İçinde ede olan 8 harfli 32 kelime var. İçerisinde EDE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ede olan kelimeler listesine ya da Sonu ede ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
D E E Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
EDE
2 Harfli Kelimeler
DE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAZAZEDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kazaya uğramış, kaza geçirmiş olan kimse
- "... şu dakikada o gafil kazazedelerden biriydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Kazaya uğramış, kaza geçirmiş olan kimse
- DEMBEDEM
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[zarf]
Zaman zaman
-
[zarf]
Zaman zaman
- NEDENSİZ
-
-
[sıfat]
Nedeni olmayan, sebepsiz
-
[zarf]
Bir sebebi olmadan
- "Nedensiz kuş uçmaz denir. Arasam, sıralayabilirim birkaç neden." (Nezihe Meriç)
-
[sıfat]
Nedeni olmayan, sebepsiz
- YEDEKLİK
-
-
[isim]
Yedek olma durumu
-
[isim]
Yedek olma durumu
- SEDEFKAR
- ...
- MÜŞAHEDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Görme
- "Burada, bir hakikati beraber müşahede etmeliyiz." (Atatürk)
-
Gözlem
-
[isim]
Görme
- MEDENİCİ
-
-
[isim]
Medeni hukuk dersini veren öğretim üyesi
-
[isim]
Medeni hukuk dersini veren öğretim üyesi
- GÜRPEDEK
-
-
[zarf]
Ansızın
-
[zarf]
Ansızın
- AFETZEDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Afete uğramış, afet görmüş kimse
-
[isim]
Afete uğramış, afet görmüş kimse
- EDEMEMEK
-
-
yapamamak, yapmadan duramamak
- "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu." (Haldun Taner)
- "O zamanlar denize girmeden edemediği için bu nezleyi bir türlü geçiremediğini anlattı." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Etme eyleme ağabey, ben ne yaptım?" (Sait Faik Abasıyanık)
-
yeterli olmamak
- "İyi ettiniz de geldiniz."
-
yapamamak, yapmadan duramamak
- BEDESTEN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı tarihî çarşı
-
[isim]
Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı tarihî çarşı
- HAYBEDEN
-
-
[zarf]
Zahmet çekmeden, bedavadan
-
[zarf]
Zahmet çekmeden, bedavadan
- MEDENİCE
- ...
- EDEBİYAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın (II)
- "Edebiyat hocasıyken talebeme bu nesir sanatından bir defa bahsetmiştim." (Falih Rıfkı Atay)
- "Biz edebiyat yapmıyoruz, gazetecilik ediyoruz, modern gazetecilik!" (Memduh Şevket Esendal)
-
Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür
- "Hekimlik edebiyatı."
-
İçten olmayan, gereksiz, boş sözler
-
[isim]
Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın (II)
- BEDENSİZ
- ...
- MÜCAHEDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Çalışma, gayret
-
Allah yolunda savaşma
-
[isim]
Çalışma, gayret
- NEDENSEL
-
-
[sıfat]
Nedenle ilgili olan, sebep niteliğinde olan, illî
-
[sıfat]
Nedenle ilgili olan, sebep niteliğinde olan, illî
- KEDERSİZ
-
-
[sıfat]
Acısız, üzüntüsüz
-
[sıfat]
Acısız, üzüntüsüz
- BEDELSİZ
-
-
[sıfat]
Bedeli olmayan, bedel ödenilmeyen
-
Çok değerli, bedeli belirlenemeyen
- "İstanbul'un bu bedelsiz, ince ve kendini çok ağır satan güzellerini de düşündüm." (Halide Edip Adıvar)
-
[sıfat]
Bedeli olmayan, bedel ödenilmeyen
- PEDERANE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[zarf]
Babaya yakışır biçimde
-
[zarf]
Babaya yakışır biçimde