İçinde dak olan 6 harfli 10 kelime var. İçerisinde DAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dak olan kelimeler listesine ya da sonu dak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Dak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A D K

2 Harfli Kelimeler

AD, AK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SADAKA

Kelime Kökeni: Arapça ṣadaḳa

  1. [isim] Karşılık beklemeden ihtiyaç sahiplerine, fakirlere verilen para, mal vb.
    • "Sen bana niye söylemedin? Sadaka verirdik, adak adardık." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Dilenciye verilen para
DAKSİL

  1. [isim] Daktilo, bilgisayar, tükenmez veya dolma kalemle yazılan yazılardaki yanlışları düzeltmek için kullanılan sıvı veya şerit biçiminde kapatıcı
BARDAK

  1. [isim] Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılan kap
    • "Elim titredi, bardağı dudağımda güç tuttum." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [sıfat] Bu kabın alacağı miktarda olan
    • "Mustafa elinde iki bardak çayla içeri giriyor." (Ahmet Ümit)
  3. [ağızlardan] Toprak testi
ÇARDAK

Kelime Kökeni: Farsça çār + Arapça ṭāḳ

  1. [isim] Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak; alaçık
  2. Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer
    • "Evin bahçeye açılan tahta kapısının üstündeki çardakta koruklar sarkıyordu." (Oktay Rifat)
  3. Bakınız kameriye
    • "Çardağın boşluğuna girdiğimiz vakit durmuş, eliyle yanağımı sıkmış, çenemi okşamıştı." (Refik Halit Karay)
DAKİKA

Kelime Kökeni: Arapça daḳīḳa

  1. [isim] Bir saatlik zamanın altmışta biri
    • "Burada, kırk beş dakika kadar, elleri daima kelepçeli, bir koltukta bekleyiş veya bekletiliş." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bakınız an (I)
    • "Bundan sonra sizi her dakika arayacağım." (Cahit Uçuk)
  3. [matematik] Bir derecenin altmışta biri
MISDAK

Kelime Kökeni: Arapça miṣdāḳ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ölçüt
BOYDAK

  1. [isim, ağızlardan] Yükü olmayan yaya
  2. Bekâr yaşayan kimse
  3. Başıboş, işsiz güçsüz kimse
  4. Çocuksuz kadın
KUNDAK

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb.
    • "Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  2. Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm
    • "Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi." (Yaşar Kemal)
  3. Arabalarda dingil yatağı
  4. [mecaz] Ara bozma, fitne, fesat
ADAKLI

  1. [sıfat] Adağı olan, adak adamış olan
  2. [isim, ağızlardan] Bakınız nişanlı
    • "Banı Çiçek … Bamsı Beyrek'in beşik kertme adaklısı, nişanlısı ve eşi olan kadın kahramandır." (Ziya Gökalp)
YARDAK

  1. [isim] Özellikle kötü işlerde yardım
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü