı
- MEVALİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mevālī
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde görev yapan yüksek dereceli ilim adamları
-
Özgür bırakılmış köleler
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde görev yapan yüksek dereceli ilim adamları
- HEVENK
-
Kelime Kökeni: Farsça āveng
-
[isim]
Bir ipe, bir çubuğa geçirilmiş, dizilmiş veya birbirine bağlanmış yaş meyve ve sebze bağı
- "Tavanda hevenk hevenk üzümler, elmalar, armutlar, ayvalar sarkıyordu."
-
[isim]
Bir ipe, bir çubuğa geçirilmiş, dizilmiş veya birbirine bağlanmış yaş meyve ve sebze bağı
- TEVKİF
-
Kelime Kökeni: Arapça tevḳīf
-
[isim, eskimiş]
Bakınız durdurma
-
[hukuk]
Bir suç dolayısıyla birini tutuklama
-
[isim, eskimiş]
Bakınız durdurma
- SEVİNÇ
-
-
[isim]
İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku; kıvanç, meserret, sürur
- "İçim sevinç dolu, annemin yanına gidiyorum, öpüşüyoruz."
-
[isim]
İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku; kıvanç, meserret, sürur
- DEVELİ
-
-
[isim]
Kayseri iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kayseri iline bağlı ilçelerden biri
- ÖLÜEVİ
-
-
[isim]
Cenaze sahibinin evi
-
Bir ferdi veya yakını ölmüş olan aile; cenazeevi, yasevi
-
[isim]
Cenaze sahibinin evi
- TEVKİL
-
Kelime Kökeni: Arapça tevkīl
-
[isim, eskimiş]
Vekil etme
-
[isim, eskimiş]
Vekil etme
- MEVZUN
-
Kelime Kökeni: Arapça mevzūn
-
[sıfat, eskimiş]
Biçimli, düzgün, oranlı olan
- "Mevzun vücut."
-
[edebiyat]
Bakınız ölçülü
- "Olsa olsa mevzun cümlelerden mürekkep bir parçayı iyi kıraat etmiş olur."
-
[sıfat, eskimiş]
Biçimli, düzgün, oranlı olan
- ŞEVKET
-
Kelime Kökeni: Arapça şevket
-
[isim, eskimiş]
Bakınız büyüklük
-
[isim, eskimiş]
Bakınız büyüklük
- EVİRME
-
-
[isim, fizik]
Bakınız evirtim
-
[mantık]
Bir önermenin konusunu yüklem, yüklemini de konu durumuna getirerek vargısı doğru olan yeni bir önerme çıkarma; akis
- ""Hiçbir insan ölümsüz değildir" önermesinden evirme yoluyla "hiçbir ölümsüz insan değildir" önermesi çıkarılabilir."
-
[isim, fizik]
Bakınız evirtim