İçinde ede olan 5 harfli 12 kelime var. İçerisinde EDE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ede olan kelimeler listesine ya da sonu ede ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ede Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E E

3 Harfli Kelimeler

EDE

2 Harfli Kelimeler

DE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PEDER

Kelime Kökeni: Farsça peder

  1. [isim] Bakınız baba
    • "Ben, rahmetli pederden miras kalan bakkal dükkânını işletirim." (Ahmet Ümit)
  2. Bakınız papaz
SEDEF

Kelime Kökeni: Arapça ṣadef

  1. [isim] Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde
  2. [sıfat] Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş
    • "Sedef saplı avcı bıçağı duvarda, taşın üstünde cızırdıyor sanki." (Tarık Buğra)
  3. [tıp] Bakınız sedef hastalığı
KEDER

Kelime Kökeni: Arapça keder

  1. [isim] Maddi ve manevi olarak duyulan aşırı üzüntü; elem, ızdırap, inkıbaz
    • "Hiçbir kederim yoktu ki onun bir tatlı kelamıyla bertaraf olmasın." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
BEDEN

Kelime Kökeni: Arapça beden

  1. [isim] İnsan ve hayvan vücudunda baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm; gövde
    • "Yemen halkı yaz günlerinde bedenlerini serinletmek için kabuğu kaynatıp içerler." (Salâh Birsel)
  2. Giysilerde ölçü
  3. Kale duvarı
BEDEL

Kelime Kökeni: Arapça bedel

  1. [isim] Bakınız fiyat
  2. Bir şeyin yerini tutabilen başka bir şey
    • "Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var." (Aka Gündüz)
  3. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse
  4. [sıfat, mecaz] Bakınız denk (II)
    • "Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki bütün bir hayata bedeldir." (Refik Halit Karay)
  5. [askerlik] Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para
    • "Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  6. [ağızlardan] Bir ücret karşılığında çalışan kimse
  7. [zarf] Karşılık olarak
HEDEF

Kelime Kökeni: Arapça hedef

  1. [isim] Nişan alınacak yer; nişangâh
  2. [mecaz] Gerçekleştirmek için tasarlanan şey
    • "Asıl önemlisi devlet büyük hedefler dikmişti; milletin benimsediği, övündüğü hedeflerdi bunlar." (Tarık Buğra)
  3. [mecaz] Varılacak yer, ulaşılacak son nokta; amaç, uğur (II)
    • "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" (Atatürk)
HEDER

Kelime Kökeni: Arapça heder

  1. [isim] Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma
CEDEL

Kelime Kökeni: Arapça cedel

  1. [isim, eskimiş] Karşısındakini susturmak için yapılan tartışma
  2. [mantık] Bakınız diyalektik
EDEBİ

Kelime Kökeni: Arapça edebī

  1. [sıfat] Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin; yazınsal
    • "Gazete idaresinde biriken edebî mecmuaların yapraklarını karıştırıyorum." (Ahmet Haşim)
  2. Edebiyat türlerinden biriyle kaleme alınmış, sanat değeri taşıyan; yazınsal
NEDEN

  1. [zarf] Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; ne
    • "Biz Şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz?" (Haldun Taner)
  2. [isim] Bakınız sebep
    • "İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden onu ayrıca ilgilendiriyor." (Attilâ İlhan)
  3. Bakınız niçin
  4. [felsefe] Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey; sebep, illet
MEDET

Kelime Kökeni: Arapça meded

  1. [isim] Yardım, imdat
    • "Bekleyiniz ha başlıyor ha başlayacak, ha bire medet efendim..." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [ünlem] "Yardım edin, imdat" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
YEDEK

  1. [sıfat] Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı
  2. Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan
    • "Demir çekme kapının yedek anahtarını ona armağan edip usulca cebine soktu." (Lâtife Tekin)
  3. [isim] Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı
  4. [isim] Hayvanı yedeğe alan ip
  5. [isim, edebiyat] Bakınız redif
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü