İçinde br olan 5 harfli 22 kelime var. İçerisinde BR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında br olan kelimeler listesine ya da sonu br ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DOBRA

Kelime Kökeni: Bulgarca

  1. [sıfat] Bakınız açık sözlü
  2. Anlaşılır
    • "Açık, dobra sualleriyle karşısındakinin en azından keyfini kaçırır." (Emine Işınsu)
  3. [sıfat] İyi, güzel olan
BRANŞ

Kelime Kökeni: Fransızca branche

  1. [isim] Bakınız kol (I)
SUBRA

Kelime Kökeni: Fransızca sous-bras

  1. [isim] Bakınız koltukluk
ZEBRA

Kelime Kökeni: İtalyanca zebra

  1. [isim] Tek parmaklılardan, ata benzeyen, derisi çizgili, Afrika'da yaşayan memeli hayvan (Equus zebra)
İBRAZ

Kelime Kökeni: Arapça ibrāz

  1. [isim] Ortaya koyma, gösterme, meydana çıkarma
İBRET

Kelime Kökeni: Arapça ʿibret

  1. [isim] Kötü bir olaydan alınması gereken ders, uyarıcı sonuç
    • "Gören göze ibret vardır her şeyde." (Âşık Veysel)
  2. [sıfat, ağızlardan] Çirkin, kötü, acayip
BRÖVE

Kelime Kökeni: Fransızca brevet

  1. [isim] Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi
    • "Birkaç yıl sonra 1935’te Türkkuşu kurulmuş ve Sabiha Gökçen Atatürk’ün yalnız rızası değil, teşviki ile de ilk Türk kızı olarak planörcü, paraşütçü ve sivil pilot brövelerini almıştır." (Burhan Göksel)
CİBRE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Sıkılıp suyu alınan üzüm vb. meyvelerin posası
    • "Ezdik, suyun bir kısmını bir fıçıya ve iki şişeye, sulu cibreyi de diğer bir fıçıya koyduk." (Süleyman Edip Balkır)
İBRİK

Kelime Kökeni: Arapça ibrīḳ

  1. [isim] Su koymaya yarayan kulplu, emzikli kap
    • "Maden ibrikler büyük bir sanatla yapılırdı." (Falih Rıfkı Atay)
KOBRA

Kelime Kökeni: Fransızca cobra

  1. [isim, hayvan bilimi] Kobragillerden, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok zehirli, kızıl, esmer ve sarı renklerde bir tür yılan; gözlüklü yılan, Hint kobrası (Naja)
    • "Kocasının kolu beline bir kobra gibi dolanmış, ince kaburgalarını birbirine geçirecek gibi sıkıyordu." (Halide Edip Adıvar)
  2. [askerlik] Dörtçekerli, lastik tekerlekli, hem karada hem suda gidebilen, keşif ve ileri gözetleme görevlerinde kullanılan, dokuz personel taşıyabilen zırhlı araç
GÜBRE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde; kemre
    • "Dünyanın masrafını yapmış, bahçeye araba araba toprak ve gübre taşıtmıştır." (Tarık Buğra)
BRONŞ

Kelime Kökeni: Fransızca bronche

  1. [isim, anatomi] Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları
    • "Sigara öksürüğü diye bir tanım tıpta yoktur fakat sürekli bronş zararına bağlı olarak oluşmuş aşina oldukları öksürük vardır." (İsa Altın)
BRONZ

Kelime Kökeni: Fransızca bronze

  1. [isim] Bakınız tunç
  2. [sıfat] Bu maddeden yapılan
    • "Kazanlar, bronz buluntular arasında çokluk bakımından ilk sırayı alır." (Murat Öztürk)
GEBRE

  1. [isim] Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese
    • "Gebre, kıldan, hamam kesesine benzer yapılmıştır." (Cahit Külebi)
BRAVO

Kelime Kökeni: İtalyanca bravo

  1. [ünlem] "Aferin, yaşa" anlamlarında beğeni bildiren bir söz
    • "Arif ayağa kalktı, 'bravo Hurşit ağabey' diyerek alkışlamaya başladı." (Mehmed Niyazi)
OMBRA

Kelime Kökeni: İtalyanca ombra

  1. [isim] Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya
OMBRE

Kelime Kökeni: Fransızca ombré

  1. [isim] Bakınız krepe balyaj
OBRUK

  1. [isim] Yer altı suyunun karbondioksit ile birleşimi sonucu oluşan karbonik asit nedeniyle toprağın çökmesi sonucu oluşan derin çukur
  2. İçinde su biriken çukur yer, doğal kuyu. 3. Yüksek dağlarda yazın bile karı erimeyen mağara
  3. Yüksek dağlarda yazın bile karı erimeyen mağara
  4. [sıfat, matematik, fizik] Bakınız içbükey
  5. [sıfat] Çukurları olan, engebelik
    • "Obruk bir tarla."
  6. [sıfat] Çok yemek yiyen, çok iştahlı (kimse)
ABRAŞ

Kelime Kökeni: Arapça abraş

  1. [sıfat] Alaca benekli
  2. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı)
  3. Çarpık, eğri, düzgün olmayan
  4. Ters, kaba, görgüsüz (kimse)
  5. [ağızlardan] Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse)
    • "... rengi belli olmayan kısık ve yorgun gözler, yanak çukurlarında mürekkep lekeleri gibi keskin gölgelerin oyduğu ve buruşturduğu çentikli, soluk ve abraş bir yüzde onu görmek ve tanımak zahmeti çekiyordu." (Peyami Safa)
  6. [isim, ağızlardan] Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık
  7. [isim] Bakınız alaca hastalığı
    • "Melek ilk olarak önceden abraş hastası olan adamın yanına geldi." (Şule Çakmak)
  8. [isim] Dokuma malzemelerinin kötü boyanmalarından dolayı üzerlerinde açık veya koyu lekeler görünen, deseni bozuk halı
GABRO

Kelime Kökeni: İtalyanca gabbro

  1. [isim, jeoloji] Amfibol, piroksen, olivin vb. renkli minerallerden oluşan bir tür iri taneli kaya
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü