İçinde ede olan 8 harfli 32 kelime var. İçerisinde EDE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ede olan kelimeler listesine ya da sonu ede ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ede Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E E

3 Harfli Kelimeler

EDE

2 Harfli Kelimeler

DE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NEDENSEL

  1. [sıfat, felsefe] Nedenle ilgili olan, sebep niteliğinde olan; illî
MÜŞAHEDE

Kelime Kökeni: Arapça muşāhede

  1. [isim] Bakınız görme
  2. Bakınız gözlem
    • "Bu hastalığın gösterdiği çeşitli araz üzerindeki sayısız müşahedelerim bana bir nevi pratik ihtisas temin etmişti." (Reşat Nuri Güntekin)
MÜZAYEDE

Kelime Kökeni: Arapça muzāyede

  1. [isim] Bakınız açık artırma
    • "Sanırım onu yurt dışında bulunduğu sırada bir müzayededen almış." (İnci Aral)
KAZAZEDE

Kelime Kökeni: Arapça ḳażāʾ + Farsça -zede

  1. [isim] Kazaya uğramış, kaza geçirmiş olan kimse
    • "Birdenbire, elindeki suyu günlerce idareye mecbur bir kazazede hâline geldim." (Necip Fazıl Kısakürek)
NEDENSİZ

  1. [sıfat, zarf] Bakınız sebepsiz
    • "Sürekli tetikte duruş hâlimiz psişik bir görünüm arz ediyorsa herhâlde nedensiz değil." (Adalet Ağaoğlu)
    • "Nedensiz kuş uçmaz denir. Arasam sıralayabilirim birkaç neden." (Nezihe Meriç)
  2. [sıfat, zarf] Bakınız niçinsiz
EDEMEMEK

  1. yapamamak, yapmadan duramamak
    • "Bununla birlikte, arada bir senin kulağına, karakterinle bağdaşmayacak sözler fısıldamadan edemedim." (İhsan Oktay Anar)
  2. yeterli olmamak
DEMBEDEM

Kelime Kökeni: Farsça dembedem

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız ara sıra
PEDERLİK

  1. [isim] Peder olma durumu
EDEBİLME

  1. [isim] Edebilmek işi
MEDENİCE

  1. [zarf] Bakınız uygarca
GÜRPEDEK

  1. [zarf] Bakınız ansızın
    • "Dağın dört yanına yayılı kollarını çekip de bir yerde toplamış, yükseklerden taşa taşa gelip de Feyezan’ı gürpedek sarıp sarmalamış gibiydi." (Oğuzhan Yeşiltuna)
EDEBİYAT

Kelime Kökeni: Arapça edebiyyāt

  1. [isim] Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı; yazın (II), gökçe yazın
    • "Edebiyat hocasıyken talebeme bu nesir sanatından bir defa bahsetmiştim." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi; literatür
    • "Hekimlik edebiyatı."
  3. [mecaz] İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler
BEDESTEN

Kelime Kökeni: Farsça bezistān

  1. [isim] Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı çarşı
    • "Bedestende kötü şeyler arasına karışmış antika mallar gibi bunları seçmek de herkesin işi değil." (Nâzım Hikmet)
HAYBEDEN

  1. [zarf] Zahmet çekmeden
AFETZEDE

Kelime Kökeni: Arapça āfet + Farsça -zede

  1. [isim] Afete uğramış, afet görmüş kimse
    • "Bugün Ferhat Kayası’na giden yolun üst tarafına çadırlar kurmuş afetzedelerle görüşmüştüm." (Yaşar Kemal)
BEDENSİZ

  1. [sıfat] Bedeni olmayan
    • "Ama herkesi kıvranan, titreyen, kesikleşen, hırçınlaşan sesi ve karanlığın içinde bedensizmiş gibi görünen yüzü etkilemişti." (Barış Balcıoğlu)
YEDEKLİK

  1. [isim] Yedek olma durumu
MÜCAHEDE

Kelime Kökeni: Arapça mucāhede

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gayret
    • "Uzun tedris ve terbiye hayatınız, evvela müşkülatla dolu ve sonrası zafere ermiş çetin bir mücadele ve mücahede hayatıdır." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. [din bilimi] Kutsal ülküler uğruna savaşma, cihat etme
  3. Benlik ve bencillikten kurtulmak ve nefsi yenmek için çalışma, uğraşma, mücadele etme
KÜTTEDEK

  1. [zarf] Birdenbire "küt" diye ses çıkararak
    • "Bir ara küttedek bir şeye çarptık." (Ömer Seyfettin)
KEDERSİZ

  1. [sıfat] Keder içinde olmayan; ızdırapsız
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü