İçinde dak olan 6 harfli 10 kelime var. İçerisinde DAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dak olan kelimeler listesine ya da sonu dak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Dak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A D K
2 Harfli Kelimeler
AD, AK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SADAKA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣadaḳa
-
[isim]
Karşılık beklemeden ihtiyaç sahiplerine, fakirlere verilen para, mal vb.
- "Sen bana niye söylemedin? Sadaka verirdik, adak adardık."
-
Dilenciye verilen para
-
[isim]
Karşılık beklemeden ihtiyaç sahiplerine, fakirlere verilen para, mal vb.
- DAKSİL
-
-
[isim]
Daktilo, bilgisayar, tükenmez veya dolma kalemle yazılan yazılardaki yanlışları düzeltmek için kullanılan sıvı veya şerit biçiminde kapatıcı
-
[isim]
Daktilo, bilgisayar, tükenmez veya dolma kalemle yazılan yazılardaki yanlışları düzeltmek için kullanılan sıvı veya şerit biçiminde kapatıcı
- BARDAK
-
-
[isim]
Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılan kap
- "Elim titredi, bardağı dudağımda güç tuttum."
-
[sıfat]
Bu kabın alacağı miktarda olan
- "Mustafa elinde iki bardak çayla içeri giriyor."
-
[ağızlardan]
Toprak testi
-
[isim]
Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılan kap
- ÇARDAK
-
Kelime Kökeni: Farsça çār + Arapça ṭāḳ
-
[isim]
Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak; alaçık
-
Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer
- "Evin bahçeye açılan tahta kapısının üstündeki çardakta koruklar sarkıyordu."
-
Bakınız kameriye
- "Çardağın boşluğuna girdiğimiz vakit durmuş, eliyle yanağımı sıkmış, çenemi okşamıştı."
-
[isim]
Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak; alaçık
- DAKİKA
-
Kelime Kökeni: Arapça daḳīḳa
-
[isim]
Bir saatlik zamanın altmışta biri
- "Burada, kırk beş dakika kadar, elleri daima kelepçeli, bir koltukta bekleyiş veya bekletiliş."
-
Bakınız an (I)
- "Bundan sonra sizi her dakika arayacağım."
-
[matematik]
Bir derecenin altmışta biri
-
[isim]
Bir saatlik zamanın altmışta biri
- MISDAK
-
Kelime Kökeni: Arapça miṣdāḳ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ölçüt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ölçüt
- BOYDAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Yükü olmayan yaya
-
Bekâr yaşayan kimse
-
Başıboş, işsiz güçsüz kimse
-
Çocuksuz kadın
-
[isim, ağızlardan]
Yükü olmayan yaya
- KUNDAK
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb.
- "Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım."
-
Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm
- "Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi."
-
Arabalarda dingil yatağı
-
[mecaz]
Ara bozma, fitne, fesat
-
[isim]
Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb.
- ADAKLI
-
-
[sıfat]
Adağı olan, adak adamış olan
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız nişanlı
- "Banı Çiçek … Bamsı Beyrek'in beşik kertme adaklısı, nişanlısı ve eşi olan kadın kahramandır."
-
[sıfat]
Adağı olan, adak adamış olan
- YARDAK
-
-
[isim]
Özellikle kötü işlerde yardım
-
[isim]
Özellikle kötü işlerde yardım