İçinde bel olan 8 harfli 50 kelime var. İçerisinde BEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bel olan kelimeler listesine ya da sonu bel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Bel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

B E L

3 Harfli Kelimeler

BEL, LEB

2 Harfli Kelimeler

BE, EL, LE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TEBELLEŞ

  1. [sıfat, ağızlardan] İstenmediği hâlde, birinden veya bir yerden ayrılmayan, gitmeyen, musallat olan
BELLETEN

  1. [isim] Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi
TEMBELCE

  1. [zarf] Tembel bir biçimde; tembelcesine
BESBELLİ

  1. [zarf] Açık bir biçimde
    • "Açlığını kim duyar eğri ovaların, yanık dağların / Ölülerin duymadığı besbelli" (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
  2. Anlaşıldığına göre, anlaşılıyor ki
    • "Bu sonsuzluğun içinde işte besbelli sen de kendini kaybederek apışıp kalmışsın." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
TEBELLÜR

Kelime Kökeni: Arapça tebellur

  1. [isim, eskimiş] Bakınız billurlaşma
  2. Bakınız belirme
BELEDİYE

Kelime Kökeni: Arapça belediyye

  1. [isim] İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt; uray, şehremaneti
  2. Bu örgütün bulunduğu bina
    • "Daha belediyeyi dönmüş dönmemiştim ki beynimden vurulmuşa döndüm." (Tarık Dursun K)
BELMOPAN

  1. [isim] Belize'nin başkenti
DÜMBELEK

Kelime Kökeni: Farsça dunbek

  1. [isim] Ağzına deri gerilmiş, çanak biçiminde, darbukaya benzer bir tür çalgı; dümbüldek
    • "Biri avurtlarını şişirip dümbelek çalmaya, diğeri zurna üflemeye başlar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [sıfat] Anlayışsız ve sersem (kimse)
EBELEYİŞ

  1. [isim] Ebelemek işi
KALUBELA

Kelime Kökeni: Arapça ḳālū + belā

  1. [isim, din bilimi] İslam inancına göre, ruhlar yaratıldığında Allah'ın "Ben sizin Tanrı'nız değil miyim?" sorusuna ruhların verdikleri "evet" cevabı
  2. [mecaz] Çok eski zaman
BELERTME

  1. [isim] Belertmek işi
BELGESİZ

  1. [sıfat] Belgesi olmayan
TUBELESS

Kelime Kökeni: İngilizce tubeless

  1. [sıfat] Bakınız içsiz
DEFİBELA

Kelime Kökeni: Arapça defʿ + belā

  1. [isim, eskimiş] Başa gelen belayı savma
BELLİSİZ

  1. [sıfat] Belli olmayan, bilinemeyen
    • "Ne kumaştan olduğu bellisiz murdar birer entari..." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
BELGİSİZ

  1. [sıfat] Bakınız belirsiz
ENGEBELİ

  1. [sıfat] Engebesi olan, engebesi çok olan; arızalı
    • "Keşfedilmiş Amerika'yı yeniden keşfetmek üzere çıktığım uzun, engebeli, uykusuz yolculuklarımda Halim'in gözleri sulandı." (Adalet Ağaoğlu)
BELİRTKE

  1. [isim] Bakınız amblem
  2. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü
    • "Yalın bir söyleyişin altında hemen hep çözümsüz kalan birtakım belirtkeler göze çarpıyor." (Selim İleri)
  3. [dil bilimi] Bakınız gösterge
BELİRMEK

  1. [nesnesiz] Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak; tezahür etmek
    • "Yarı yola yaklaştığında, köprünün karşı ucunda, ona doğru gelen bir karaltı belirdi." (Ayşe Kulin)
  2. Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak; tebellür etmek
    • "Kafasında günden güne çeşitli düşünceler, çeşitli kaygılar beliriyordu." (Orhan Hançerlioğlu)
  3. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak; tebarüz etmek
    • "Bunun akabince bir toz belirdi kim ne benzer evvelkine!" (Vasfi Mahir Kocatürk)
TEBELLÜĞ

Kelime Kökeni: Arapça tebelluġ

  1. [isim] Bildirimi alma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü