İçinde dal olan 5 harfli 21 kelime var. İçerisinde DAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dal olan kelimeler listesine ya da sonu dal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Dal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A D L

3 Harfli Kelimeler

DAL

2 Harfli Kelimeler

AD, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ODALI

  1. [sıfat] Herhangi bir sayıda odası olan
    • "Ne bir teras ne bir taşlık. Sanırım iki odalı bir yerdi." (Ayla Kutlu)
  2. [isim, tarih] Topkapı Sarayı'nda oturan saray adamları
DALAŞ

  1. [isim] Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma
DALLI

  1. [sıfat] Dalları olan
  2. Üzerinde dal ve çiçek deseni bulunan (kumaş)
DALAN

  1. [isim, mimarlık] Bakınız lobi
DALAK

  1. [isim, anatomi] Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ
  2. [hayvan bilimi] Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları çok olan bir organ
  3. [ağızlardan] Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri
  4. [ağızlardan] Bakınız bal peteği
ABDAL

Kelime Kökeni: Arapça abdāl

  1. [isim, tarih] Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri
  2. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı
    • "Geygel Abdalları."
  3. Tasavvufta manevi üst bir rütbe
DALYA

Kelime Kökeni: İtalyanca taglia

  1. [ünlem] Bir şey sayılırken birim olarak alınan sayıya gelindiğinde söylenen uyarma sözü
    • "Dalya yüz! Dalya iki yüz!"
  2. Çocuk oyunlarında önceden belirlenen bir aşamaya gelme anında söylenen söz
DALMA

  1. [isim] Dalmak işi
    • "Silifke'de dalmaya başladılar ama bir gün, iki gün, on gün, denizde ilaç için olsun tek bir sünger bulamadılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. [spor] Güreşçinin ayaktayken birden eğilerek rakibinin bacaklarını kapması
EFDAL

Kelime Kökeni: Arapça efḍal

  1. [sıfat] Bakınız erdemli
  2. Yeğ tutulan, tercih edilen
DALIŞ

  1. [isim] Dalmak işi
    • "Sabah, hafif bir kahvaltıdan sonra demir aldık ve ilk dalış noktamıza hareket ettik." (İsmail Şahinbaş)
  2. [spor] Kalecinin rakipten gelen şutu uçarak gösterişli bir biçimde yakalaması; plonjon
DALIZ

  1. [isim, anatomi] İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü
DALGI

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız aymazlık
DALGA

  1. [isim] Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket
    • "Dışarıda nemli bir rüzgâr esiyordu, dalgalar durulmamış, yalnız biraz ağırlaşmıştı." (Azra Erhat)
  2. Hava, moda, sağlık vb. alanlarda belirli bir süre gelip etkisini gösteren geçici durum
    • "Sıcak dalgası. Aerobik dalgası."
  3. Bakınız hareketlilik
  4. Bir yüzeydeki kıvrım
    • "Geniş dalgalarla uzanıp giden ovaların yüzünde ne bir köy görünüyor ne de ufacık olsun bir ağaç." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Saçların kıvrım genişliği
  6. [argo] Gizli iş, dalavere
    • "Film çevirme dalgasıyla para kazanıyorlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  7. [argo] Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu
  8. [argo] Dalgın olma
  9. [argo] Geçici sevgili
  10. [argo] Geçici aşk ilişkisi
  11. [mecaz] Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri
  12. [fizik] Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi
    • "Kısık sesinin her dalgası içimi korkunç bir acıyla tırmalıyor." (Halide Edip Adıvar)
DALSI

  1. [sıfat] Dalı andıran, dala benzeyen, dal gibi
  2. Görevi, biçimi ve durumu yaprağa benzeyen yassı (dal)
CİDAL

Kelime Kökeni: Arapça cidāl

  1. [isim, askerlik] Bakınız savaş
    • "Onun büyük vatanperver olması için açık ve müspet bir cidale razı olması şarttı." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. Birbirine karşı ağır sözler söylemek suretiyle yapılan kavga
PEDAL

Kelime Kökeni: Fransızca pédale

  1. [isim] Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen; ayaklık
ADALE

Kelime Kökeni: Arapça ʿażale

  1. [isim, anatomi] Bakınız kas
    • "Adale gerginliği ve ağrısı ekseri sabah erken saatlerde fazla hissedilir." (Ünal Değerli)
ADALI

  1. [sıfat] Ada halkından olan (kimse)
    • "Adayı ve adalıları o kadar sevmeme rağmen bir türlü yıldızım barışmamıştır." (Burhan Felek)
BADAL

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız merdiven
  2. Kardan veya çamurdan oluşan çukur
    • "Derince bir badala girdik; sol ayağımı içeri çektim, debriyaja bastım." (Nevzat Üstün)
EDALI

  1. [sıfat] Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan
    • "... çıplak baldırlı, şalvarlı, sarıklı, hamarat tavırlı, kahraman edalı birçok yedekçiler kayıklara doğru ipler, halatlar atıyor ve kayıkları çekiyorlardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Tavırları hoş, nazlı, işveli olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü