İçinde dal olan 8 harfli 45 kelime var. İçerisinde DAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dal olan kelimeler listesine ya da sonu dal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Dal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A D L
3 Harfli Kelimeler
DAL
2 Harfli Kelimeler
AD, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HURDALIK
-
-
[isim]
Hurda yığını
-
Hurdanın atıldığı yer
-
[isim]
Hurda yığını
- SANDALYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣandaliyye
-
[isim]
Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası; kürsü
- "Odalarda mobilya namına, uzun, kısa yuvarlak bir sürü masayla sandalyeden başka bir şey yok."
-
[mecaz]
Makam, koltuk, mevki
- "Bunların gençliğe karşı aldıkları vaziyeti ben biraz sandalye vehminden doğmuş telakki ediyorum."
-
[isim]
Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası; kürsü
- DALAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Köpekler boğuşup birbirini ısırmak
-
[mecaz]
Ağız kavgası etmek
- "Günün birinde hain bir kedi bir kuyruk parçasını kapıp kaçmış, o da bunun için günlerce karısıyla dalaşmış."
-
[nesnesiz, -le]
Köpekler boğuşup birbirini ısırmak
- KOLOİDAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca colloïdal
-
[sıfat, kimya]
Zamk, jelatin yapısında olan, koloit nitelikleri taşıyan
-
[sıfat, kimya]
Zamk, jelatin yapısında olan, koloit nitelikleri taşıyan
- FUNDALIK
-
-
[isim]
Funda ile kaplı yer
- "Çok geçmeden bölük, arkasında ince bir toz bulutu bırakıp dikenli fundalıklar arasından tespih dizisi gibi aktı."
-
[isim]
Funda ile kaplı yer
- BUDALACA
-
-
[sıfat]
Aptala yakışan
- "Ağız söz söyler, en budalaca bir düşünceyi ortaya atar."
-
[zarf]
Bakınız aptalca
- "Budalaca gülen kızlara kızıyorum."
-
[sıfat]
Aptala yakışan
- SANDALET
-
Kelime Kökeni: Fransızca sandalette
-
[isim]
Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı; sandal (III)
- "Sandaletlerimi yeni ovulmuş tahta merdivenin başında çıkardım."
-
[isim]
Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı; sandal (III)
- BİNDALLI
-
-
[isim]
Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş, uzun kollu, boyu yere kadar uzanan, önü açık giysi
- "Düğün günü kuyruklu bindallı, sağdıç ve düğün sahiplerinin yakın çevrelerinden olan evli hanımlar (günümüzde genç kızlar) tarafından giyilmektedir."
-
Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile dal, yaprak ve çiçek motifi işlenmiş kumaşla yapılmış
- "İki yüz yıl önce Türk sanat inceliği ile yapılan bindallı bohçayı açtı, içinden bayrağımızı aldı."
-
[isim]
Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş, uzun kollu, boyu yere kadar uzanan, önü açık giysi
- MADALYON
-
Kelime Kökeni: Fransızca médaillon
-
[isim]
Boyna zincirle takılan, genellikle değerli metalden yapılmış, içine küçük resim gibi şeyler konulan, türlü biçimde süs eşyası
- "Fatih Sultan Mehmet’e hazırlanan en ilginç madalyon kuşkusuz Lorenzo de Medici tarafından armağan edilen madalyondur."
-
[isim]
Boyna zincirle takılan, genellikle değerli metalden yapılmış, içine küçük resim gibi şeyler konulan, türlü biçimde süs eşyası
- ADALESİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız kassız
-
[sıfat]
Bakınız kassız
- VİDALAMA
-
-
[isim]
Vidalamak işi
-
[isim]
Vidalamak işi
- ADALILIK
-
-
[isim]
Adalı olma durumu
-
[isim]
Adalı olma durumu
- DALKILIÇ
-
-
[zarf]
Kılıcını çekmiş olarak; yalın kılıç
- "Ben şimdi dalkılıç bunlara dalsam ya gücüm yeter ya da yetmez."
-
[zarf]
Kılıcını çekmiş olarak; yalın kılıç
- HARDALSI
-
-
[sıfat]
Hardala benzeyen, hardalı andıran, hardal gibi; hardalımsı
- "Hardalsı meyve."
-
[sıfat]
Hardala benzeyen, hardalı andıran, hardal gibi; hardalımsı
- DALAVERE
-
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun; kolpo
- "Gümrük dalaveresini bilmediğim için tüccar yanına giremedim."
-
[isim, teklifsiz konuşmada]
Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun; kolpo
- DALANMAK
-
-
[nesnesiz]
Dalama işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Dalama işine konu olmak
- DALGASIZ
-
-
[sıfat]
Dalgası olmayan
- "Girne’nin, etrafı iki dalgakıran setle çevrilmiş, kuytu, dalgasız fakat gayet küçük ve derin olmayan bir limanı vardır."
-
[sıfat]
Dalgası olmayan
- HARDALLI
-
-
[sıfat]
Hardalı olan
-
[sıfat]
Hardalı olan
- SARDALYA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
Hamsigillerden, ılık denizlerde yaşayan, gümüş renginde, pullu, konservesi ve tuzlaması yapılan küçük bir balık; ateş balığı (Sardina Pilchardus)
- "Şirketin biri fıçılar dolusu sardalya tuzluyordu."
-
[isim, hayvan bilimi]
Hamsigillerden, ılık denizlerde yaşayan, gümüş renginde, pullu, konservesi ve tuzlaması yapılan küçük bir balık; ateş balığı (Sardina Pilchardus)
- DALYANCI
-
-
[isim]
Dalyan sahibi olan kimse
-
Dalyanla balık avlayan kimse
-
[isim]
Dalyan sahibi olan kimse