İçinde bel olan 9 harfli 36 kelime var. İçerisinde BEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bel olan kelimeler listesine ya da sonu bel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Bel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

B E L

3 Harfli Kelimeler

BEL, LEB

2 Harfli Kelimeler

BE, EL, LE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BELİTLEME

  1. [isim] Belitlemek işi
  2. [mantık] Tümden gelişimci bir bilime esas olacak belit sistemi
BELLETMEK

  1. [-e] Bir şeyi öğrenmesini sağlamak
    • "Sina Çölü'nde Türk milletinin bir ikinci destanı daha var ki her Türk çocuğuna belletmek lazım gelir." (Falih Rıfkı Atay)
BELLETMEN

  1. [isim] Okul pansiyonlarında görevli oldukları günlerle sınırlı olmak üzere, yatılı öğrencilerin eğitim öğretim ve gözetimleri ile ilgili iş ve işlemleri yürüten öğretmen; belletici, belletici öğretmen
    • "Güzide ile Mutlu onu sakinleştirmeye çalışıyorlar. Derken çıkıp geliyor Nihal belletmen, alıp götürüyor Yeşim'i." (Aysel Nusret)
BELKEMİĞİ

  1. [isim, mecaz] Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölüm; omurga
    • "Belkemiği Anadolu Türklüğü olan bir millî devlet kurmalıyız." (Atatürk)
BELÇİKALI

  1. [isim] Belçika’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
BELİRTİLİ

  1. [sıfat] Belirtisi olan
  2. Belirtilmiş olan, belirli kılınan
BELİRTMEK

  1. [-i] Belirli duruma getirmek, açıklığa kavuşturmak; tebarüz ettirmek
    • "Üzüntülerini, kırgınlıklarını dudak büküp susarak belirtir." (Necati Cumalı)
HARABELİK

  1. [isim] Harap olmuş yer
TABELASIZ

  1. [sıfat] Tabelası olmayan
TECRÜBELİ

  1. [sıfat] Bakınız deneyimli
    • "Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
BELAGATLİ

  1. [sıfat] Belagati olan; beliğ
DEBELENME

  1. [isim] Debelenmek işi
    • "Gözünden bir damla yaş dökmek için uzun uzun gözlerini sıkmaya, içini doldurmak için inleyip debelenmeye başladı." (Lâtife Tekin)
DEBDEBELİ

  1. [sıfat] Bakınız görkemli
    • "Mustafa bu debdebeli hayata ilk defa giriyordu." (Aka Gündüz)
İŞKEMBELİ

  1. [sıfat] İşkembesi olan
  2. İçinde işkembe bulunan (çorba, yemek)
DEBELENİŞ

  1. [isim] Debelenmek işi
    • "Artık kapanan taarruz devresinin bu son debelenişleri de böylece eriyip gitti." (Necip Fazıl Kısakürek)
BELİRTKEN

  1. [isim] Bir özlü sözle birlikte kullanılan işaret
DARBELEME

  1. [isim] Darbelemek işi
BELGİLEME

  1. [isim] Belgilemek işi
RAHİBELİK

  1. [isim] Rahibe olma durumu
  2. Rahibenin görevi
BELİRLEME

  1. [isim] Belirlemek işi; tayin, tespit, teşhis
    • "Bunları kesin olarak belirlemeye çalışalım." (Abdülhak Şinasi Hisar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü