İçinde ede olan 5 harfli 12 kelime var. İçerisinde EDE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ede olan kelimeler listesine ya da sonu ede ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ede Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
EDE
2 Harfli Kelimeler
DE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PEDER
-
Kelime Kökeni: Farsça peder
- SEDEF
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣadef
-
[isim]
Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş
- "Sedef saplı avcı bıçağı duvarda, taşın üstünde cızırdıyor sanki."
-
[tıp]
Bakınız sedef hastalığı
-
[isim]
Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde
- KEDER
-
Kelime Kökeni: Arapça keder
-
[isim]
Maddi ve manevi olarak duyulan aşırı üzüntü; elem, ızdırap, inkıbaz
- "Hiçbir kederim yoktu ki onun bir tatlı kelamıyla bertaraf olmasın."
-
[isim]
Maddi ve manevi olarak duyulan aşırı üzüntü; elem, ızdırap, inkıbaz
- BEDEN
-
Kelime Kökeni: Arapça beden
-
[isim]
İnsan ve hayvan vücudunda baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm; gövde
- "Yemen halkı yaz günlerinde bedenlerini serinletmek için kabuğu kaynatıp içerler."
-
Giysilerde ölçü
-
Kale duvarı
-
[isim]
İnsan ve hayvan vücudunda baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm; gövde
- BEDEL
-
Kelime Kökeni: Arapça bedel
-
[isim]
Bakınız fiyat
-
Bir şeyin yerini tutabilen başka bir şey
- "Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var."
-
Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız denk (II)
- "Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki bütün bir hayata bedeldir."
-
[askerlik]
Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para
- "Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti."
-
[ağızlardan]
Bir ücret karşılığında çalışan kimse
-
[zarf]
Karşılık olarak
-
[isim]
Bakınız fiyat
- HEDEF
-
Kelime Kökeni: Arapça hedef
-
[isim]
Nişan alınacak yer; nişangâh
-
[mecaz]
Gerçekleştirmek için tasarlanan şey
- "Asıl önemlisi devlet büyük hedefler dikmişti; milletin benimsediği, övündüğü hedeflerdi bunlar."
-
[mecaz]
Varılacak yer, ulaşılacak son nokta; amaç, uğur (II)
- "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"
-
[isim]
Nişan alınacak yer; nişangâh
- HEDER
-
Kelime Kökeni: Arapça heder
-
[isim]
Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma
-
[isim]
Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma
- CEDEL
-
Kelime Kökeni: Arapça cedel
-
[isim, eskimiş]
Karşısındakini susturmak için yapılan tartışma
-
[mantık]
Bakınız diyalektik
-
[isim, eskimiş]
Karşısındakini susturmak için yapılan tartışma
- EDEBİ
-
Kelime Kökeni: Arapça edebī
-
[sıfat]
Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin; yazınsal
- "Gazete idaresinde biriken edebî mecmuaların yapraklarını karıştırıyorum."
-
Edebiyat türlerinden biriyle kaleme alınmış, sanat değeri taşıyan; yazınsal
-
[sıfat]
Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin; yazınsal
- NEDEN
-
-
[zarf]
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; ne
- "Biz Şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz?"
-
[isim]
Bakınız sebep
- "İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden onu ayrıca ilgilendiriyor."
-
Bakınız niçin
-
[felsefe]
Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey; sebep, illet
-
[zarf]
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; ne
- MEDET
-
Kelime Kökeni: Arapça meded
-
[isim]
Yardım, imdat
- "Bekleyiniz ha başlıyor ha başlayacak, ha bire medet efendim..."
-
[ünlem]
"Yardım edin, imdat" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
[isim]
Yardım, imdat
- YEDEK
-
-
[sıfat]
Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı
-
Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan
- "Demir çekme kapının yedek anahtarını ona armağan edip usulca cebine soktu."
-
[isim]
Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı
-
[isim]
Hayvanı yedeğe alan ip
-
[isim, edebiyat]
Bakınız redif
-
[sıfat]
Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı