İçinde cık olan 9 harfli 22 kelime var. İçerisinde CIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında cık olan kelimeler listesine ya da sonu cık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KALKANCIK

  1. [isim, biyoloji] Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça
HARMANCIK

  1. [isim] Bursa iline bağlı ilçelerden biri
GICIKLAMA

  1. [isim] Gıcıklamak işi
PUSULACIK

  1. [isim] Üstüne hatırlanması gereken notlar yazılan, kendinden yapışkanı olan küçük kâğıt
HAYVANCIK

  1. [isim] Ancak mikroskopla görülebilen çok küçük hayvan
  2. Bakınız hayvancağız
    • "Isırması ve tırmalaması bol olan hayvancık, yalnız insanlara karşı değil, kendi cinslerine karşı da merhametsiz ve sertti." (Sâmiha Ayverdi)
ACIKILMAK

  1. [nesnesiz] Acıkma işine konu olmak
    • "Bu saatte acıkılır mı?"
VICIKLAMA

  1. [isim] Vıcıklamak işi
USULLACIK

  1. [zarf] Bakınız usulcacık
    • "Yağmurlu günlerde eve yani saçağın altına gece yarısından sonra ortalıktan el ayak çekilince gelir, usullacık yataklarımıza girerdik." (Selim İleri)
ACIKLILIK

  1. [isim] Acıklı olma durumu
KIBRISCIK

  1. Bakınız Kıbrısçık
KANCIKLIK

  1. [isim] Kancık olma durumu
  2. [mecaz] Kancıkça davranış
    • "Kahramanlıkları bir kaba ihtiras, yiğitlikleri bir kancıklık olabilirdi." (Tarık Buğra)
BURACIKTA

  1. [zarf] Çok yakın bir yerde
    • "Ben şimdi buracıkta tarağımı düşürmüşüm, gördünüz mü?" (Osman Cemal Kaygılı)
ACIKTIRMA

  1. [isim] Acıktırmak işi
ÇABUCACIK

  1. [zarf] Bakınız çabucak
    • "Nezlenin bu pis kurnazlığına çabucacık kanıveririz." (Nâzım Hikmet)
BAĞCIKSIZ

  1. [sıfat] Bağı olmayan, bağsız
    • "Bağcıksız ayakkabılarla yürümenin bu kadar uygunsuz olduğunu yeni anlıyor gibiydim." (Fahri Erdinç)
YILDIZCIK

  1. [isim] Küçük yıldız
    • "İstiyorum ki binlerce yıldızcık parlasın, göz alıcı bir fiziki hadise vuku bulsun!" (Refik Halit Karay)
ŞURACIKTA

  1. [zarf] Yakın ve belirli bir yerde
    • "Hemen, şimdi, şuracıkta, gece yarısı bizi evlendireceksin!" (Refik Halit Karay)
USULCACIK

  1. [zarf] Bakınız usul (III)
    • "Bir ara, yemek için sofaya giderken şaşı kıza usulcacık fısıldadı." (Orhan Kemal)
  2. Belli etmeden; usullacık, yavaşçacık
    • "Başını usulcacık kaldırmak istedi." (Refik Halit Karay)
YUMUŞACIK

  1. [sıfat] Hoşa giden, istenilen yumuşaklıkta olan, çok yumuşak olan
    • "Huyu da ipeksi saçları gibi yumuşacıktı." (Erendiz Atasü)
MEYDANCIK

  1. [isim] Küçük meydan
    • "Tıpkı Kafkasya’daki gibi burada da köyün altındaki meydancıkta kemençeye benzer bir aletin sesine uyarak etekleri savrula savrula hançer, kılıç oyunları oynuyorlardı." (Şevket Süreyya Aydemir)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü