İçinde ede olan 6 harfli 14 kelime var. İçerisinde EDE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ede olan kelimeler listesine ya da sonu ede ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ede Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E E

3 Harfli Kelimeler

EDE

2 Harfli Kelimeler

DE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BEDEVİ

Kelime Kökeni: Arapça bedevī

  1. [isim] Çölde, çadırda yaşayan göçebe
    • "İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [mecaz] Böyle bir hayat sürdüren kimse
    • "Devriyeler, isyancılara silah götüren bedevileri yakalamışlar." (Attilâ İlhan)
  3. Çölle ilgili
EDEBEN

Kelime Kökeni: Arapça edeben

  1. [zarf] Edep gereği, edebe uyarak
    • "Padişah kulu olduklarından padişahlar cuma selamlığına çıkmazlarsa edeben onlar da çıkmazlar, sefere gitmezlerse onlar da gitmezler..." (Midhat Sertoğlu)
EDEPLİ

  1. [sıfat] Bakınız uslu
  2. [zarf] Ahlaka uygun bir biçimde
    • "İstanbul'daki patronun edepli bulmadığı yazı buydu." (Çetin Altan)
ÇEDENE

  1. [isim, ağızlardan] Kendirin tohumu
NEREDE

  1. [zarf] Hangi yerde?
    • "Şimdi sen, kızın nerede olduğunu bilmiyor musun?" (Ahmet Ümit)
  2. [ünlem] "İmkânsız" anlamında kullanılan bir söz
    • "Sözde hislerimi, hatıralarımı günü gününe yazacaktım. Nerede!" (Ömer Seyfettin)
REZEDE

  1. [isim, bitki bilimi] Muhabbet çiçeğigillerden, 1,5 metre yüksekliğinde, tohumlarından kandil yağı, çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki; rezede çiçeği (Reseda luteola)
GEREDE

  1. [isim] Bolu iline bağlı ilçelerden biri
EDEVAT

Kelime Kökeni: Arapça edevāt

  1. [isim] Bir iş için gerekli olan malzemelerin, parçaların tümü
    • "Taş binanın bir odasını mantarlardan, çivilerden ve balıkçı edevatından bir döşeme bürümüştü." (Sait Faik Abasıyanık)
MEDENİ

Kelime Kökeni: Arapça medenī

  1. [sıfat] Kentlileşmiş, kırsallıktan kurtulmuş
  2. Bakınız uygar
    • "Orada medeni bir insan gibi yaşamak, hasılı oraya yerleşmek istiyordu." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. [zarf] Uygar biçimde
    • "Çok ayıp oldu; sözlerini, istediğini daha medeni anlatabilirdi." (Kerim Korcan)
ARBEDE

Kelime Kökeni: Arapça ʿarbede

  1. [isim] Birçok kişinin karıştığı gürültülü, patırtılı kavga; patırtı
    • "İşler arapsaçına döner ve doğacak arbedeleri de önlemenin çaresi bulunmaz." (Kerim Korcan)
AYDEDE

  1. [isim] Çocuk dilinde ay
    • "İki sahilde pencerelerden damla damla taşan ışıklar güzel aydedeye göz kırpmakta yıldızlarla rekabet ediyor sanılır." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
ZEDELİ

  1. [sıfat] Zedelenmiş olan
FEDERE

Kelime Kökeni: Fransızca fédéré

  1. [sıfat] Bir federasyona bağlı olan
  2. [isim] Bir konfederasyonun üyesi
BEDENİ

Kelime Kökeni: Arapça bedenī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız bedensel
    • "Hastaları ziyarete gider, onlara bedenî yardımda bulunurlar." (Necip Fazıl Kısakürek)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü