Sonunda ede olan 21 kelime var. EDE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ede olan kelimeler listesine ya da başında ede olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

FELAKETZEDE

10 Harfli Kelimeler

BANKERZEDE, DEPREMZEDE, GURBETZEDE

9 Harfli Kelimeler

DÖVİZZEDE

8 Harfli Kelimeler

AFETZEDE, KAZAZEDE, MÜCAHEDE, MÜŞAHEDE, MÜZAYEDE

7 Harfli Kelimeler

MUAHEDE, MUAYEDE, SELZEDE

6 Harfli Kelimeler

ARBEDE, AYDEDE, GEREDE, NEREDE, REZEDE

4 Harfli Kelimeler

DEDE, ZEDE

3 Harfli Kelimeler

EDE

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ede Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E E

3 Harfli Kelimeler

EDE

2 Harfli Kelimeler

DE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FELAKETZEDE

Kelime Kökeni: Arapça felāket + Farsça -zede

  1. [sıfat] Felakete uğramış (kimse)
    • "Batan bir gemide birbirini arayıp bulduktan sonra sarmaş dolaş olmuş felaketzedelere benziyorlar." (Necip Fazıl Kısakürek)
DEPREMZEDE

Kelime Kökeni: Türkçe deprem + Farsça -zede

  1. [isim] Depremde zarar görmüş kimse
    • "Eksi yirmi derecede Kızılay'ın çadırları içinde titreşen depremzedeler, donmama savaşı veriyor." (Haldun Taner)
BANKERZEDE

Kelime Kökeni: Fransızca banquier + Farsça -zede

  1. [isim] Banker ile olan iş ilişkilerinde zarara uğrayan kimse
    • "Yüz binlerce bankerzede yetkililerin kapısına dayandı." (Semih Hiçyılmaz)
GURBETZEDE

Kelime Kökeni: Arapça ġurbet + Farsça -zede

  1. [isim] Gurbete düşmüş kimse
DÖVİZZEDE

Kelime Kökeni: Fransızca devise + Farsça -zede

  1. [isim] Bankalara dövizle borçlanıp borcunu ödeyemeyerek edindiği malı yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalan kimse
MÜZAYEDE

Kelime Kökeni: Arapça muzāyede

  1. [isim] Bakınız açık artırma
    • "Sanırım onu yurt dışında bulunduğu sırada bir müzayededen almış." (İnci Aral)
AFETZEDE

Kelime Kökeni: Arapça āfet + Farsça -zede

  1. [isim] Afete uğramış, afet görmüş kimse
    • "Bugün Ferhat Kayası’na giden yolun üst tarafına çadırlar kurmuş afetzedelerle görüşmüştüm." (Yaşar Kemal)
KAZAZEDE

Kelime Kökeni: Arapça ḳażāʾ + Farsça -zede

  1. [isim] Kazaya uğramış, kaza geçirmiş olan kimse
    • "Birdenbire, elindeki suyu günlerce idareye mecbur bir kazazede hâline geldim." (Necip Fazıl Kısakürek)
MÜCAHEDE

Kelime Kökeni: Arapça mucāhede

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gayret
    • "Uzun tedris ve terbiye hayatınız, evvela müşkülatla dolu ve sonrası zafere ermiş çetin bir mücadele ve mücahede hayatıdır." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. [din bilimi] Kutsal ülküler uğruna savaşma, cihat etme
  3. Benlik ve bencillikten kurtulmak ve nefsi yenmek için çalışma, uğraşma, mücadele etme
MÜŞAHEDE

Kelime Kökeni: Arapça muşāhede

  1. [isim] Bakınız görme
  2. Bakınız gözlem
    • "Bu hastalığın gösterdiği çeşitli araz üzerindeki sayısız müşahedelerim bana bir nevi pratik ihtisas temin etmişti." (Reşat Nuri Güntekin)
SELZEDE

Kelime Kökeni: Arapça seyl + Farsça -zede

  1. [isim] Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse
MUAHEDE

Kelime Kökeni: Arapça muʿāhede

  1. [isim, eskimiş] Bakınız antlaşma
    • "Moskova hükümdarının çarlık ünvanını ve Kudüs Ortodoks Kilisesi üzerindeki himaye hakkını tanımışlardı" (Falih Rıfkı Atay)
MUAYEDE

Kelime Kökeni: Arapça muʿāyede

  1. [isim, eskimiş] Bakınız bayramlaşma
AYDEDE

  1. [isim] Çocuk dilinde ay
    • "İki sahilde pencerelerden damla damla taşan ışıklar güzel aydedeye göz kırpmakta yıldızlarla rekabet ediyor sanılır." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
REZEDE

  1. [isim, bitki bilimi] Muhabbet çiçeğigillerden, 1,5 metre yüksekliğinde, tohumlarından kandil yağı, çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki; rezede çiçeği (Reseda luteola)
NEREDE

  1. [zarf] Hangi yerde?
    • "Şimdi sen, kızın nerede olduğunu bilmiyor musun?" (Ahmet Ümit)
  2. [ünlem] "İmkânsız" anlamında kullanılan bir söz
    • "Sözde hislerimi, hatıralarımı günü gününe yazacaktım. Nerede!" (Ömer Seyfettin)
GEREDE

  1. [isim] Bolu iline bağlı ilçelerden biri
ARBEDE

Kelime Kökeni: Arapça ʿarbede

  1. [isim] Birçok kişinin karıştığı gürültülü, patırtılı kavga; patırtı
    • "İşler arapsaçına döner ve doğacak arbedeleri de önlemenin çaresi bulunmaz." (Kerim Korcan)
DEDE

  1. [isim] Torunu olan erkek; büyükbaba, büyükpeder
    • "Dedenin kabri yanında bir çukur kazılmış." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Bakınız ata
    • "Dedelerimiz çok eski zamandan beri yiğitlikle bellenmiş idiler." (Ahmed Hilmi)
  3. Mevlevi tarikatında çile doldurmuş olan dervişlere verilen ünvan
  4. [ünlem, teklifsiz konuşmada] Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü
ZEDE

Kelime Kökeni: Farsça zede

  1. [isim] Vurma, çarpma, düşme sonunda oluşan yara veya ezilme
    • "Bunları kâhince bildiğinden mi nedir, kırmızıdan mora, yeşilden kırmızıya geçişli elmalarla birlikte altın sarısı boyananlarla koyu yeşillerin benekli olanları da yere düşme zedesini tanımıyorlar." (Temel Sönmez)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü