İçinde bel olan 9 harfli 36 kelime var. İçerisinde BEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bel olan kelimeler listesine ya da sonu bel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
B E L
3 Harfli Kelimeler
BEL, LEB
2 Harfli Kelimeler
BE, EL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BELİTLEME
-
-
[isim]
Belitlemek işi
-
[mantık]
Tümden gelişimci bir bilime esas olacak belit sistemi
-
[isim]
Belitlemek işi
- BELLETMEK
-
-
[-e]
Bir şeyi öğrenmesini sağlamak
- "Sina Çölü'nde Türk milletinin bir ikinci destanı daha var ki her Türk çocuğuna belletmek lazım gelir."
-
[-e]
Bir şeyi öğrenmesini sağlamak
- BELLETMEN
-
-
[isim]
Okul pansiyonlarında görevli oldukları günlerle sınırlı olmak üzere, yatılı öğrencilerin eğitim öğretim ve gözetimleri ile ilgili iş ve işlemleri yürüten öğretmen; belletici, belletici öğretmen
- "Güzide ile Mutlu onu sakinleştirmeye çalışıyorlar. Derken çıkıp geliyor Nihal belletmen, alıp götürüyor Yeşim'i."
-
[isim]
Okul pansiyonlarında görevli oldukları günlerle sınırlı olmak üzere, yatılı öğrencilerin eğitim öğretim ve gözetimleri ile ilgili iş ve işlemleri yürüten öğretmen; belletici, belletici öğretmen
- BELKEMİĞİ
-
-
[isim, mecaz]
Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölüm; omurga
- "Belkemiği Anadolu Türklüğü olan bir millî devlet kurmalıyız."
-
[isim, mecaz]
Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölüm; omurga
- BELÇİKALI
-
-
[isim]
Belçika’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
Belçika’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
- BELİRTİLİ
-
-
[sıfat]
Belirtisi olan
-
Belirtilmiş olan, belirli kılınan
-
[sıfat]
Belirtisi olan
- BELİRTMEK
-
-
[-i]
Belirli duruma getirmek, açıklığa kavuşturmak; tebarüz ettirmek
- "Üzüntülerini, kırgınlıklarını dudak büküp susarak belirtir."
-
[-i]
Belirli duruma getirmek, açıklığa kavuşturmak; tebarüz ettirmek
- HARABELİK
-
-
[isim]
Harap olmuş yer
-
[isim]
Harap olmuş yer
- TABELASIZ
-
-
[sıfat]
Tabelası olmayan
-
[sıfat]
Tabelası olmayan
- TECRÜBELİ
-
-
[sıfat]
Bakınız deneyimli
- "Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var."
-
[sıfat]
Bakınız deneyimli
- BELAGATLİ
-
-
[sıfat]
Belagati olan; beliğ
-
[sıfat]
Belagati olan; beliğ
- DEBELENME
-
-
[isim]
Debelenmek işi
- "Gözünden bir damla yaş dökmek için uzun uzun gözlerini sıkmaya, içini doldurmak için inleyip debelenmeye başladı."
-
[isim]
Debelenmek işi
- DEBDEBELİ
-
-
[sıfat]
Bakınız görkemli
- "Mustafa bu debdebeli hayata ilk defa giriyordu."
-
[sıfat]
Bakınız görkemli
- İŞKEMBELİ
-
-
[sıfat]
İşkembesi olan
-
İçinde işkembe bulunan (çorba, yemek)
-
[sıfat]
İşkembesi olan
- DEBELENİŞ
-
-
[isim]
Debelenmek işi
- "Artık kapanan taarruz devresinin bu son debelenişleri de böylece eriyip gitti."
-
[isim]
Debelenmek işi
- BELİRTKEN
-
-
[isim]
Bir özlü sözle birlikte kullanılan işaret
-
[isim]
Bir özlü sözle birlikte kullanılan işaret
- DARBELEME
-
-
[isim]
Darbelemek işi
-
[isim]
Darbelemek işi
- BELGİLEME
-
-
[isim]
Belgilemek işi
-
[isim]
Belgilemek işi
- RAHİBELİK
-
-
[isim]
Rahibe olma durumu
-
Rahibenin görevi
-
[isim]
Rahibe olma durumu
- BELİRLEME
-
-
[isim]
Belirlemek işi; tayin, tespit, teşhis
- "Bunları kesin olarak belirlemeye çalışalım."
-
[isim]
Belirlemek işi; tayin, tespit, teşhis