İçinde bel olan 8 harfli 50 kelime var. İçerisinde BEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bel olan kelimeler listesine ya da sonu bel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
BEL, LEB
2 Harfli Kelimeler
BE, EL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEBELLEŞ
-
-
[sıfat, ağızlardan]
İstenmediği hâlde, birinden veya bir yerden ayrılmayan, gitmeyen, musallat olan
-
[sıfat, ağızlardan]
İstenmediği hâlde, birinden veya bir yerden ayrılmayan, gitmeyen, musallat olan
- BELLETEN
-
-
[isim]
Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi
-
[isim]
Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi
- TEMBELCE
-
-
[zarf]
Tembel bir biçimde; tembelcesine
-
[zarf]
Tembel bir biçimde; tembelcesine
- BESBELLİ
-
-
[zarf]
Açık bir biçimde
- "Açlığını kim duyar eğri ovaların, yanık dağların / Ölülerin duymadığı besbelli"
-
Anlaşıldığına göre, anlaşılıyor ki
- "Bu sonsuzluğun içinde işte besbelli sen de kendini kaybederek apışıp kalmışsın."
-
[zarf]
Açık bir biçimde
- TEBELLÜR
-
Kelime Kökeni: Arapça tebellur
-
[isim, eskimiş]
Bakınız billurlaşma
-
Bakınız belirme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız billurlaşma
- BELEDİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça belediyye
-
[isim]
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt; uray, şehremaneti
-
Bu örgütün bulunduğu bina
- "Daha belediyeyi dönmüş dönmemiştim ki beynimden vurulmuşa döndüm."
-
[isim]
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt; uray, şehremaneti
- BELMOPAN
-
-
[isim]
Belize'nin başkenti
-
[isim]
Belize'nin başkenti
- DÜMBELEK
-
Kelime Kökeni: Farsça dunbek
-
[isim]
Ağzına deri gerilmiş, çanak biçiminde, darbukaya benzer bir tür çalgı; dümbüldek
- "Biri avurtlarını şişirip dümbelek çalmaya, diğeri zurna üflemeye başlar."
-
[sıfat]
Anlayışsız ve sersem (kimse)
-
[isim]
Ağzına deri gerilmiş, çanak biçiminde, darbukaya benzer bir tür çalgı; dümbüldek
- EBELEYİŞ
-
-
[isim]
Ebelemek işi
-
[isim]
Ebelemek işi
- KALUBELA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳālū + belā
-
[isim, din bilimi]
İslam inancına göre, ruhlar yaratıldığında Allah'ın "Ben sizin Tanrı'nız değil miyim?" sorusuna ruhların verdikleri "evet" cevabı
-
[mecaz]
Çok eski zaman
-
[isim, din bilimi]
İslam inancına göre, ruhlar yaratıldığında Allah'ın "Ben sizin Tanrı'nız değil miyim?" sorusuna ruhların verdikleri "evet" cevabı
- BELERTME
-
-
[isim]
Belertmek işi
-
[isim]
Belertmek işi
- BELGESİZ
-
-
[sıfat]
Belgesi olmayan
-
[sıfat]
Belgesi olmayan
- TUBELESS
-
Kelime Kökeni: İngilizce tubeless
-
[sıfat]
Bakınız içsiz
-
[sıfat]
Bakınız içsiz
- DEFİBELA
-
Kelime Kökeni: Arapça defʿ + belā
-
[isim, eskimiş]
Başa gelen belayı savma
-
[isim, eskimiş]
Başa gelen belayı savma
- BELLİSİZ
-
-
[sıfat]
Belli olmayan, bilinemeyen
- "Ne kumaştan olduğu bellisiz murdar birer entari..."
-
[sıfat]
Belli olmayan, bilinemeyen
- BELGİSİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız belirsiz
-
[sıfat]
Bakınız belirsiz
- ENGEBELİ
-
-
[sıfat]
Engebesi olan, engebesi çok olan; arızalı
- "Keşfedilmiş Amerika'yı yeniden keşfetmek üzere çıktığım uzun, engebeli, uykusuz yolculuklarımda Halim'in gözleri sulandı."
-
[sıfat]
Engebesi olan, engebesi çok olan; arızalı
- BELİRTKE
-
- BELİRMEK
-
-
[nesnesiz]
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak; tezahür etmek
- "Yarı yola yaklaştığında, köprünün karşı ucunda, ona doğru gelen bir karaltı belirdi."
-
Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak; tebellür etmek
- "Kafasında günden güne çeşitli düşünceler, çeşitli kaygılar beliriyordu."
-
İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak; tebarüz etmek
- "Bunun akabince bir toz belirdi kim ne benzer evvelkine!"
-
[nesnesiz]
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak; tezahür etmek
- TEBELLÜĞ
-
Kelime Kökeni: Arapça tebelluġ
-
[isim]
Bildirimi alma
-
[isim]
Bildirimi alma